Sınava Doğru...1
Haftaya bu zamanları iple çekiyorum. Off.
Bu stres beni yemeden bi bitse...
Hayırlısıyla...
-Anne
-Efendim.
-Ya burnum kanarsa?
-Kanamaz inşallah annem.
-Annem yaa...
-Efendim annem
-Ya çok sıkışırsam?
-Aman annem aklına getirme böyle şeyleri
-Çağırma bak çağırma kuzum tamam mı?
-Konsantrasyonun tam sağlanacak bak inan bana.
-Tereyağdan kıl çeker gibi bitecek.
-Anne bu sene olmazsa ben bi daha bu kadar istekli çalışamam
-Emeklerin boşa gitmeyecek annem inan bana.
Diyorum demesine de içim içimi yiyor bi bitseydi hayırlısıyla...
Of Allahım yardım et noolursun.
Nerdesin sihirli değnek????
17 Mart 2013 Pazar
Seviyorum Bu Ankara Dizilerini... :)
An itibariyle bizim sitede çekim var.
Sitemiz meşhurladı. :D :D :D
Sitemiz meşhurladı. :D :D :D
Grafiker...
http://meltemsozer.com/
Çok güzel işlere imza atan Meltem Sözer'i tanımak mutluluk verici...
Çok güzel işlere imza atan Meltem Sözer'i tanımak mutluluk verici...
Nazan BEKİROĞLU' NDAN...
ÇÖL İLE BAŞLASIN BU HİKAYE
Her hikayenin bir başlangıcı, bir gelişmesi ve bir de sonu var.
Nokta ile başlar nokta ile biter hikaye. Sonra cümle. Bir cümle daha. Bir daha cümle.
Çöl ile başlasın mı bu hikâye?
Çöl ile başlasın bu hikaye.
Çünkü çölün merhametli kalbinde su her şey anlamına gelir de, yemin, on biri Yusuf’un rüyasına giren yıldızın üzerine edilir. Ve Yusuf, Züleyha’nın düşüne de gerçeğine de çölden gelir. Ve Yakub da Yusuf’a çölden gelir.
Susuzluğuyla çöller gezer aşık; öyle ki, Yusuf da, Züleyha da, Yakub da, hepsinin yolu çölden geçmektedir. Kervanın da, ceylanın da yolu, çölden geçmektedir.
Kervan yorgun, ceylan vurgun. Çölde yıldız damlaları. Bir yanı dağ bir yanı deniz çölün. Bir yanı fırtına bir yanı kum.
Ve üzerindeki gökten çölün, ışıklar saçarak gösterişli bir kuyruklu yıldız geçiyor. Geriye bıraktığı, sürüklenen bir iz ve bütün ırmaklardan daha mavi bir ırmağa düşen yansıma. Bir kez de yerde yaratılıyor. Sonra, sonsuza değilse de, sonuna değin görünmez oluyor.
Çöl ile başlasın bu hikaye.
Çünkü başlangıçta susan çöl, üzerinden geçenden geriye, bir ölüm bırakmıyorsa eğer, bir hikaye bırakıyor. Ve bütün bahaneler çölün sırtına kalsa da, kalbinin bir köşesi kedere dokunan hiçbir hikaye nedensiz yazılmıyor. Çölün aşka bahanesi var! Yoksa, çölün bahâ nesi var?
Uzak gibi görünse de, çöl, her hikayeye yakın. Bu hikaye de çöl ile başlasın. Çünkü başlarken susar çöl, ama söylenebilecek her şey onun esrarında gizlice yer alır. Çünkü ırmaklar kendi derinliklerinde boğulurken çöller de kendi susuzluklarında kavrulmaktadır.
Üstelik kendi hikayesini de, çöl, kendi yazmaktadır.
Avut beni ey çöl, hikayenle oyala!
Ne acı!
Yine de çölle başlasın bu hikaye. Çöl ile başlıyor da, kim bilir nasıl bitecek bu hikaye? Şaşılacak kadar eksik kalmayacak mı yine de, bitti zannedilen hikaye?
Benden İnciler:
Çöl;
karşısında dilim tutulup bir şey söylemeden sadece baktığım yer...
