Müzik saati...
21 Mayıs 2014 Çarşamba
Ve Evet...
Sıcak havanın bir anlamı olmalıydı.
Yağmur yağıyor ohh güzel güzel.
Ama şiddetli, ama gök gürültülü.
Çok fena halde üşüdüm...
Bu Ne Yorgunluktur Allahım...
Bir an eve gelemeyeceğim sandım...
Havada da bir yağmur sıcağı var.
Offf...
Şu hastaneyi neden yakına yapmadılar ki?...
Havada da bir yağmur sıcağı var.
Offf...
Şu hastaneyi neden yakına yapmadılar ki?...
20 Mayıs 2014 Salı
Teknolojiyi Seviyorummmm...
Sipariş olarak vereceğim şeyin fotoğrafını gönderip bundan istiyorum kuzucuum demek çok kolay oldu.
:)
Her ne kadar gittiği yerde o marka olmasa da :)
Neyse...
:)
Her ne kadar gittiği yerde o marka olmasa da :)
Neyse...
Doğru Söz...
"Sorun değil; Kırık bir kalbinin olması bir şeyleri denediğini gösterir."
Değerli Cümleler' den alıntı...
Değerli Cümleler' den alıntı...
Bir de Böylesi Var...
Köylüleri Uyutan Maden...
Rusya'nın Krasnogorsk ve Kazakistan'ın Kalachi köylerinde uranyum madeninin yakınlarında yaşayan köylüler zaman zaman 6 gün süren bir uykuya dalıyor.
Köylerde adeta salgın şeklinde görülen uzun uyku vakasını araştıran bilim adamları, durumun Sovyetler Birliği döneminden kalma uranyum madeninden kaynaklanabileceğini ancak henüz varsayımın ispatlanamadığını söyledi
Bir süre önce de bir türlü uyanamayan yaşlı bir adamın öldüğü düşünülmüş ve diri diri gömülmüştü.
Ney Olup Ağlamaktır En Güzel Duamız...
Ney olup ağlamaktır en güzel duamız...
Dinle neyden ki hikâye etmede, Hep ayrılıktan şikâyet etmede Mevlâna'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır.
İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. Kamışlıktan kopardıklarından beri beni, Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği. Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu...
Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir.
İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.
Senai Demirci
Dinle neyden ki hikâye etmede, Hep ayrılıktan şikâyet etmede Mevlâna'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır.
İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. Kamışlıktan kopardıklarından beri beni, Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği. Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu...
Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir.
İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.
Senai Demirci
19 Mayıs 2014 Pazartesi
Biliyorum...
Hiç biri benim için değil ama moral buluyorum işte en azından...
:)
...........
.........................
...............................
:...................
:)
...........
.........................
...............................
:...................
Hiç Dikkat Ettiniz mi? Ne Çok, Ne Çok, Ne Çok...
GYO Yani Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ve İnşaat Şirketi reklamı var...
Özelikle haber kanallarındaki reklamlarda site ve residence, karlı yatırımlar, loca görüntüleri, lüks inşaatlar, daha inşaata başlanmadan proje üstünden milyon dolarlarla satılan bina görüntüleri var...
İnsanın içi gidiyor bu reklamları izledikçe ama bunlara yeterli geliri olmayan-olamayan insanların ruh halini düşünsenize siz acaba bir ev alabilir miyim diye düşünüyorsunuz, başkaları neyin reklamını yapıyor?
Neticede tv izleyen çoğu kimsenin o kadar çok parası yok...
Bence mangaldaki sucuk kadar albenili ve can isteten bu reklamlara bir düzenleme getirilmeli...
:(
Bu bizim gelişmişliğimizi gösteriyor demeyin.
Zira gelir dağılımı eşitsizliğinin olduğu bir ülkede yaşadığımızın bilincindeyiz...
Günaydın...
Hak edenlerin cezasını bulduğu, insanların kendini güven içinde hissettiği sevgi dolu, insanlık dolu günler dilerim...
Biraz Toparlanalım Bakalım...
AKREP: Yenilenmenin zamanı geldi. Değişiklikler size iyi gelecek. Her ne kadar yorulsanız da emeklerinizin karşılığını alacaksınız.
Öyle mi diyosun?
Ay hadi inşallah...
Bir de ne tür bi değişiklik onu da deseydin iyiydi...
Ama neyse...
Öyle mi diyosun?
Ay hadi inşallah...
