:) Çok güzel...
13 Ocak 2014 Pazartesi
Nazan Bekiroğlu' ndan...
Günâh bana yakışmıyor Allah’ım. Ama af sana ne kadar yakışıyor. . . -
Nazan Bekiroğlu
Bir Reklam...
Sen nelere kaadirsin gözü dönmüş kendini kaybetmiş bir babayı nasıl da yola getiriyorsun öyle Danette paketi...
Küçücük çocukla çocuk olan bir baba ve Danette paketinin sesi.
:/ Sevimsiz bir reklam sevmedim.
Beni Benden Aldı...
Kıyafetleriyle twitter'ın Pazar akşamları vazgeçilmez ismi olan Bülent Ersoy, Mevlid Kandili'nde de adından söz ettirmeyi başardı. Ünlü sanatçı, Show TV'deki programına türbanıyla çıktı.
Evet beni benden aldı...
Günaydınlar...
Hayırlı, sağlıklı, mutlu, sevgi dolu bir gün ve bir hafta dilerim hepimiz için...
Model' in güzel bir şarkısıyla başlayalım haftamıza...
12 Ocak 2014 Pazar
Senai DEMİRCİ' den...
O’ nunlasın her zaman…
bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
tüm tv dizilerinden daha dostça..
O varken “yalnızlık” sadece bir kelimedir.
O’na yakın olduğun oranda yalnız değilsin.
O’ndan uzaklığın oranında yalnızsın..
tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
tüm tv dizilerinden daha dostça..
O varken “yalnızlık” sadece bir kelimedir.
O’na yakın olduğun oranda yalnız değilsin.
O’ndan uzaklığın oranında yalnızsın..
Senai Demirci
Yanlışlık...
Yanlış zamanda karşılaştığımız mükemmel insanlar vardır. Bir de doğru zamanda karşılaştığımız yanlış insanlar...
La Délicatesse
La Délicatesse
Delice Sorular...
Telefondan soğan kokusu karşıdakine gider mi?
:))))))
Ahahahaaaaaaaaaaaa...
Telefonla konuşurken grip mikrobu bulaşır mı?...
:))))))))))))))))
:D
Günaydın...
Mutlu, güzel, sağlıklı sabahlar hepimizin olsun...
Bol güneşli taptaze çimen kokulu.
:)))
Güzel bir ses...
Gökhan TEPE' den güzel bir şarkıyla başlayalım Pazar günümüze...
11 Ocak 2014 Cumartesi
Bugünün Saraylısı' ndan Güzel Bir Söz...
"Bazen yaptığın yanlışların sefasını sürersin...
Bazen de yaptığın doğruların cefasını çekersin..."
Ata Bey...
Bazen de yaptığın doğruların cefasını çekersin..."
Ata Bey...
Okan Bayülgen Flash Tv'de Doğal Gaz Konusu İle Fena Dalga Geçti!
Olmaz doğalgazsız olmaz.
:))))))))))))))
Evlenemezsin...
:))))))))))))))))
Kötü Kedi Gürgen...
Çizdin elimi mutlu musun?
İyi mi oldu sanki bu sana antibiyotik veren eli çiziyorsun, tırnaklıyorsun.
Pis kedi, kötü kedi Gürgen...
Vakt-i Şafak' tan...
"Zincirlenmiş bir kalple uzağında kalmak
Yanıbaşında olupta anlatamamak"
Kaç kez sordun, kaç kez sustum ben
Ve kaç kez zincirlendim ruhuna yeniden...
Dedim ya buydu bütün hikayem:
Bir Zencir-bend'im ben...
Şafak...
http://safakkk.blogcu.com/zencir-bend/10068670
Aslında...
Aşk aslında içimizde öldüremediğimiz bir kurttur...
Ömrümüzün sonuna kadar kemirir bizi...
İlhan ŞEŞEN...
Ömrümüzün sonuna kadar kemirir bizi...
İlhan ŞEŞEN...
Günaydınlar...
Günaydınlar en mutlu sabahlar hepimizin olsun...
Bir hafta sonu daha nasıl geldiyse geldi işte...
:)))))
Şimdi İstanbul'da olmak vardı...