Denizlerden okyanuslardan kilometrelerce uzak olmasına rağmen hala daha içinden deniz kabukları toplanabilen yer...
Ne zaman kaybettin elindekileri?
Ne zaman geldin bu hale.
İçimdeki çölü anlatmak için bu yazıyı okumalıymışım demek ki...
Nazan Bekiroğlu iyi ki yazmış yoksa düşüncelerimde kalacaktı bu sözler...
Benden İnciler:
Çöl;
karşısında dilim tutulup bir şey söylemeden sadece baktığım yer...
Denizlerden okyanuslardan kilometrelerce uzak olmasına rağmen hala daha içinden deniz kabukları toplanabilen yer...
Ne zaman kaybettin elindekileri?
Ne zaman geldin bu hale.
İçimdeki çölü anlatmak için bu yazıyı okumalıymışım demek ki...
Nazan Bekiroğlu iyi ki yazmış yoksa düşüncelerimde kalacaktı bu sözler...
Venedik Peggy Guggenheim' ın yatırımları sayesinde canlanmış, hareketlenmiş.
http://www.youtube.com/watch?v=nJwD6iqD6ho
"Ailesinden gelen varlığı, o dönem için çok sıra dışı bir hayat sürdürmekte kullanan ve kendinden sonrası için vakfeden Peggy Guggenheim' ın hayatı, sanat aşığı bir iş kadını Ayşegül Dinçkök ile ekrana taşınıyor. Ayşegül Dinçkök, Peggy Guggenheim'ın sanata gönlünü verdiği Venedik sokaklarında tarihi bir kez daha canlandırıyor.
Sanayiyle özdeşleşen soyadını, bir modern sanat kurumuna devşiren Peggy Guggenheim' ın sıra dışı yaşam öyküsü, Ayşegül Dinçkök' ün sunumuyla Kentler ve Gölgeler'de."
Venedik görüntüleri çok güzel. Canı Venedik isteyip de gidemeyenler için Eskişehir birebir. Eskişehir' imiz de bizim Venedik' imiz. :)))
Benden İnciler:
Eskişehir çekimleri bana ait. 10.05.2011 okulumuzla gittiğimiz güzel bir Eskişehir gezisinden.
Tarihin Arka Odası - Osmanlıda Coğrafya,Haritacılık ve Piri Reis Haritaları
Bir Program bu kadar mı zevkle izlenir?
Ümit Yaşar OĞUZCAN' dan...
MİLYON KERE AYTEN
Ben bir Ayten' dir tutturmuşum
Oh ne iyiAyten 'li içkiler içip
Sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten' li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi?
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun
Ümit Yaşar OĞUZCAN
16 Mart 2013 Cumartesi
Steve JOBS... Hayatı çizgi roman oluyor...
Steve Jobs'un hayatı çizgi roman oluyor 2011 yılında hayatını kaybeden ünlü CEO' nun hayatı mangaya konu olacak. Steve Jobs' un hayatı çizgi roman oluyor] 2011 yılında pankreas kanserinden ölen Apple'ın CEO' su Steve Jobs' un hayatı çizgi roman oluyor. Jobs' un hayatı Japonya'da manga olarak yayımlanacak. Mari Yamazaki mangayı Jobs'ın hayat hikayesini anlatan Walter Isaacson imzalı kitaba bağlı olarak çizecek.
15 Mart 2013 Cuma
Samiha AYVERDİ' den
http://www.samihaayverdi.org/bestelenmis-eserleri.html
“...Hakikat denilen tılsım, gökyüzünde uçuşan kuşlar gibidir.
Onları avlayacak silâh, yollarına kurulacak ökse olmadığı için çok defa bir görür bir kaybederiz...”
Onları avlayacak silâh, yollarına kurulacak ökse olmadığı için çok defa bir görür bir kaybederiz...”
İstanbul Geceleri’nden
“Seferim var, seferim var....
Dıştan içe seferim var.
Bir eyyam gideyim, cihandan göçeyim,
candan geçeyim....
Seferim var, seferim var...
Yanıma yanaşma, derdime sataşma;
sorma hâlimi,
bilen bir Allah...
Seferim var,seferim var...