Bir de ne tür bi değişiklik onu da deseydin iyiydi...
Ama neyse...
18 Mayıs 2014 Pazar
Bekliyorumm...
Ömrüm beklemekle geçiyor...
:/
Hayırlısı...
Tıpkı Gece Yolcuları' nın söylediği gibi...
Uyuyorum uyuyorum
Günler çabuk geçsin diye
Kadehlere koyuyorum
Acımı dindirsin diye
Bekliyorum bekliyorum
Bu sensizlik bitsin diye
Seni özlediğim kadar
Beni özlüyor musun,
Sende rüyalarında
Beni görüyor musun
Öyle zor ki ayrı kalmak
Öyle dayanılmaz ki
Unut beni sevgilim
Ben unutmuyorum
:/
Hayırlısı...
Tıpkı Gece Yolcuları' nın söylediği gibi...
Uyuyorum uyuyorum
Günler çabuk geçsin diye
Kadehlere koyuyorum
Acımı dindirsin diye
Bekliyorum bekliyorum
Bu sensizlik bitsin diye
Seni özlediğim kadar
Beni özlüyor musun,
Sende rüyalarında
Beni görüyor musun
Öyle zor ki ayrı kalmak
Öyle dayanılmaz ki
Unut beni sevgilim
Ben unutmuyorum
17 Mayıs 2014 Cumartesi
Güneşli Bir Gün...
Ama yürekler üşüyor, iki eli bağrında çökmüş insanlar,
Babalarının mezarı başında çocuklar, evlatlarının, eşlerinin, kardeşlerinin mezar taşına dokunan kadınlar,
Bu acıyı nasıl atlatacak bu ülke?
Bu acıya nasıl dayanacak?
Sorgular gibi, araştırır gibi -mış gibi yapan birileri zaman geçecek, küllendirecek konuyu...
Bir de bakmışız vebali olan herkes yine aynı hamam aynı tas devam edecek...
Bu tarz üzüntülü günlerde ah bi bir yıl geçmiş olsa üzerinden şimdi şu an diyesi geliyor insanın.
Ah bi bir yıl geçse seneye bu zamanlar olsa...
Güneşli bir gün bugün,
Günümüz dünümüzden güzel geçer umarım...
Babalarının mezarı başında çocuklar, evlatlarının, eşlerinin, kardeşlerinin mezar taşına dokunan kadınlar,
Bu acıyı nasıl atlatacak bu ülke?
Bu acıya nasıl dayanacak?
Sorgular gibi, araştırır gibi -mış gibi yapan birileri zaman geçecek, küllendirecek konuyu...
Bir de bakmışız vebali olan herkes yine aynı hamam aynı tas devam edecek...
Bu tarz üzüntülü günlerde ah bi bir yıl geçmiş olsa üzerinden şimdi şu an diyesi geliyor insanın.
Ah bi bir yıl geçse seneye bu zamanlar olsa...
Güneşli bir gün bugün,
Günümüz dünümüzden güzel geçer umarım...
16 Mayıs 2014 Cuma
Bazen...
Her şey boş, her şey anlamsız hale bürünüyor.
"Hayat neden şekil yapıyor?
Hadi ordan çekil yapıyor"...
Diyesim geliyor...
"Hayat neden şekil yapıyor?
Hadi ordan çekil yapıyor"...
Diyesim geliyor...
Sevgili Mühendisler, Ustalar...
1 Mayıs duvarını yapacağınıza Yaşam odasını yapsaydınız ya?...
?????????????
!!!!!!!!!!!!!!
................
Yıldıray Oğur' un Yazısı...
...........................................
İKTİDAR DİKLENMEK YERİNE EĞİLİP HESAP VERENİNDİR
1866 yılını dünya tarihi için unutulmaz yapanlardan biri de Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanının bu yıl yayınlanmasıydı. Romanın bir yerinde geçen o ifadeyi hatırlayalım:
“İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.”
150 yıl sonra bugün de iktidar, diklenmek değil eğilmeye, hesap vermeye ve gönül almaya cesaret edenindir.
.......................
İKTİDAR DİKLENMEK YERİNE EĞİLİP HESAP VERENİNDİR
1866 yılını dünya tarihi için unutulmaz yapanlardan biri de Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanının bu yıl yayınlanmasıydı. Romanın bir yerinde geçen o ifadeyi hatırlayalım:
“İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.”