:))))))))))
10 Ocak 2014 Cuma
Düş Sokağı Sakinleri - Sevdan Bir Ateş
Senin alev gözlerin eritse şu ruhumu
Buz olur kesilirim yanarken içim
Sesin bir uçurum çağırırsa beni
Kuş olur uçarım yanarken içim
Sevdan bir ateş oldu bende
Gönlüm bir deli coştu sende
Saçların rüzgarından savururken gönlümü
Sürgün olur göçerim bu diyarlardan
Kime dokunur ellerim
Kimi görür gözlerim
Ölüm çıkar karşıma yine sen derim
Sevdan bir ateş oldu bende
Gönlüm bir deli coştu sende
Buz olur kesilirim yanarken içim
Sesin bir uçurum çağırırsa beni
Kuş olur uçarım yanarken içim
Sevdan bir ateş oldu bende
Gönlüm bir deli coştu sende
Saçların rüzgarından savururken gönlümü
Sürgün olur göçerim bu diyarlardan
Kime dokunur ellerim
Kimi görür gözlerim
Ölüm çıkar karşıma yine sen derim
Sevdan bir ateş oldu bende
Gönlüm bir deli coştu sende
Nazan BEKİROĞLU' ndan...
Taşıyabileceğimden fazlasının yüklenmeyeceğini bilmekle birlikte, taşıyamadığım yükün altında ezildiğimi zannetmemi ve buna razı olmamı sevdim. Yani ki uçurumların kenarına getirip de beni sonra elimden tutarak gerisin geri çekeceğinin emniyetiyle, ümitten korkuya, korkudan ümide geçişimi, darlıktan feraha ferahtan darlığa geçişimi sevdim."
Nazan Bekiroğlu - Mavi Lâle
Kuru Dallar...
Bir kaç gündür gidip geldiğim yol üzerindeki ağaçların güzelliğinden bahsetmek istiyorum. Yeni daha üç-dört yıl oldular dikileli.
İnce uzun bedenleri sıra sıra yan yana gelince öyle muhteşem duruyor ki. Dallarında düşemeyen sararmış, kurumuş yaprakların dizilişleri çok hoş bir ahenk içinde. Fotoğraflarını çekmeliyim ama fotoğraf çekmenin yasak olduğu bir yerde oldukları için bu güzellikleri paylaşamıyorum. Ağaçların bulunduğu yerdeki kaldırımın bir tarafı resmi bir makamın duvarlarıyla dip dibe... Ama o sarıdan kızıl kahveye giden tonlarıyla kuru yapraklar harika...
Sevdamızın son baharı...
Günaydınlar...
Hepimize aydınlık, güneşli ve güzel günler olsun...
Hadi dinleyelim...
Bir de keyifli bir kahvaltı olursa...
Mmm harika olur...
:)))))))))))
9 Ocak 2014 Perşembe
Fazıl SAY - İlk Şarkılar - Dört Mevsim
Cemal SÜREYA' nın ölüm yıldönümüymüş bugün...
Şiirleriyle, yazdıklarıyla hep yaşayacak...
Reklama Bakın...
Ay ne zordur ayva tatlısı diyorlar .
Ne zoru canıııımmm...
Çok kolaydır ve nefis olur....
Olsa da yesek...
:P
Şair Arzu KARADOĞAN' dan...
''Merhaba can kuşum merhaba'' diye başlamak isterdim ama
sen yoksun ya içimdeki kuş yaralı, neye yarar sana doğru uçamadıktan sonra.
Zaten göç zamanı da değil, mevsim kışın tam ortasında.Aylardan ocak günlerden pazar.
Her zamanki gibi bir gün olsa da adı tatil ya farklı bir şeyler yaşamak için neden arıyorum kendime. Şöyle çıkıp dönesim geliyor şehrin etrafında, fakat hava çok soğuk buralarda .Ama ben üşümüyorum. İçimi ısıtan hayalin yanı başımda,sıcaklığın kalp atışımda... Hem dışarıda ne var, ışıltılı vitrinleri seyretmekten başka .Hani onlar da fazla zevk vermiyorlar .Solumda olduğun kadar sağımda yoksan ,aşkım şu kırmızı mont çok güzelmiş bir bakalım mı diyemiyorsam ,girip en sevdiğim lokantaya karşılıklı iskender yiyemiyorsam dışarıya çıkmanın ne anlamı var.
Yan yana yürümek, yana yana yürümek değildir her zaman .Olsa da yanında birleri yalnız yürürsün çoğu zaman.
Ellerimi ısıtacak ellerin yoksa ,ruhum kenti değil seni dolaşıyorsa ,sinemaya çok kişilik bilet alıp tek kişilik oturuyorsam ,filmin en duygusal yerinde başımı yaslayacağım omzunu arıyorsam ...Ne anlamı var sevgilim ,dışarıya çıkmanın ne anlamı var bu soğukta ...
Şikayetim yok ama
bulut özledi, toprak özledi, yağmur özledi güneşin ellerini
bir de çıkmasını beklediğim gökkuşağı
güneş doğacak
yağmur yağacak
gökkuşağı çıkacak peşinden
biliyorum uzun hikaye, upuzun
öyle ama beklerim
zaten çok uzun sevmedim mi seni ben ...