Bırak gideyim, gideyim,
kendimi geçeyim; tâ yanına varınca,
kapına ulaşınca....
Seferim var, seferim var...
Dur deme duramaz oldum;
dünyâya sığamaz oldum.
Yıldız yıldız atlayım,
yeri göğü aşayım,
sen önüme düşeli,
önü ardı olmayan
seferim var, seferim var...”
HANCI’dan
LÂ. Sonsuzluk Hecesi... Nazan BEKİROĞLU' NDAN
Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs’tan, Âdem’le Havva’nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdem’de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.
Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım
Ne zaman ki, kalmak için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem’le Havva’nın yanına bir de Habil’le Kabil’i ekledim. O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini.
Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: LÂ.
İLLÂ, dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim.
Nazan BEKİROĞLU'ndan Gül Vurgunu...
Gül vurgunu
Asırlarca kim bilir kaç cengaver kumandanın ruhuna sinmiş fetih duası. Davet yangını.
Gel!
Asırlarca kim bilir kaç cengaver kumandanın ruhuna sinmiş fetih duası. Davet yangını.
Gel!
Ama İstanbul nazlı.
Her defasında çağıranla çağırılan arasında kalın bir sis perdesi. Sislerin ardındasın. Ses ver orada mısın?
Ses yok. Orada değil.
Ses yok. Orada değil.
Kaç yarım kalan rüya, kaç gerçekleşmeyen muştu.
Gün gelir sis dağılır, perde kalkar aradan. Görünür “Beldetün Tayyibetün”.
Eksiği sağ tarafta, demek ki giderek küçülen bir Cemaziyel-evvel mahı altında. Fatih’in kaderi İstanbul, İstanbul’un kaderi Fatih, irade-i külliye içinde eriyen irade-i ciziyye.
Genç bir Mehmed’dir, adının sonu D ile biten.
Genç Mehmed davet eden, İstanbul davete icabet eden.
Genç Mehmed Fatih, İstanbul fethedilen.
Yedi tepeden biri üzerine kurulmuş herhangi bir cami penceresinden nasıl göründüğü henüz bilinmeyen kent: Konstantiniyye.
Genç Mehmed, ne ürkek ne korkulu, ne şaşkın ne tedirgin. Hayal ufukları hakikatin sınırından uzakta. Abartılı yaşantı her zaman vurgun değil, arkasında görünmezin orduları oldukça. Mucize, kapılarını ancak kendisine inanana açar.
Arkada ne var? Kapılar. Aç kapıları, ardında ne var?
Arkada Mekke’nin fethi müjdelenmek üzere kendisine Sure inen Peygamber var. “Gerçekliği tasdik olunan rüya”. Fethin en canlı günlerinde genç Mehmed’in, içinin ateş bahçelerini Fetih Suresi’nin ayetlerini okuyarak serinlettiği muhakkak. “Sana öyle bir fetih verdik ki”.
Arkada ne var? Arkada hadis var. “Konstantiniyye elbet bir gün feth olunacaktır…”
Arkada genç Mehmed’in bizatihi kendisine duyduğu inanç var. Hepi topu 21 yaşında bir delikanlı. Ama? Mucize kapılarını ancak kendisine inanana açar!
Arkada: “Beldetün tayyibetün”. Ebcedle 857′ye tekabül etmekte. 857? Yani 1453. Yani, ihbarat-ı bilgayb.
Fetih Suresi de tekti, hadis de. Adının sonu D ile biten gencecik bir Mehmed gibi.
Kuvveden fiile çıkan ezel sevinci.
Tuludan evvel gönle doğan inşirah.
“Kalbe sevinç koyan” aydınlık, kandillerin ziyası. Gülbank-ı kudümlerle fethe giren gül duası.
“Sana ne imkan verdiğimizi hesab et”, şimdilik meçhul bir kabrin müstakbel ve muhtemel sevinci üzerinde açan üç ateş gülü.
Baharın son günlerinde bir bardak şerbet serini.
Erguvan mevsimi çoktan geçmiş. Aksayanlar kenti terk etmiş. İstanbul en fazla gül mevsiminde İstanbul. Gül mevsimi en fazla İstanbul’da gül mevsimi. Evvel yazılıp da ahir gelecek olan için yer açılmış özenle. Fatih İstanbul’a, İstanbul Fatih’e ve İstanbul güle teslim.