150 yıl sonra bugün de iktidar, diklenmek değil eğilmeye, hesap vermeye ve gönül almaya cesaret edenindir.
.......................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
“Korkmuyor musunuz” diye sormuştum Zonguldak’ta bir madenci ağbime.
“Korkup da napacan” demişti, “korkuyla yaşanmaz ki.”
Kocaman harflerle ‘önce güvenlik ’ yazıyordu önünde konuştuğumuz duvarın üstünde.
Önce düşük maliyet.
Önce yüksek kâr.
Önce maksimum kapasite.
Önce karanlık .
Önce sessizlik.
Önce duman.
Önce ölüm.
Şimdi kriz masalarında kifayetsiz bir telaş.
Hiçbir yaraya derman olmayan başsağlığı mesajlarımız, gözyaşlarımız.
“Çizmelerimi çıkarayım mı” diyor mahşerin ortasında çok yüksek kapasiteli bir kalp sahibi,
“Ambulans kirlenmesin.” Bir de temizlik maliyeti eklenmesin masraflarınıza benden ötürü.
***
Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini.
Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.
Soğuk rakamlar üzerinden bir hayat kurun karanlık ve ıslak maden dehlizlerinde.
Bu işin sorumlularını affetmeye hiçbir kulun gücü yetmez. Bunu ancak Yaradan yapabilir.
Allah sizi affetsin.
Çıkarın o pahalı çizmelerinizi.
Dünya daha fazla kirlenmesin...
....................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
http://www.radikal.com.tr/?gclid=CPyBgc_fr74CFYoSwwod428A8Q
“Korkup da napacan” demişti, “korkuyla yaşanmaz ki.”
Kocaman harflerle ‘önce güvenlik ’ yazıyordu önünde konuştuğumuz duvarın üstünde.
Önce düşük maliyet.
Önce yüksek kâr.
Önce maksimum kapasite.
Önce karanlık .
Önce sessizlik.
Önce duman.
Önce ölüm.
Şimdi kriz masalarında kifayetsiz bir telaş.
Hiçbir yaraya derman olmayan başsağlığı mesajlarımız, gözyaşlarımız.
“Çizmelerimi çıkarayım mı” diyor mahşerin ortasında çok yüksek kapasiteli bir kalp sahibi,
“Ambulans kirlenmesin.” Bir de temizlik maliyeti eklenmesin masraflarınıza benden ötürü.
***
Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini.
Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.
Soğuk rakamlar üzerinden bir hayat kurun karanlık ve ıslak maden dehlizlerinde.
Bu işin sorumlularını affetmeye hiçbir kulun gücü yetmez. Bunu ancak Yaradan yapabilir.
Allah sizi affetsin.
Çıkarın o pahalı çizmelerinizi.
Dünya daha fazla kirlenmesin...
....................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
http://www.radikal.com.tr/?gclid=CPyBgc_fr74CFYoSwwod428A8Q
Ne Kadar İncesiniz...
Bırakın insanlara psikolojik destek verelim demeyi bizim insanımız kendini tedavi eder siz yeter ki insan yerine koyun, sorularını cevaplayın, kusuru olanlar hakkında cezai işlemi başlatın
Günaydın...
Çok zor. O insanların acısını görüp de teselli
edecek kelimeleri dahi bulamamak.
Üstelik hem hükümet hem holding sahibi
insanların birbirinin kusurunu örtmeye çalıştıkları gerçeği daha da
zorlaştırıyor olayı.
Daha sayı belirsiz, ölen, kurtulan ya da içeride olan kaç kişi belirsiz, kimlikler belirsiz, gözaltına alınacak
birileri olacak mı o bile belirsiz.
700-800 kişiden bahsediliyor hiç bir resmi denen açıklamaya inanmıyorum.
Baksanıza 15 değil de 19 yaşındaymış diye
neredeyse sevinecekler.
Her türlü acıya, üzüntüye, isyana, yalancılığa, göz yummaya, ört bas etmeye rağmen...
Günümüz aydın olsun...
15 Mayıs 2014 Perşembe
Ohh Derin Bir Nefes Alın...
"Adı:Cemal iyi ki Kemal değil ohhh.Yaşı:19 tamam tamam yaşı da 15 değil"
Ne yapalım sevinelim mi? 15 inde değil de 19 unda öldü diye???...
:/
:/
Utanç Verici Görüntü...
Bu fotoğrafa bakıp da kahrolmayan var mıdır acaba?