Anlayacağın evde oturmak sıkmıyor beni,ortak şarkımızı dinlemek daha iyi geliyor bana , ortak bir şeyler yaşayamadıkça...
Ha birde mektuplara yazmak seni .Aklım kalbimle birlik oluyor o anlarda . Elimdeki koca fincan çayı unutup da buz gibi yapıp yudumladığımda anlıyorum bunu..
Çay demişken düşündüm de ben seni içtiğim çay gibi seviyorum .Bu da nasıl sevgiymiş deme sakın. Kahvaltılarımın olmazsa olmazı. İçimi ısıtıyor bir tek fincanı Gün başlamadan akşam oluyor bir yudum almayacak olsam .Hiçbir işe adapte olamıyorum.Atamıyorum üstümdeki o uyku mahmurluğunu. Üstelik burnumda tütünce kokusu nasıl ağrıyor başım sorma ...
Anla işte kalbimle konuşmayı ,kalbimce konuşmayı beceremesem de usanmadan yazıyorum kalbimin dilince . Ve bil ki seni benim kadar içten ve güzel yazamayacak hiç kimse...
ŞAİR_ARZU KARADOĞAN
5 Ocak 2014
Hiç...
Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam
boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam.
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!”
Tereyağının Üzerinde Dans Etmeye Çalışan Kadın... :))))))))))))))))))))))))))
Seda Akgül' ün deyimiyle
Bacım niyeeee???...
:))))))))))))))))))))))))))))))))
Ahahahahahahaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa...
Sabır...
Giysi soğuğa karşı nasıl korursa sabır da bizi hakaretlere karşı öyle korur. Elbiselerini soğuk arttıkça kat kat giyersin ki soğuk sana zarar veremesin. Zor zamanlarda sabrını artır ki duygularını incitemesinler...
Leonardo da Vinci
Günaydınlar...
Her şeyin gönlümüzce olduğu sevgi dolu, mutluluk dolu sabahlar dilerim...
:))))
Duygu dolu güzel bir müzikle başlayalım bu sabaha...
8 Ocak 2014 Çarşamba
Güzel Yazı...
Ne yazık ki kimden alıntıladım not almamışım.
Yazı kiminse yorum kısmına yazsa da ben de altına ismini yazsam.
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... 'Üşüme' diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... 'Özledim' deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi bilirim. Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı...
Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki, gözlerim de...
Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde ağrılı şiirler topluyorum gecelere...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…
Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...
Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya
anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...
Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...
Gel, yalnızlığıma arkadaş olsun sevgin, umut olsun... Gel ağlayan gözlerimi sil, ki, hesapsızca,sınırsızca, sevsin yüreğim. Bir adımız Aşk, bir adımız hayat olsun...
Gel, yüreğim ol, bedenim ol, her ölümümde yeniden hayat ver. Elim, ayağım, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol ve her damlada yeniden doğur umudu... Yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım dünyaya, ne kadar çok sevdiğimi...
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler... Sonra ölüm gelsin... Sonra ölüm gelsin...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi...
Yazı kiminse yorum kısmına yazsa da ben de altına ismini yazsam.
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... 'Üşüme' diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... 'Özledim' deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi bilirim. Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı...
Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki, gözlerim de...
Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde ağrılı şiirler topluyorum gecelere...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…
Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...
Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya
anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...
Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...
Gel, yalnızlığıma arkadaş olsun sevgin, umut olsun... Gel ağlayan gözlerimi sil, ki, hesapsızca,sınırsızca, sevsin yüreğim. Bir adımız Aşk, bir adımız hayat olsun...
Gel, yüreğim ol, bedenim ol, her ölümümde yeniden hayat ver. Elim, ayağım, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol ve her damlada yeniden doğur umudu... Yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım dünyaya, ne kadar çok sevdiğimi...
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler... Sonra ölüm gelsin... Sonra ölüm gelsin...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi...
Gürgen' e Açık Mektup... Huysuzlanan Bir Kedi...
Ve ben...
Ne güzeldi, ne sakindi...
:/
Umarım hemen bir an önce iyileşir...
Normalleşir. Sürekli miyavlama halinde canı yanıyor tamam ama bana niye saldırıp duruyor?
Bak kuzucum ben seni kucağıma alıyorum, karnını ovuşturuyorum sıcak elimi karnına koyup ısıtmaya çalışıyorum. Ne diye hala daha gidip taşlara yatıyorsun yaaa?...