Kulelerine, kubbelerine, türbelerine ve kalbine. Gül düşürülmüş yekpare bir fetih külliyesi İstanbul bu mevsimde. İstanbul gül mevsiminde tamamlanmış bir fetih.
Genç Mehmed aşık, İstanbul maşuk. İstanbul’un gönlüne daha ne düşebilirdi ki?
Fetheden ve fethedilen arasındaki her öykü gibi genç Mehmed’le İstanbul arasındaki de bir aşk öyküsü. Bu yüzden bu vurgunun baş refakatçisi gül.
Son gün gelir, tamamlanır hikaye.
Bir goncanın güle dönüş vakti kadar ani.
Bir goncanın güle dönüşü için geçen zaman kadar ağır ve beklemeli.
Bir gül öyküsü olan İstanbul fethi. Bir sanduka üzerine eğilmiş billur bir avize. Yedi tepeden her hangi biri üzerine kurulmuş sur içi bir cami hücresinden nasıl göründüğü artık bilinen belde.
İstanbul Fatih’in yitik gülü. Üzerinden zaman geçmiş en büyük bir yitiği bulanın sevinci, İstanbul fethi. Fatih, gül yorgunu yeniden. Gül vurgunu aniden.
Bu yüzden onca minyatürde en çok gül koklamak yakışıyor ona. Fatih İstanbul’un gönül hanesinde, İstanbul Fatih’in gül hanesinde.
Çok gül koklamış olsa da, gül hanesine kaydettiği son gül İstanbul olmalı Fatih’in, vasiyet gereği: “İslambol’u aç gülzar yap”.
İstanbul’u Fatih’ten dinledik hep, bir de Fatih’i İstanbul’dan sormalı.
Birikim...
"
Herkes bir şey biriktirir hayatında
Kimi mal mülk kimi araba,
Kimi pul toplar ömrü boyunca
Kimi deniz kenarındaki kabukları...
Yaşlandıkça değişse de biriktirir yine insan
Atamaz kutuları, kapakları...
Ben hata biriktirdim gözyaşlarımda,
Atamadığım duygularımla...
Ne mülk ne araba.
Ben kendimi biriktirdim yetsin diye bana..."
Herkes bir şey biriktirir hayatında
Kimi pul toplar ömrü boyunca
Kimi deniz kenarındaki kabukları...
Yaşlandıkça değişse de biriktirir yine insan
Atamaz kutuları, kapakları...
Ben hata biriktirdim gözyaşlarımda,
Atamadığım duygularımla...
Ne mülk ne araba.
Ben kendimi biriktirdim yetsin diye bana..."
14 Mart 2013 Perşembe
Yaaa offff yeni bir eve taşınmış gibiyim.
Google chrome silindi yeniden yüklendi, tuhaf bişeye benzedi bu internet.
Sevmedim.:/
Bilmediğim her şeye tıklamanın sonucu bu.
Sevmedim.:/
Bilmediğim her şeye tıklamanın sonucu bu.
Hayırlı olsuuuuun Virüslendim...
Virüse çare yok öyle her paylaşıma hoop diye tıklarsam olacağı bu işte.
Facebookum fena halde virüslendi. Şu anda dondurdum.
Facebook um açılıncaya kadar galiba burası çok hareketli olacak.
Facebookum fena halde virüslendi. Şu anda dondurdum.
Facebook um açılıncaya kadar galiba burası çok hareketli olacak.
13 Mart 2013 Çarşamba
Gökyüzünde Duman Duman Bulutsun...
Kaçıncı yüzyıldayız iletişim nerelere geldi insanlık hala dumanla anlaşıyor.
Ya biz Papayı bugün seçemedik arkadaş yarın bakarız demek bu kadar zor mu? :)
Ya biz Papayı bugün seçemedik arkadaş yarın bakarız demek bu kadar zor mu? :)
Güzelmiş...
Hayatta bir
gidenler vardır, bir de kalanlar.
Bir de her ikisini de yapamayıp, tam ortada duranlar
Ne gitmek, ne de kalmak..