Vardır mesela o tekmeyi savuran takım elbiseli Başbakanlık müsteşarı
Yusuf Yerkel
ya da
Yusuf Erkel...
Gün Aydın Olsun Umarım...
İnsanların feryatlarını izleye izleye geçecek bir gün daha...
Allah' ım yardım et.
Allah' ım yardım et.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Camilerden...
Yükselen sela ve dua sesleri bugün sadece yapabildiğimiz bu oldu.
Sadece oturduğumuz yerden üzüldük.
Üzüntümüzü dile getirdik.
Kahırla, isyanla, göz yaşıyla...
Buna yetti gücümüz bir kere daha üzüntüyle yoğuruldu yüreğimiz...
Sadece oturduğumuz yerden üzüldük.
Üzüntümüzü dile getirdik.
Kahırla, isyanla, göz yaşıyla...
Buna yetti gücümüz bir kere daha üzüntüyle yoğuruldu yüreğimiz...
Güne Soma Haberiyle Başladık...

Soma yanıyor, Türkiye' nin içi yanıyor...
Ölenlere Allah' tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Kurtarılmayı bekleyenlere de sabır ve kolaylık diliyorum.
Umarım bir an önce kurtulurlar.
13 Mayıs 2014 Salı
Yalnızlık...
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Hava soğuk,yağmurlu ve karanlık
Sakin sessiz ve bomboş ortalık
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Sokak lambaları birer birer yanarken
İnsanlar yavaşça sokakları terk ederken
Bu akşam hüzün yine benimleyken
Buğulu penceremde bir yalnızlık bir de ben
Dolunay çıkınca ortaya kalmadı karanlık
Deniz olabildiğince durgun ve bulanık
Hikayeme henüz bulamazken bir başlık
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Herkesin hikayesi gibi zannederken
Farklı yaşadığımı henüz bilmezken
Yalnızlığımın farkında değilken
Buğulu penceremde bir yalnızlık bir de ben
Kafam düğümlü ipler gibi karmakarışık
Neden acaba bu anlaşılmazlık
Buğulu penceremde ben yokum artık
Hikayemin adı yalnızlık…
Abdurrahim Karakoç...
"Uzaklar"... Çekiyor...
Bahar bulaştı ya hayata,
ağaca, suya, içimde öyle bir seyahat kımıldıyor ki, diren direnebilirsen.
Yüreğim bavulunu toplamış çoktan;
ruhum sırtlamış çantasını. "Uzaklar" çekiyor...!
ağaca, suya, içimde öyle bir seyahat kımıldıyor ki, diren direnebilirsen.
Yüreğim bavulunu toplamış çoktan;
ruhum sırtlamış çantasını. "Uzaklar" çekiyor...!
Can Dündar
Bugün Kurs Günü...
Kahvaltımız, çayımız, kahvemiz tamam ben artık yolcu...
Bu sabah hep nostalji dinledim...
Yine bir nostalji, yıllar öncesinden...
Güzel bir Ali Güven şarkısı
"Ardına bakma yolcuuu..."
:))))))
Hoşçakal blogummmm...
:)
Günaydınlar...
Aslında ne güzel taç yapılır bu papatyalardan düzgün, düzgün...
Çocukluğumu hatırladım...
:)
Tabağımız hazır kahvaltımız tamam...
:))))
Dün seni aradım Kalamış’ta
Sokak sokak
Ne kadar cadde varsa bizi tanıyan
Sordum, yoktun
Güneşin batışını seyrettim burundan
İnanmazsan git Bekir Amca’ya sor
O da seni sordu
Yine papatya verdi elime
Her zamanki gibi başladım
Seviyor….Sevmiyor….
Sapını da sayarsam
Seviyor çıkıyor
Nerdesin ah nerde
Bunu kimse bilmiyor
Bu ne biçim yalnızlık
Bana çok zor geliyor
Ah şu papatya falları
Çaresiz yüreğim buna mı kaldı
Ah şu papatya falları
Başka bahara kaldı
La lo la lo la lo lay, seviyor….
La lo la lo la lo lay, sevmiyor….
Unuttum diye yalan söyledim
Bugün gibi aklımda vapurda simit alışın
İşte o simidin susamları gibi
Havaya savruldu ezildi binlerce anılar
Şimdi anılarımı tekrar topluyorum
Unutabilir miyim acaba seni
Düşüncelerimi boğaza bıraksam
Ve boğsam aklımı
Ümidimi de kestim
Zaten yalan söylüyor papatya falları
Söz: Nino Varon
Müzik: Aydın Sarman
Şiir: Demet Sağıroğlu
Çok eskiden dinlediğim güzel bir şarkı.