Mama yemiyorsun. Su içmiyorsun.
İlacını zar zor döküyoruz ağzına. Her yer minik su kabı dolu sen bulduğun suyu iç diye.
Yapma bunu bana lütfen pisicim.
Zaten olağanüstü zor günler yaşıyorum bir de sen çıkma başıma...
Ne güzeldi, ne sakindi...
:/
Umarım hemen bir an önce iyileşir...
Normalleşir. Sürekli miyavlama halinde canı yanıyor tamam ama bana niye saldırıp duruyor?
Bak kuzucum ben seni kucağıma alıyorum, karnını ovuşturuyorum sıcak elimi karnına koyup ısıtmaya çalışıyorum. Ne diye hala daha gidip taşlara yatıyorsun yaaa?...
Mama yemiyorsun. Su içmiyorsun.
İlacını zar zor döküyoruz ağzına. Her yer minik su kabı dolu sen bulduğun suyu iç diye.
Yapma bunu bana lütfen pisicim.
Zaten olağanüstü zor günler yaşıyorum bir de sen çıkma başıma...
Mutlu Yıllar Kuzuuummmm...
Blog Fırtınası Etkinlikleri kapsamında yeni bir yazı...
Gün 16. Son yediğiniz yemeği tüm detaylarıyla anlatın, ağzımız sulansın.
Soğuk bir kış günü arkadaşıma gittiğimde mis gibi bir koku karşıladı beni. Tarih 7 Ocak ... Cumartesi. :)
Mis gibi koku dedim de o kokunun kaynağı da işte bu fotoğrafta gördüğünüz gibi sosyete mantısıydı.
Çıtır çıtır kızarmış yufkanın içinde karabiber ve maydanoz eklenmiş kıyma lezzetiyle harikaydı. Üzerinin yoğurdu ve sosu baharatlarıyla eşsiz bir tat çok severek yemiştim...
....
:))))
Bundan sonrası asıl güzel olanı. ben bu lezzetli mantıyı yediğimde kuzucuum daha doğmamıştı.. :))))
Ertesi sabah yani ayın sekizinde son yediğim lezzetle gittim hastaneye ve bebekim dünyaya geldi. :))))
O günü ve mantının lezzetini unutamam...
:)
İyi ki doğdun meleğim...
Annesinin tatlı kızısı, kuzusu her bişeyi iyi ki varsın...
:))))))))))))))))
7 Ocak 2014 Salı
Kahrol Be Adam...
Yorgunluktan bitap düşmüş vaziyette oturdum bir kenara. Böyle zamanlarda gözlemlerim sağı solu sessizce.
Bir kadın geldi hastanedeki sekreterin yanına
-Eşim dedi.
-Sizinle görüşmek istiyor.
Sekreter anlam veremedi ama aldı telefonu eline.
-Efendim dedi.
Adamın sesi o uğultunun içinde neredeyse bana kadar geliyordu. Ve ses tonu ne kadar ukala bir adam olduğunu ele veriyordu aslında...
-Bu istenilen tahlillerin hepsi de lazım mı? Hayır niye bu kadar çok tahlil istiyorsunuz ki?
Sekreter şaşkın.
-Beyefendi doktorumuz gerekli görmediği hiç bir tahlili istemez eşinizde bir takım sıkıntılar gördü ki istemiş.
-Benim karım zaten hep sıkıntılıdır. İyi iste bakalım ne tahliliyse!... Diyip kapattı telefonu.
?...
Sekreter bir anda neye uğradığını şaşırdı.
Kadın zaten çekingendi iyice mahçup oldu.
Ben...
Ben mi?
Derin bir üzüntü duydum yüreğimde...
:/
Ve Allah böylelerini kahretsin dedim içimden...
Çaresizlik...
Kalbim; her cümle böyle canını yakıyor, her şarkı sana O' nu hatırlatıp da yaranı kanatıyor!
Senden vazgeçemeyeceğime göre bir ömür böyle nasıl bitecek?
Nazan BEKİROĞLU' ndan
Senden vazgeçemeyeceğime göre bir ömür böyle nasıl bitecek?
Nazan BEKİROĞLU' ndan
6 Ocak 2014 Pazartesi
Zangır Zangır...
Niye titrer insan?
Elim ayağım tiril tiril...
Kalbim ağzımın içinde atıyor sanki...
Panik oldum şu kedinin sağlığı yerine bi gelse...
Elim ayağım tiril tiril...
Kalbim ağzımın içinde atıyor sanki...
Panik oldum şu kedinin sağlığı yerine bi gelse...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