En zoru budur işte.
Ne bir bekleyenin kalır geride,
Ne de umutla beklediğin biri, önünde…
Bir de her ikisini de yapamayıp, tam ortada duranlar
Ne gitmek, ne de kalmak..
En zoru budur işte.
Ne bir bekleyenin kalır geride,
Ne de umutla beklediğin biri, önünde…
Kendi Çapımda Beyin Fırtınam...
Bu evlilik programlarını çıkaranları naapmalı yaa.
Yaşlı başlı insanlar izliyor asıl bu programları.
Nüfus yaş ortalaması da yüksek ya reytingleri ondan yüksek heralde. :P
Yaşlı başlı insanlar izliyor asıl bu programları.
Nüfus yaş ortalaması da yüksek ya reytingleri ondan yüksek heralde. :P
12 Mart 2013 Salı
Reha Muhtar'dan ...
Doğru Söze Ne Denir?
OKULDA ÖĞRETİLMEYEN 50 KURAL...
***Pazar günü kitapçıda gezinirken Charles Skyes’ın “Okulda Öğretilmeyen 50 Kural” kitabını görünce, hemen aldım...
Bir koşu eve gelip açtım kitabı...
Skyes okulda öğretilmeyen 50 kuralı şöyle sıralıyordu:
“1) Hayat adil değildir... Alışın...
2) Gerçek dünya, kendinize duyduğunuz saygıyı okulunuz kadar önemsemeyecek... Sizin kendinizi iyi hissetmeden önce, bir şeyler başarmanızı bekleyecek...
3) Kusura bakmayın; üniversiteden mezun olur olmaz ayda beş bin dolar kazanmayacaksınız... Başbakan da olmayacaksınız... Şirket arabanız olmayacak... Hatta üzerinizde ünlü bir markanın etiketi bulunmayan, sıradan bir takım elbiseniz olacak...
4) Henüz bir şeylere sahip olmanız gerekmiyor...
5) Babacığınız ne derse desin, siz bir prenses değilsiniz...
6) Hayır; hayal ettiğiniz bir şey olamazsınız...
7) Öğretmeninizin katı olduğunu düşünüyorsanız, henüz patronunuzla tanışmadınız demektir...
8) Göbeğiniz o kadar ilginç değil, hayatınızı onu inceleyerek geçirmeyin...
9) Okul kazanan ve kaybeden herkesi mezun etmiş olabilir... Hayat öyle yapmaz...
10) Yaşam, beden eğitimi öğretmeninizin inandığının aksine, daha çok bir yakan top oyunu gibidir...
11) Mezun olduktan sonra, oyun parkındaki sanal rakiplere karşı yarışmayacaksınız...
12) Küçük düşmek yaşamın bir parçasıdır... Alışın...
13) NBA’ye giremeyeceksiniz... O yüzden para harcamayı bırakın ve şu egonuzdan kurtulun...
14) Sürtük gibi görünmek size yetki sağlamayacak...
15) Hamburgercide çalışmak saygınlığınızı yitirmenize neden olmaz...
16) Aileniz ve küçük kardeşiniz, düşündüğünüz kadar utanç verici değiller... Asıl utanç verici olan nankörlük, kabalık ve somurtkanlıktır...
17) Anne ve babanız siz doğmadan önce, şimdi oldukları kadar sıkıcı değillerdi... Sizin faturalarınızı ödeyerek, sizi etrafta gezdirerek, eğitiminiz için para biriktirerek, odanızı temizleyerek, sizin onlara ne kadar idealist olduğunuzu anlatmanızı dinleyerek böyle oldular...
18) Hayat dönemlere bölünmez ve siz yazları tatilde değilsiniz...
19) İşleri berbat ederseniz siz sorumlusunuz... Bu anne ve babanızın hatası değil...
20) Sigara içmek sizi havalı göstermez, garip gösterir...
21) Alındınız mı bu söze?..
22) Mağdur falan değilsiniz... Sızlanmayı bırakın...”
“23) Bir gün büyümek ve ailenizin evinden ayrılmak zorunda kalacaksınız...