"Papatya Falları"
Yeniden dinlemek harika oldu...
Malum bugün kurs günü artık çalışmaları toparlamak ve sergi için hazırlanmak gerekiyor...
12 Mayıs 2014 Pazartesi
Akreppp...
AKREP (24 Ekim - 22 Kasım )
Grup çalışmalarından uzak kalmak isteyeceğiniz bir sürece gireceksiniz. Toplantılara girmeniz veya sunumlar yapmanız gerekirse isteksizliğinizi gizleyin ve insanlara aktarmanız gereken şeyleri etkileyici biçimde aktarın.
Olduuuu...
Pekiiiiiii...
Deli misin akrepçim hiç olur mu?
Bi öyle şey olsun bak gör sunum nasıl yapılıyor...
:)))))))))))
Deli misin akrepçim hiç olur mu?
Bi öyle şey olsun bak gör sunum nasıl yapılıyor...
:)))))))))))
Sevdim Bu Sözü...
"Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir..."
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
Ahahahaaaa...
"Herkesin telefonu uzay üssü alfa gibi..."
:))))))))
Hakikaten benimkisi yerel istasyon...
:)))))))))))))))
:))))))))
Hakikaten benimkisi yerel istasyon...
:)))))))))))))))
Günaydınlar...
Güzel haftalar dilerim. Hepimiz için sevgi dolu mutlu günler olsun...
Kahvaltı için yeter de artar bile bu kadar çeşit...
:)))
Zor olsa da galiba dönüyorum sana
Gel dersen hemen
Çağırmazsan geçerken
Yerle gök arasında bir yerde
Sen beni tanımazsın
Severim de söylemem
Sen beni uzak sanırsın
Bilirim söz dinlemem
Ah bu ben kendimi nerelere koysam
Saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
Ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
Çekilsem sahillere hayaller mi kursam
MFÖ' den dinleyelim...
"Ah bu ben..."
11 Mayıs 2014 Pazar
Bugün Güzel Bir Gün...
Bebişinden annesine güzel bir gün hazırlama çabası...
:)))))))
Canım kuzum canımın bir yarısı da uzakta ama olsun bugün mutlu geçen günlerimizden biri daha olacak...
:..
:)
Sizleri çok seviyorum annemmmm...
Ve anacııımın da anneler gününü kutluyorum.
O benim üçüncü kuzum...
Kuzucuumun enfes bir kahvaltı için Pazar, Pazar erkenden kalkışı ...
:)
Yok canım hazırlamış değil bu sabah dışarıdayız...
:))))
Az sonra güzel bir kahvaltı için farklı bir yerde olacağız...
Yer sürpriz...
Ana-kız selfie mizi bile çeker paylaşırız...
:))))))))))
Şimdilik hoşçakal blogummmm...
Ama güzel bir şarkı paylaşmadan olmaz.
Sıla söylüyor...
Ne kadar güzel bir şarkı olmuş hadi dinleyelim...
"Günaydın sevgili kaybım.
Migrene dönen baş ağrım.
Hayatım tanınmayacak halde,
Tahmin edersin, sen olamadın kızılayım.
Yuttuğum küçük toplu iğnem,
İçimde daimi yürüyen,
Sen ayrılmaktan korkarken,
Farkında mısın? Cebinden çoktan uçtum ben.
Ağırıma gidiyor, saygısızca gidişin,
Korkma durdu, büyümesi meselenin.
Olan oldu, eşini kaybettin,
Eşini kaybetti benzerin.
Günaydın, mösyö günaydın,
Biliyorum hala buradasın,
Karanlık odada basılmayı bekleyen,
Fotoğraf kadar inatçısın.
Ağırıma gidiyor, saygısızca gidişin,
Korkma durdu, büyümesi meselenin.
Olan oldu, eşini kaybettin,
Eşini kaybetti benzerin..."
Migrene dönen baş ağrım.
Hayatım tanınmayacak halde,
Tahmin edersin, sen olamadın kızılayım.
Yuttuğum küçük toplu iğnem,
İçimde daimi yürüyen,
Sen ayrılmaktan korkarken,
Farkında mısın? Cebinden çoktan uçtum ben.
