16 Temmuz 2013 Salı

Eveeeeetttt...


Günaydın mı desem tünaydın mı bilemedim?...
:)))))))))))))))))))))
Aman olsun ben iyi dileklerimi ileteyim yine de...
İyi günleeeer... :)))))))))))))))))))
Bugün de başladık günümüze...
Hava çok güzel serin serin toprak kokusunu çamların akşam yağan, yoğun yağmurla yıkanmış yaprakların mis kokusunu ciğerlerime çektim geldim. :) Ortalık çam kokuyor.
Köpeklerimizin suyuna nasıl bir vicdan sigara izmariti atar bilmiyorum. Kabını yıkayıp, temizleyip sularını tazeleyip geldim. Yine miskin miskin uyuyorlardı... :)
Bugün yapılacak işlerim var...
Biraz sonra kalkmalıyım bilgisayarın başından... :/

Vouvvv... Yaşasıııınnnn...


10000 görüntüleme olmuş... :))))))))))))))))))))
Çok güzeeeelll... :))))))))))))))))))

Yaşasııınnn...

1 Ay sonra bolca gezeceğim... Tuuuriiissstttt olacağım. :)))
Yaşasıııınnn...

GOKSEL BAKTAGIR - DALGALAR


Huzur...

Sınav Dönemi Biiiittttiiiiii...

Hayırlısıyla tercihlerimizi yaptık...
Şükürler olsun bittiiii...

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Bunlar resim değil, gerçek! Foto galerisi

Artık Akşam Olmak Üzere...

7. Gün de bitmek üzere...
Sıcak, sıcak derken yağan yağmurla serinledik...

Anlamadım ki...

Bugün Niye Böyle?
Ne bir hareket etme isteği, ne de bir şeyler yapma hevesi...
.. .. .. .. .. .. .. ..
0 0 0 0 0 0 0 0
Esneme işareti nedir bilmiyorum bu da benim esneme işareti icadım...
Uykuluyum sanırım...

Teşekkürler Selin...




En güzel, en faydalı, en şık, en, en, en göz dolduran, gönüllere taht kuran paylaşımlarıyla Selin GENCER' e teşekkürlerimle. :)
Başarılı paylaşımlarının devamını dilerim.

Betül AŞKAR

Kahraman TAZEOĞLU' ndan...

"Bazen en iyi seçim vazgeçmektir.
 Yola yine devam edersin ve hayat sana vazgeçtiklerinle değil,
 seçtiklerinle ilgilenme kararlılığını öğretir.
 Çünkü geriye bakarak ileriye yürüyemezsin..."

Kahraman TAZEOĞLU' nun bambAŞKa adlı kitabından...

Perdesiz Gitar ile Kürdi Saz Semaisi "Eski Sokak"

CEM KARACA - ALLAH YAR

Bence de...


Haklısın Akrepçim... Piki...
:)

Günaydınlar...


Kuru sıcak bir sabaha, gürültülü bir sabaha uyanıp mantolama işinin 
bir an önce bitmesi için dua etmek. İşte öyle...

The World Without Mobile


Hayatımızda mobil cihazlar olmasaydı ne olurdu?...
:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Tweetler çok hoş...

Güzel Sözmüş...


Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi.

14 Temmuz 2013 Pazar

Ahahahaaaaa... İyiymiş...


Su içmek oruç bozmazmış... Kim mi demiş habere bakın:
İranlı imam Ayetullah Esedullah Beyat Zencani'nin, susuzluğu giderecek kadar su içmenin orucu bozmayacağı yönündeki fetvası ortalığı karıştırır...

Nasıl da...

Dünyayı dar etmişiz kendimize...
Hayatı, yaşamayı, nefes almayı unutmuşuz...
Tamam hayat bir bütün kabul ediyorum da her gün de mi amaçsız olur?
Hüzün dolu olur?...
Söylenmekle geçen bir ömür bir daha gelmeyecek günler, yaşananları değiştiremeyecek olaylar...
Kabul et ve yaşamaya bak...
En güzel söz bu...
Önce gülümse...
Arkası gelecek nasılsa...
:)))))))))))))))))))))))))))))

Candan  Sözler' den Alıntı...

Günaydınlar...


Kuş sesleriyle uyandım ama geç olduğu için yürüyemedim bu sabah...
Kuş seslerinin güzelliğini alt üst eden yan bloktaki 
duvar mantolama gürültüsü yüzünden rahatsız olmak çok kötü...
Bir de iskelenin en yukarısında sanki düz yolda yürüyormuş gibi 
rahat tavırları olan ustaları görmek sinir bozucu. 


AYTEN ALPMAN SEN BENİM ŞARKILARIMSIN

Ne Ayıp Yaaa...

Ayh... Davulcu bari ramazanın son günlerine yaklaşsaydık hemen bugünden gelinir mi? 
Hem ne o öyle 3 tane dan dan dan yaptığın işi hak et yaaa.
Ayıp ama artık...

Birhan KESKİN' den...

Çocukluğumdan gelirken düştüğüm
O keskin virajdan
Sürüklendiğim bu vakte dek
Sıkıca tuttuğum
Kırık dökük inançlarım bile
Ölmek üzere.