24) ‘Özünde kim olduğun önemli değil... Seni yaptıkların tanımlar’ sözünün ne kadar doğru olduğuna inanman gerekkiyor...
25) Metamatik sizin ne düşündüğünüzü önemsemez...
26) Hayatı yargılayıcı olmamayı öğrenmelisin...
27) Cinsel organlarınız düşünce sisteminiz için engel, karar vermeniz için araç değildir...
28) Birileri izliyor olabilir...
29) İki yüzlülükle başa çıkmayı öğrenin...
30) Sıfır hoşgörü eşittir sıfır sağduyu...
31) Çıplak insanlar gerçek hayatta farklı görünürler...
32) Televizyon gerçek hayat değildir...
33) İneklere iyi davranın... Bir gün onlar için çalışmak zorunda kalabilirsiniz...
34) Kazananların yaşam felsefeleri vardır... Kaybedenlerin de...
35) Eğer kalçanız genişledikçe genişlemişse, bunu suçu Mc Donald’s ve Big Mac değildir... Eğer sigara içiyorsanız bunun suçlusu da Joe Camel değildir...
36) Ölümsüz değilsiniz...
37) Bağlantıda olmak, cahil olmadığınız anlamına gelmez...
38) İnsanlarla konuşurken gözlerinin içine bakın...
39) Siyah-beyaz filmlerde gördüğünüz insanlar, gerçekte hayatta renkliydiler... Ve siz doğduğunuz gün dünya dönmeye başlamadı...
40) Çevrenin karmakarışık beyin yıkama faaliyetlerine karşın, net ve mantıklı bir şekilde düşünmeyi öğrenin...
41) Şu yaşadıklarınızı yaşayan ilk ve tek insan siz değilsiniz...
42) Yağı değiştirin...
43) Başkalarının başarılarının, sizi üzmesine izin vermeyin...
44) Meslektaşlarınız arkadaşınız olacak diye bir şey yok... Arkadaşlarınız da aileniz değil...
45) Yetişkinler sizin yaşınızda olmanın ne kadar korkutucu olduğunu unuturlar... Sadece şunu unutmayın; Bu da geçecek...
46) Etrafınızdaki insanlara dikkat edin...
47) Kusursuz değilsiniz... Olmak zorunda da değilsiniz...
48) Kendinize yaşamınızın öyküsünü anlatın... Bir amacınız olsun...
49) Teşekkür etmeyi unutmayın...
50) Fırsatınız varken keyfini çıkartın...”
***
11 Mart 2013 Pazartesi
10 Mart 2013 Pazar
Karınca Yemi...
Bilmem binanın eskiliğinden, bilmem bereketten, evimizi kendilerine uygun görmüşler ki bir anda karıncalar bastı. Hoş gelmiş sefa gelmişler ama;
bu kadar da olmaz ki bir an önce önlem almalıyım. Yoksa evin her tarafını maazallah mutfağı dahi sararlar.
Önlemlerin en başında aklıma karınca yemi geldi.
Oğluma hemen -Annem bi karınca yemi kap gel de çarelerine bakalım !!!! dedim.
Karınca yemi diyince aklına ne geldi bilmiyorum ama bana o kadar garip baktı ki...
Hele sorduğu soru çok hoştu.
-Anne karınca yemiyle naapıcaz besleyecek miyiz?
Cevabım kesin ve netti:
-Evet oğlum besleyip büyütücez...
Sonrası mı? Kahkaha tabii.
Galiba karınca yemini ilk defa duyuyordu canım kuzum benim yaa...
9 Mart 2013 Cumartesi
8 Mart 2013 Cuma
7 Mart 2013 Perşembe
Babama
Sen hayatta olsaydın her şey bambaşka olurdu...
Bir baba gittiğinde;
Arkanı yaslandığın duvar
Sabahları sıcak ekmek
Okul harçlığı otobüs bileti
Ciğerinden bir parça gider
Gider de gider...
En sinirli anında bile
Dudağının kenarında bir gülümseme
Bayramda öpülecek el
Çocuklarımızı sırtında taşıyan
O sevimli dede gider
Gider de gider...