Birhen KESKİN

Fatih Erkoç - Anı { İnce İnce } 25.12.2011

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Fatih Erkoc - Gitme


Ne güzel söylemiş... 

Fatih Erkoç - Üzgünüm Leyla

Ben Hiç Bir Şeyi...

Çirkinleştirmedim çok şükür...
Çirkinleştirenler çirkinletirdikleriyle kaldılar...
Allah büyük...

Rihanna - Man Down

Rihanna - Where Have You Been

Selena Gomez - Come & Get It

Mabel Matiz - Aşk Yok Olmaktır [HQ]

Bence Yanılıyorsun...


Hiç bir enerjim yok akrepçim. Pozitif de değilim negatif de bugün nötr. 
Kimseye karşı da olumlu-olumsuz hiç bir tavrım yok.
İşte öyle...

Bugün Öylesine Bir Gün İşte...


Hava güzel, ılık, güneşsiz hafif esintili, biraz yağmur çiselemesi... Yürüyüş için idealdi yürüdüm ve geldim. Akşam hazırlığı tamam gibi saatler yaklaşınca son rötuşlar yapılır o da tamam...
Bugün de diğerlerinden farksız öylesine bir gün işte...
Değişen sadece günler...
Pek bir şey de yok aslında...

Tarkan - Firuze

AJDA PEKKAN - Kalbe Dolan O İlk Bakış - 2012 TSM Albüm - İLK DEFA


Off harika olmuş...

Mabel Matiz - Sultan Suleyman ( Aysel'im 2013 )


Sabır öylece kaldı da...
Sabredeni söyle kim aldı...
:/

12 Temmuz 2013 Cuma

Kabe'den Canlı İftar Görüntüleri...

Kabe Gece

Ahahahaaaaaaaaaaa... :))))))))))))


Kendince sebepleri varmış... :)))))))))))))))))))))))

Kuzucuuummmm...



Emeklerin boşa gitmedi inşallah bebeğim benim...
Sadece bu yıl çalıştığın kitaplar bunlar...
Kolay kazanılmıyor insanın istediği yer öyle değil mi?...
Bebişim benim...

Ben Sana Bayıllldımmm... :))))....O2: Be more dog


Ne tatlı kedisin sen kuzuuuuu...

Başkadır Yurdum İnsanı... :))))))))))


1-)Çorabının kirli olup olmadığını koklayarak anlar..
2-)Bulmacalarda adam kadın farketmeden herkese sakal bıyık çizer.
3-)Misafirliğe gelen çocuğa ''Sen burda kal da bizim oğlumuz ol'' der.
4-)Şampuan bittiği zaman çoğaltmak için içine su döker.
5-)Otobüste yaşlılara yer vermemek için uyuyor numarası yapar.
6-)Göremeyeceği halde geçen ambulansın içine bakmaya çalışır.
7-)Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu denk getirir.
8-)6 aydır fırçalanmayan diş dişçiye giderken ayıp olmasın diye mutlaka fırçalayarak gider.
9-)Bi şey ikram edilince kibarlık olsun diye "çok sağol" diyerek reddedip ısrar gelmeyince aç kalır.
10-)Sinirini oraya buraya vurarak atmaya çalışırken yumruk attığı duvar yüzünden parmaklarını kırar.
11-)Öğretmeninden azar işiten çocuk gider bütün olanı biteni babasına söyler ve üzerine de öğretmen baba tarafından dövülür.
12-)Herkesin evinin buz dolabında , yumurtalık kısmında kurumuş bir yarım limon bulunur. Biliyorum bakın buz dolabınıza sizde de vardır.  : )))))))))

Tan - Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun ( TheSheqerGirl )


Şimdi Alem Fm de, Funda Özkalyoncuoğlu' nun programında dinledim harika söylemiş...

Uzayda Saç Yıkamak Nasıl Oluyor?... :))))))))))))))))))))


Çok ilginç saçlar sürekli yukarıda. :)))))))))))))))))))))

Ne Kadar da Güzelsiniz Siz...


:)))))))))))))))))))))))

Aman Ne Kadar Sıcak!...

Offf. Bu kadar sıcaklık varken, zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamak lazım.
Evin içinde bile sıcaklık etkiliyken dışarısı alev alev yanıyor sanki...

Ahahahaaaaaaaaaaaaaaa.... :)))))))))))))))))))


Gidiş yolu da mı yanlış?... :)))))))))))))))))))))

Değerli Cümleler' den...

Benimle konuştun, benimle gülümsedin. Şimdi bunları bu kadar çabuk unutabiliyor olmandan nefret ediyorum. 

Dear John / 2010

11 Temmuz 2013 Perşembe

Sibel Can Küsmeyin Geceler

Sibel Can -- KADER (Sen Bize Nazik Davranmadın) HQ

Bir Gün Daha Geçti...

Ramazan' ın 3. günü de geçiyor şurda 1 saatten az kaldı. 
Çocuklara diyorum ki:
-Ağzı dualı bir kanal açın annem de dinleyelim...
Bütün kanalları dolaşan hocalar dün bir kanalda izledik, önceki gün daha farklı kanalda...
:)))))))))
Bakalım bu hoca yarın hangi kanalda çıkacak diye gülüyoruz.
:)))))))))
Nerede hiç tv ye çıkmamış aşçılar var onlar çıkıp yemek yapıyor...
Nerede tv de program yapmayan hocalar var onlar kanal kanal gezip yorum yapıyor...
Nerede diyetisyenler var, sürekli haberleri dolaşıp onu yemeyin, bunu yemeyin konuşuyorlar.
Ramazan bereketi bu olsa gerek...
Ama eğlenceli bir bereket bu...

Tünaydınlar...


Bu saate kadar oooooo... Neler yaptım neler...
:))))))))))))))))))))))))

Galiba Yine...

Oturacağım sahura kadar. :)))))))))))))))))...

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Kahveeemmm...


İçtiiimmmm... :)))))))))))))))))))))))))))

HİLAL ÇALIKOĞLU enstrumental turk muzigi (oynatma listesi)


Ramazan ramazan güzel gidiyor...

Zaman Su Gibi...



Günler ne kadar uzun ama zaman ne kadar çabuk geçiyor öyle değil mi?

Şefimm Kulakların Çınlasın...

Ramazanda yaptığı yemek tarifleriyle, hoş sohbetiyle Şefimi hatırladım bugün. 
Bu 150 Kg. lık minik adam sayesinde çoğu yemeğin nasıl anlatıldığını öğrenmiştik bütün servis olarak kendisinden. İşin komik tarafı, ortada hiç bir malzeme olmamasına rağmen sanki kokusunu dahi hissettiren anlatımıyla Şefimiz bir taneydi. 
Daha sabah gelir gelmez o davudi sesiyle:
-Oofff of bu koca gün geçer mi ki? Akşam olsa da eve gitsek uyusak demesi hala kulaklarımda. :)))))))))))
Çocuklarım grip olup da izin istediğimde, ya da sevk aldığımda kızardı bana:
-Bakamadınız iki çocuğa mahfettiniz. Verin yetiştirme yurduna onlar sizden iyi bakar diye çıkışırdı.
-Yaa Şefim bünyeleri zayıf azıcık üşütünce hastalanıyorlar bir de yaşları yakın birbirine bulaştırıyorlar hastalığı. Diye kendimi savunurdum ağlamaklı.
-Şaka yaptım tamam tamam akşama kadar gelme bak çocuklarına bu arada sen de üşütme! derdi.
Çok şakacı, güler yüzlü ve her kesimden tanıdığı olan girişken, sosyal bir insandı...
Beşiktaş' lıydı Fenerli bir arkadaşı geldiğinde feci takılırdı. 
Ben ve iki arkadaşım daha yeni başladığımız için çalışmaya çok eğlence konusu olurduk. 
-Ben çoktaaan emekli olur giderim... Kimbilir hangi sahil kasabasında yazlığımın bahçesinden yetiştirdiğim domatesleri toplarken siz elinizde bastonla geleceksiniz işe.  
Derdi hep gülerek.
Kendi 150 kg. olmasına rağmen 50 kg lık Meliha Ablayla çok uyumlu bir çifttiler. (Maaşallah)
Adamcağız çok yemesin, dokunmasın daha da kilo almasın diye kahvaltıda azıcık yemesine müsaade ederdi Meliha Abla. Ama Şefim durur mu?
Yolda gelirken şarküteriye uğrar bal kaymak, peynir ve zeytin çeşitleri doldurur, pastırmaya kadar da dilimletir alır gelirdi hemen arkadaşlardan birini fırına gönderir taze ekmek aldırır mesaide karnını aynı zamanda bizleri de doyururdu. 
Eşinden korktuğunu pek belli etmek istemese de biz hissederdik. 
(Korku değil de sevgiyle karışık saygısından ve kibarlığından ve de bizi güldürmeye çalıştığından böyle davranırdı. Ben öyle anlardım. :))))))))))))))))))))))...) 
O cüssesiyle adamın bir esas duruşa geçişi vardı ki çok gülerdik. Ben bazen takılırdım.
Tam kahvaltının ortasında
Şefim Meliha Abla geliyor derdim. Gözleri faltaşı gibi açılır
-Hani nerde? Derdi.
Kahvenin yanında maden suyu içmeyi ben onda görmüştüm ilk. 
-Kızım ikisi bir arada olmazsa olmaz. Derdi. 
-Ismarlayacaksan kahvenin yanında maden suyu da olsun elini korkak alıştırma!...
Ahahahaaaaaaa...
Çayı bize kendi elleriyle demlerdi.
Hatta ben çok içiyorum bitiriyorum diye söylenirdi. 
- Sen çok çay içiyorsun. Demliğe suyu sen doldur derdi bana...
Bütün çalışanları olarak biz Onun kızları ve oğullarıydık.

Canım yaaa... 
Ne günlerdi. Şefim yaa.
Umarım sağlığınız yerindedir.
Ne kadar uzun zaman oldu sizden haber almayalı...