Bir içten "oğlum kızım" sözünün sahibi
İnatçı bir siyasetçi
Koca bir beden
Çocuk bir yürek
Anneyle yapılan lüzumsuz tartışmalar
Heyecanlı bir taraftar
Çalışkan bir "Adam" gider
Gider de gider...
Bir sarılmaya bir çift söze bile
Fırsat vermez Azrail
Vakit geldiği zaman
Sadece baban değil
Atan gider
Canın gider
Kanın gider
Gider de gider...
Dolmaz boşluğu kısa zamanda
Hep bir ses ararsın bir nefes
Bir anahtar tıkırtısı
Yanlış bir iş yapınca
Gözünün içine bakılmasını
Ama sadece beklersin...
Çünkü;
Bir baba gittiğinde
Sadece baban değil;
Bir dostun
Bir arkadaşın
Bir sırdaşın
Bir öğretmenin
Bir ustan
Bir yanın gider
Gider de gider...!
Arkanı yaslandığın duvar
Sabahları sıcak ekmek
Okul harçlığı otobüs bileti
Ciğerinden bir parça gider
Gider de gider...
En sinirli anında bile
Dudağının kenarında bir gülümseme
Bayramda öpülecek el
Çocuklarımızı sırtında taşıyan
O sevimli dede gider
Gider de gider...
Bir içten "oğlum kızım" sözünün sahibi
İnatçı bir siyasetçi
Koca bir beden
Çocuk bir yürek
Anneyle yapılan lüzumsuz tartışmalar
Heyecanlı bir taraftar
Çalışkan bir "Adam" gider
Gider de gider...
Bir sarılmaya bir çift söze bile
Fırsat vermez Azrail
Vakit geldiği zaman
Sadece baban değil
Atan gider
Canın gider
Kanın gider
Gider de gider...
Dolmaz boşluğu kısa zamanda
Hep bir ses ararsın bir nefes
Bir anahtar tıkırtısı
Yanlış bir iş yapınca
Gözünün içine bakılmasını
Ama sadece beklersin...
Çünkü;
Bir baba gittiğinde
Sadece baban değil;
Bir dostun
Bir arkadaşın
Bir sırdaşın
Bir öğretmenin
Bir ustan
Bir yanın gider
Gider de gider...!
(Alıntı)
6 Mart 2013 Çarşamba
Aynı Anda İki Farklı Resim Yapan Adam - The guy at the Same Time Makes T...
Hiç inanasım gelmedi ama ?????
5 Mart 2013 Salı
4 Mart 2013 Pazartesi
FUNDA ARAR-CAMDAN KALP
Camdan Kalp
Yar senin hediyen, bir gönül ağrısı
Ah ölüm olmalı, yok aşk değil adı
Aşk bizi terketti, ah ne gelir elden
Dertli bağrımda camdan bir kalp var
Artık dönsen de geçmez ki bu kırıklar
Sen gittin yastığımda kokun misafir kaldı
Gözlerimden haylaz yağmurlar yağdı
Ayrılık mı sen mi yoksa sevda mı
Hangisi sebebim olur
Dertli bağrımda camdan bir kalp var
Artık dönsen de geçmez ki bu kırıklar
Sen gittin yastığımda kokun misafir kaldı
Gözlerimden haylaz yağmurlar yağdı
Ayrılık mı sen mi yoksa sevda mı
Hangisi sebebim olur
Şebnem Ferah - İyi Gün Dostlarım
İYİ GÜN DOSTLARIM
Hangi gün hangi an üzülsem ağlasam
Halime güldünüz
Ne yapsam ne etsem olmadı anlayan
Aşkı çok gördünüz
Çekilin yanımdan gelmeyin üstüme
İyi gün dostlarım tutmayın elimden
Hangi gün bir an omuz arasam
Uzakta oldunuz
Ne yapsam ne etsem olmadı anlayan
Dostluğu çok gördünüz
Çekilin yanımdan gelmeyin üstüme
İyi gün dostlarım tutmayın elimden
Tutmayın elimden
Müzik – Söz: Şebnem Ferah
3 Mart 2013 Pazar
Bir Çocuk Gözlerine Bakar, Arkan Dönüktür...
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
W. Sheakespeare
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