Davulcuyu Yakalarsam Naapiyim?... :))))))))))))))))))))))



Bizim davulcu nasıl bir davulcuysa artık bilemiyorum kendisini göremedik daha.
Yalnız iki gecedir davuluna üç kere vurup kaçıyor.
Ne mani var ne de bir kelime söz. :)))))))))))
Hayır Ramazanın sonunda bana bahşiş verin diye gelir kapıya sanki kendisi uyandırmış gibi. Ana cadde üzerinde oturduğumuz için sanki bir arabanın cd sine davul sesi kaydedilmiş onu çalıp geçiyor gibi hızla...
...
Video kaydı yapmayı düşünüyorum.
Davulculuğun şanını bitiren bu sahtekarı yakaliyciiim bir gün...
:)))))))))))))))))))))

Ahahahaaaaaaaaaa... :)))))))))))))))))


Ahahaaaaaaaaa... :))))))))))))))))))

Ebru Gündeş - Gönlümün Efendisi (2013)

Ahahahaaaaaa...


Bakış aşısı. :)))))))))))))))))))))))))))

Karamsarlık mı? Bazen...


E olacak o kadar akrepcim...
Karamsar demeyelim de umutsuz diyelim.
E ben de taştan değilim heralde dii mi?

Sıcak Havada Ramazan...

Babacığım rahmetlinin sıcak Ramazan günlerinde yaşadığı bir dizi komik olaylar vardı. 
Hepsi de hafızamda birer tatlı anı olarak kaldı. 
Ramazan hepimizin bildiği gibi çok hassas, çok ince, narin kırılgan bir ay...
Azami dikkat gerektiren kuralları var. 
Ve belli başlı ritüelleri...
Neyse ben yine babamla yaşadığımız ramazanlarımızdan bahsedeyim.
Müthiş bir sigara tiryakisi olan babam ramazan ayında çok zorlanırdı.
Özellikle uzun ve sıcak zamanlara denk gelen ramazan canım babam için baya zor geçerdi.
Yıl yıl hatırımdadır hep. Akşamüzeri mesai saati bitimlerinde kendince oyalanma metodları geliştiren bir yapısı vardı.
Ramazanın başında gazetelerden keserek yaptığı çekirdek külahlarının içine susamları doldurur, her gün hiç bıkmadan usanmadan fırına gider, cebine aldığı bir adet yumurtayla pidenin üstüne ekstradan yumurta ve susamını eklettirir öyle getirirdi eve. 
Ben de yaşadığımız yer ilçe olduğu için hemen her mahallede bulunan sokak çeşmelerinin hangisinin suyu daha lezzetlidir onları öğrenmiş bir çocuk olarak tam iftar saatine buz gibi kaynak suyunu yetiştirirdim.
Bazen babam eve erkenden gelir ve gün boyu durup, durup yıkanmış balkonu yeniden yıkamak isterdi. 
Elinde hortum  bana seslenişi hala kulaklarımdadır:
-Betül kızım iki kova getir.
Kovaların ne işe yarayacağını bilen ben hemen iki kovayı koştura koştura getirir elinde hortum, suyla oynayan çocuklar kadar şen babama verirdim. Geriden de gülerek bakardım. O zamanların modası olan incecik terlen kumaştan dikilmiş çizgili pijamasının paçalarını hiç kıvırmadan, doğrudan kovaların içine doldurduğu suya ayaklarını daldırır serinlemenin verdiği ferahlamayla mutlu mesut bakardı etrafına. Annemle atışmaları da olurdu bu arada.
-Yaa hiç değilse paçalarını kıvırır insan oldu mu şimdi?
-Olmaazz... Ayağımı sudan çıkarınca hemen kurumuyor böyle...
... :))))))))))))))))))))))) ...
Şimdi de hava sıcak, kuru, yakıcı baba bazen senin usulle balkon yıkıyorum ama senin yaptığın gibi komik olmuyor.
Pidelerin de üstünde çok susam yok neredeyse sayılı ve yumurtası yok...
Ah baba ahh... Senden sonra her şey öyle bir değişti ki...

Günaydııınnnlaaarrr...


Güzel bir yürüyüş sonrası hepimize günaydınlar...

2. Gün de Başladı Bakalım...

Sahurumuzu yapıp 2. güne başladık bakalım bugün nasıl geçecek... Zaman çok hızlı geçiyor...

KAYBOLDUM KAYBOLAN YILLAR İÇİNDE - MİNE GEÇİLİ



Kayboldum kaybolan yıllar içinde
Gönlümce bir zaman yaşayamadım
Ağladım mı güldüm mü
Yaşadım mı öldüm mü
Bir kısa gün gibi bir ömür geçti de anlayamadım
Her arzum, emelim içimde kaldı
Her çağda gnlümü bir hüzün sardı
Ağladım mı güldüm mü
Yaşadım mı öldüm mü
Bir kısa gün gibi bir ömür geçti de anlayamadım

.................... :. /

Beste: Metin Eryürek
Güfte: Metin Eryürek
Makâm: Hicâz
Usûl: Semâî
Form: Şarkı

Nİhavend Saz Semai -Refik Fersan -Hilal Çalıkoğlu.wmv

Yine Dünkü Gibi...

Bi gram uyku yok bekleyeyim bari sahura kadar...

Kahvesiz Olmaz!... :)


Mmmmm...
:))))))))))))))

YouTube Mix'i (oynatma listesi)

Ahahahaaaaaaaaaaa... :)))))))))))))))))))))


Buna sesli güldüm işte.
:)))))))))))))))))))))))))))
Ahahahaaaaaaaaaaaaaaaaaaa...

9 Temmuz 2013 Salı

Doyduk...

Çok şükür.
Önce gözümüz, sonra midemiz, daha sonra gönlümüz biraz sonra da ruhumuz doyacak inşallah...

Tam Zamanı :))))))))))))))))))))))...

:)

Şu Ana Kadar...

1- Acıkmadım...
2- Susamadım...
3- Beynim sallanıyor...
4- :)))))))))))))))))))))))
5- Galiba uyuyacağım.
     :))))))))))))))))))))))

Bana Hendek Atlatmak Zordur...


Sincap görmüş... :)))))))))))))))))))))))))))))))))

E Hangisine İnanacağız?

Ne olacak ki şimdi?

Bomba iddia! Türkiye fazla oruç tutuyor

ORUÇ ERKENE ALINDI?

İddiasını şöyle izah ediyor;

"Takvim hazırlayanlar büyük hatalara neden oldular. Akşamın alacakaranlığını akşam ve yatsı vakti olarak ikiye böleceklerine sadece akşam namazının vakti yaptılar ve yatsıyı gecenin ortasına kaydırdılar. Sabahın alacakaranlığını da seher vakti yani fecr-i kazib ve sabah namazı vakti olarak ikiye böleceklerine tamamını sabah namazı ve imsak vakti yapıp orucu ve namazı gecenin ortasına çektiler. Böylece fecr-i kazib ve seher vakti kayboldu. Oruç çok erkene alındı.İnsanlara uyku ve dinlenme vakti bırakılmadı."


Haber Kaynağı:
http://www.gazeteoku.com/frame.php?url=http://www.internethaber.com/bomba-iddia-turkiye-fazla-oruc-tutuyor-557506h.htm

Benden İnciler:
Niye hiç bir şey düzgün yapılmıyor?...
Biz neyin doğru olduğunu nasıl bileceğiz?

Ahmet HAKAN' dan...

Ben de istiyorum İhvan’ın direnmesini

-BEN de istiyorum: Yıllar önce Cezayir’de yaşanan 
Batı destekli zorbalığın bir yenisinin Mısır’da geçerli olmamasını, 
Mısır’daki zorbalığın direnişle boğulmasını...
-Ben de istiyorum: General Sissi denilen adamın
 dudaklarına kondurduğu mağrur gülümsemenin yüzünde patlamasını...
-Ben de istiyorum: İhvan’ın Adeviye Meydanı’nda 

soylu ve vakur bir şekilde direnerek zulme boyun eğmemesini...
-Ben de istiyorum: Zorbalara pabucun o kadar da ucuz 

olmadığının gösterilmesini...
-Ben de istiyorum: Zillet altında yaşamaktansa 

direnmenin tercih edilmesini...
-Ben de istiyorum: Şiddete başvurulmadan ama meydanları da 

asla boş bırakmadan direnişin kararlılıkla sürdürülmesini...
*
Fakat iki şey beni durduruyor:
BİR: İhvan’ın karşısında öyle bir “zalim” var ki... 

Ne demokratik direnişten anlıyor, ne barışçıl gösteri biliyor... 
Ne sivil itaatsizlik diye bir şey tanıyor, 
ne de direnme hakkı diye bir haktan haberdar... 
Karşısına dikilenleri, otomatik silahlarla taramayı en tabii hak 
olarak görüyor kendinde... Tarıyor, öldürüyor... 
Bunu dünyanın en doğal işini yapar gibi yapıyor... 
Suudi’sinden Katar’ına, Amerika’sından Avrupa’sına 
kimsenin kendisine “Hop” demeyeceğinden adı gibi emin... 
Böyle bir zulüm makinesine karşı sivil direnişe geçerek 
sonuç almak mümkün değil... 
Silahlı direniş ise daha beter bir sonuca yol açacak: İçsavaş... 
İşte bu gerçeklik nedeniyle şöyle gönül rahatlığıyla 
“Diren İhvan” diyemiyorum.
İKİ: Evimde oturmuş, bir şeyler atıştırırken, 

sosyal medya aracılığıyla “Mısır’da tek çare şahadet... 
Teslim olma, şehit ol Mısırlı kardeşim” diye mesaj yazmayı... 
“Ölsen de geri adım atma İhvan, diren sonuna kadar” 
diye tweet’ler atmayı çok ucuz buluyorum... 
Sonuçları itibariyle kişisel olarak beni zerre kadar etkilemeyecek 
bir ölüm kalım mücadelesine, 
İhvan’ı ve Mısır halkını davet etmeyi ayıp kabul ediyorum... 
İhvan’ı, her türlü silahlı güce sahip ve 
ondan da önemlisi adam öldürmeyi koyun boğazlamak kadar 
normal kabul eden bir ordunun karşısına dikilmeye çağırmayı, 
üstelik bunu rahat köşemden yapmayı, ahlaki olarak sorunlu buluyorum... 
İşte bu gerçeklik nedeniyle şöyle gönül rahatlığıyla 
“Diren İhvan” diyemiyorum.
*
Madem Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 
“Mısır darbesi 28 Şubat’a benziyor” dedi...
O halde ben de 28 Şubat üzerinden gideyim:
Rahmetli Erbakan Hoca...
-Zulümler gördü, haksızlığa uğradı.
-Partisi haksız biçimde kapatıldı.
-Zorbalıklara, hakaretlere, aşağılamalara maruz kaldı.
-Taraftarları öfkeden burnundan solur hale geldi.
Fakat Erbakan Hoca, bütün bunlara rağmen, 

zulmün en tepeye vardığı anda çıktı ve şunu dedi:
“Bu yapılanların insanlık tarihinde bir nokta kadar bile 

değeri ve önemi olmadığı görülecektir”.
Ardından da ekledi:
“Camiamıza sesleniyorum: Provokasyonlara uymayın, 

sokağa çıkmayın, dua edin”.
O zamanlar kızılmıştı Hoca’ya, 

“Ne yani? Hiçbir şey yapılmayacak mı?” diye...
Ama Hoca haklı çıktı:
28 Şubat zulmünün, bırakın insanlık tarihini, 

kısa Türkiye tarihinde bile bir nokta kadar değeri 
ve önemi olmadığı birkaç yıl içinde anlaşıldı.
*
Keşke İhvan Hareketi, gösterici katletmeyi dünyanın 
en doğal işi gibi gören Mısır’ın zalim ordusuna karşı...
Erbakan Hoca’nın tutumunu göz önünde bulundursa...
Ve sabırla, kansız, içsavaşsız bir zafere doğru koşsa...

Büyük oyunu bozalım

-İSTİYORLAR ki kendilerine oy verenler, 

farklı görüşlere değil, sadece kendilerine kulak versin.
-İstiyorlar ki tabanları sadece kendi uydurdukları komploları, 

yalanları bilsin, başka görüşlerle karşılaşmasın.
-İstiyorlar ki camide lıkır lıkır içki içildiği yalanının 

yalan olduğu asla ortaya çıkmasın.
-İstiyorlar ki kendilerine itiraz eden herkes 

“darbeci” ve “din düşmanı” olarak algılansın.
*
Ortaya birbiriyle teması kesmiş iki mahalle çıkmasından 
rahatsız olmamaları, herkesin kendi 
gettosuna çekilmesini teşvik etmeleri, 
toplumsal diyaloğun kopmasını mesele etmemeleri, 
“biz” ve “onlar” diye yırtınmaları, 
medyalarında cepheleşmeyi körüklemeleri, 
polarizasyonu daha da büyütmeleri falan...
Hep bu yüzden...

*
Gelin, bütün bir toplum olarak bu büyük oyunu bozalım:
Diyalog kuralım, anlamaya çalışalım, gettolarımıza 

çekilmeyi reddedelim, birbirimizi “düşman” olarak değil 
“farklı düşünen insanlar” olarak görelim, 
“Bizi başkalarından değil bizden dinleyin” diyelim, 
irtibatı asla koparmayalım, karşımızdakileri ya da 
yanımızdakileri “yekpare” görmeyelim, 
bir insanı bir partiye indirgemeyelim...  
Direnişin eseri: Gezi Parkı
-EĞER Kadir Abi, Gezi Parkı’nı çiçek gibi yaptıysa...
-Eğer Vali Mutlu, “Çok güzel oldu” diyorsa...
-Eğer parka ağaçlar, çiçekler ekildiyse...
-Eğer iş makineleri tasını tarağını toplayıp çekip gittiyse...
-Eğer park peyzajlarla donatıldıysa...
-Eğer parka kışla yapıp içine AVM yerleştirmek artık gündem dışıysa...
-Eğer bırakın bir ağacın sökülmesini, 

bir çiçeğin koparılması bile riskli hale geldiyse...
Hepsi ama hepsi...
Gezi direnişi yüzündendir. 

Emeği geçenler istedikleri kadar gururlanabilirler.
Yeryüzü iftarları
ANTİKAPİTALİST Müslümanlar, 
Galatasaray Lisesi’nden Gezi Parkı’na kadar 
kesintisiz iftar sofraları kurmak için yola çıkmışlar. 
“Azığını al gel” diyorlar.
“Bizim iftarımız sponsorsuz” diyorlar.
“Soframız inanana da, inanmayana da açık” diyorlar.
Ne güzel!
Sevdiren, nefret ettirmeyen/ birleştiren, 

ayrıştırmayan iftar sofralarına selam olsun. 
Medya ve katliam

ORDU, Mısır’da katliam yaptı.
Göstericilerin üzerine ateş açtı...
51 kişi katledildi.

*
Bu insanlık dışı olay karşısında...
Mısır’daki “darbe medyası” ne yaptı?
Ne yapacak?
Dünyanın her yerinde egemenlerin medyası neyi yapıyorsa onu yaptı:
Katliamı mazur gösterecek her türden 

hile ve desiseye sonuna kadar abanmak.
*
51 kişi, üzerlerine ateş açılarak alçakça katledilmiş...
Darbenin medyasının yaptıklarına bak:
-Katledilmiş insanların morglara sığmayan 

cesetlerini bir tarafa bırakıp yaralı askerlerle röportajlara yer veriyorlar.
-Artık nereden bulmuşlarsa eli silahlı 

iki adamın görüntüsünü bulmuşlar, döndürüp dolaştırıp onu yayınlıyorlar.
-“Askere silah sıkıldı, asker de göstericileri değil, 

teröristleri öldürdü” demeye getiriyorlar.
-“Önce askere ateş açıldı, asker de ateş açmaya mecbur kaldı” 

sonucunu herkese benimsetmek için yırtınıyorlar.
*
Müslüman Kardeşler ise Mısır’daki darbe medyasının 
bu alçaklıkları karşısında...
“Olayları BBC’den izleyin” diye mesaj veriyor.

O yapınca münferit,bu yapınca genel

PALALI adamlar sokağa çıkınca...
Bazı AK Partili yöneticiler, itiraz ettiler:
“Bunun bizimle ilgisi yok... Münferittir... Spontandır... 

Paladan yola çıkarak bizi suçlayamazsınız”.
Palalıların anında polis tarafından derdest edilmemelerini, 

çıkarıldıkları ilk mahkemede serbest bırakılmalarını bir tarafa bırakırsak...
Aslında haklı bir serzeniş...

*
Fakat bu serzenişte bulunanlar, 
Maltepe’de falan birileri başörtülü bir kadına alçakça saldırınca 
“münferit” falan dememişler, genelledikçe genellemişlerdi.
Geziciler, “Bunun Gezi direnişiyle ilgisi yok... Münferittir... Spontandır... 

Buradan yola çıkarak bütün 
Gezi direnişçilerini başörtülü görünce kudurmuş gibi 
saldıran azgınlar olarak gösteremezsiniz” dedikçe kulaklarını tıkamışlardı.
Demek ki neymiş:
Münferidi hiçbir zaman genellemeyecekmişsin...


Haber Kaynağı:
http://www.gazeteoku.com/frame.php?url=http://
hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=23683528

Yapma Bunu Bana. :))))))))))))))))))))))))...


Tatilmiş; ben demiyor muyum kimse tatilin adını anmasın, 
benim yanımda imada bile bulunmasın diye?
Eğlen hayatını yaşa, arkadaşlarınla tatile çık oldu bi sen biliyorsun zaten...
Akrepliğini yaptın gene biliyor musun?
Ben diyorum bu burç benim olamaz diye ama kimseyi inandıramıyorum...
Anne emin misin benim 1 Kasım da doğduğuma?
:))))))))))))))))))))))))

Tv. lerden Önce Blogumda...

Ramazan'da yanlış bilinenler!

Ramazan'da yanlış bilinenler!


Mebrur...

Dün otobüse binerken bir Arap telefonla konuşuyordu...
-Ramazan-ı Mebrur dedi...
Çok hoşuma gitti.
Mebrur un  kelime anlamının iyi bir şey olduğunu biliyordum ama sözlükten bulup paylaşmak istedim:

Peki Mebrur nedir ve ne anlama gelmektedir? 
Mebrur tanımı: Makbul, kabul anlamına gelir. 
Arapça bir kelimedir. 
İsim olarak da kullanılır. 
Mebrur’un anlamları arasında beğenilmiş, hayırlı ve yararlı kelimeleri de sayılır.

Vaauvv... Bunu da Beğendim. :)))))))))))))


Türkiye' de ki üniversitelerin sıralaması...

Bu İyi Olmuş İşte!...


Emniyetten yapılan açıklamada, evde saat 19.00 ile 07.00 saatleri arasında matkap ve motorlu aletlerin kullanılmasının yasak olduğunu vurgulandı.
19.00 ile 07.00 saatleri arasında evde  matkap ve motorlu aletlerin kullanılması yasak.

Emniyet Genel Müdürlüğü, gürültü suçuna ilişkin 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri çerçevesinde yürürlüğe konulan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği ile farklı şekillerde yaptırımların düzenlendiğini duyurdu.

Tünaydınlar...


Akşamın işleri hazır...

Uyumaaadım...

Sofra hazır... Şimdi güzelce yiyeceklerimizi yeriz... :))))))))))))))))))
Uyumadım...
Eyvah gene tv. lerde orucu ne bozar, neler yemeliyiz, nasıl beslenmeliyiz sorularıyla bunaltan insanlar  çıkıp konuşacak.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Yarın Ramazan 1...

Bakalım nasıl geçecek Mübarek Ramazan ayımız? Günler uzun ve hava sıcak.
İlk sahura ya kalkamazsak sorusu beynimde.
Benim içim içime sığmaz şimdi...
Acaba uykum geldi mi ki? Bugün olabildiğince yorgunum sızar kalır mıyım ki?
Yok yok en iyisi işi sağlama alıp sahura kadar uyumamak. :))))))))))))))))))))))
İlk günden a aaaaaaa kalkamamışız demeyelim şimdi. :))))))))))))))))))))))))))))
Mübarek Ramazan ayımızın tüm İslam alemine barış, huzur ve bereket getirmesi dileğimle.

Elif ŞAFAK' tan...

Dokunabildiğin kadardır senin olan, dokunamadıkların koca bir yalan. 
Elif Şafak

Tercih...

Hayatı tercih, okulu tercih...
Mutluluğu ve güzelliği...
Tercih...
Malum üniversite tercihleri başlıyor.
Bütün öğrencilerin umdukları, istedikleri gibi bir eğitim için
ideal tercihleri olur inşallah...

Günaydınlar...


Güzel günler, bol kazançlı haftalar olsun hepimize...

Uykum Geldiiii...


Galiba hem de çok geldi...

7 Temmuz 2013 Pazar

Fırat Niye Bu Kadar Üzgünsün?...


Hiş mutlu olamıyoruz ki... :/


Ahahahaaaaaaa...


O seni istiyor git ve al onu... :)))))))))))))))))))))))))))))

Kahire Belgeseli "İstanbul'un Şehirleri" (oynatma listesi)

Uykusuzluk Sorunu...


'The Sleep Doctor’s' kitabının yazarı Psikolog Michael Breus, ışıkları söndürmenizi ve yatmadan bir saat önce evdeki tüm elektronik eşyaları kapatmanızı öneriyor. Işığa maruz kalmak, bedeninizde uykuyu tetikleyen melatonin hormonunun üretimini engelliyor. 
Dolayısıyla uyumadan önce e-posta yazmak ya da mesaj yollamak hormonların salınmasını geciktiriyor.
Ayrıca yatağa gitmeden bir saat ya da 75 dakika kadar önce sıcak bir banyo yapmayı deneyebilirsiniz. 
Vücudunuz kendini soğutmaya başladığında daha çok melatonin üretiyor. 
Ancak bunların hiçbiri işine yaramazsa 300’den itibaren üçer üçer geri saymaya çalışın. 
Breus, “Matematiksel olarak biraz karışık olduğundan o esnada başka bir şey düşünemeyeceksiniz. Ayrıca bu iş o kadar sıkıcı gelecek ki, bir anda uykuya dalacaksınız” diyor. 
40 derecelik bir banyo uyku için ideal.

Funda ÖZKALYONCU' nun Kitabı...


İçten gelen duygularla yazılmış bir kitap. Çok güzel, sade, bir o kadar da duygulu...
Bu güzel kitabın varlığını duyar duymaz dün gidip alayım dedim.
Kitapçılarda dolaşıp bütün kitapların arasında kaybolmayı zaten çok severim. Dün öğleden sonra kendimi D&R Tunalı da buldum. Bütün katları reyonları bir bir dolaştım. Hemen hemen bütün kitaplara dokunup arka yazılarını, önsözlerini okudum. İşin kolayı var gidip hemen reyon görevlisinden ister bulursunuz da ben öyle yapmadım hem dolaşayım hem kitaplara bakayım hem de istediğim bu kitabı alıp çıkayım diye düşündüm. Bu arada saatler geçmiş tabii. Fakat o da ne ben aradığım kitabı hiç göremedim daha, bir panikle reyon görevlisine gittim.
-Funda ÖZKALYONCU' nun İhanete Uğramış Yemekler kitabını arıyorum ama bulamadım...
Dedim.
Sağolsun hemen bilgisayardan kontrol etti. Yerini söyledi. 
-Türkçe Yazarlar içinde "Ö" harfinden arayın 1 tane kalmış.
Dedi.
Teşekkür edip ayrıldım. "Ö" harfinden aramaya başladım. Rafların tümüne baktım yok. Aradım taradım yok...
Tekrar sordum.
-Rica etsem deponuza falan baksanız bulamadım dedim.
-Stokta 1 tane gözüküyor.
Dediler.
Umutsuzca yeniden gittim rafların başına bir bir arayıp buldum.
-Ahaa buldum! Dedim hemen aldım sakin bir köşede bir koltuğa oturup okumaya başladım...
O ne akıcılık, kitaptan kafamı bir kaldırdım ki ben 85.sayfaya gelmişim... :))))
Bu arada hava kararmaya başlamış bile...
İçindeki duygulu anlatımla güzelce harmanlanmış yemek tariflerini okumaktan da acıkmışım bu arada :))))).
Sonunu merak ederek kitabı kapattım ve satın alıp çıktım...
Kuğulu Park' ta yemeğimi yedikten sonra Tunalı' nın Cumartesi akşamı hareketliliğini gözlemleyip eve döndüm.
Daha bitiremedim... (Çünkü yemek yapmalıyım bugün çocuklarım yoldan gelecek.)
Çok güzel bir kitap tavsiye ederim. Yemek tarifleri de enfes...

..................................................................
Veee. evet kitabı bitirdim... Harikaydı...
07.07.2013/19:40 :)))))))))))))))))))))))))))




Günaydınlar...


Bir güzel güne daha başladık günaydıııın herkeseeee...