Ağırıma gidiyor, saygısızca gidişin,
Korkma durdu, büyümesi meselenin.
Olan oldu, eşini kaybettin,
Eşini kaybetti benzerin.
Günaydın, mösyö günaydın,
Biliyorum hala buradasın,
Karanlık odada basılmayı bekleyen,
Fotoğraf kadar inatçısın.
Ağırıma gidiyor, saygısızca gidişin,
Korkma durdu, büyümesi meselenin.
Olan oldu, eşini kaybettin,
Eşini kaybetti benzerin..."
................
İki yanıma sallana sallana dinliyorum melodisi, sözleriyle eşsiz bir şarkı olmuş...
Okuyalım Bakalım...
Çok korkağım biliyor musun?
Demiş şair...
Korkak, kaygılı ve cesaretsiz...
Kimsesiz, önce sensiz...
Sonra bensiz...
Bizsiz...
Anonim...
Demiş şair...
Korkak, kaygılı ve cesaretsiz...
Kimsesiz, önce sensiz...
Sonra bensiz...
Bizsiz...
Anonim...
Birhan KESKİN' den...
Kendiliğinden gelen sözcüklerin misafirliğini
ne çok severdin,
Nasılsın…
Bugünlerde ben iyi gibiyim
yorgun gri kaideler arasında
hüzünlü bir yeşilim,
Ya sen…
Sen… Nasılsın?
Göğsündeki ağrılar nasıl?
İyi misin?
Birhan KESKİN...
:..............
ne çok severdin,
Nasılsın…
Bugünlerde ben iyi gibiyim
yorgun gri kaideler arasında
hüzünlü bir yeşilim,
Ya sen…
Sen… Nasılsın?
Göğsündeki ağrılar nasıl?
İyi misin?
Birhan KESKİN...
:..............
Hiç Değilse Bir Adım...
Bir çaba...
..........................
...................
.............
:.........
......
..........................
...................
.............
:.........
......
10 Mayıs 2014 Cumartesi
Candan Erçetin - Annem (2000)
Hani eski zaman masalları anlatır
Hüznümü huzura dolarsın
Kaşım gözümden çok içim bir parçan
Annem sen benim yanıma kalansın
Hani bir biblon vardı kırdığım
Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
Ama bil ki ben de parçalandım
Annem ben senin yanına kalanım
Annem annem
Sen üzülme
Sözlerin hep
Yüreğimde
Annem annem
Gel üzülme
Ben hala senin
Dizlerinde
Uzayan sohbet gecelerinde
Rolleri unutur dost oluruz
Bizi bağlayan bu kan değil yalnız
Annem biz birbirimize kalanız
Ben kararlı uçarken yolumda
Sen çatık kaşlarının altında
Her yeni güne sevgiyle ba?larsın
Annem sen benin yanıma kalansın
İclal Aydın' dan Bir "Anne" Anısı...
"On yıl önce bir gece geç vakit telefonum çaldı. Arayan annemdi ve ağlıyordu. "Sen o simiti niye yemedin" diyordu ağlarken... Ne diyeceğimi bilemedim bir an. Anlatmaya başladı: 4-5 yaşındaymışım ve annem de en fazla 25 yaşında o zaman. Sokakta komşunun çocuklarıyla oynarken simiçi geçmiş. Çocuklar alınca ben de almışım. Simitçiyi de parasını alsın diye eve yollamışım. Annem çok kızmış. Eve çağırmış beni. Kapıdan girdiğimde de kıyamet kopmuş. Çok korkmuş çok ağlamışım ve simiti ayakkabılığın üzerine bırakmışım. Kısa bir süre sonra siniri geçince, fazla sert davrandığını düşünmüş. "Altı üstü bir simit ama bu yaşta emrivaki yapmayı öğrenmemeli" diye düşünürken bir kere ısırıp bıraktığım simidi görmüş.. Babamla yalvarmışlar bütün gece simiti yemem için. Yedirememişler... Aradan geçen 30 yılın ardından bir gece annemin aklına düşmüş o simit... "Ben de çocuktum,birlikte büyüyorduk. Bilemedim çok hırpaladım seni. Disiplinli olmak istiyordum. Ama kızım sen niye yemedin o simidi" Kızım şimdi 12 yaşında.. Ve anlıyorum ki annelik bazen kapanmaz vicdan yaraları taşımak aynı zamanda... Telafisi yok kayıp zamanın.. Sızlayan yerden öperek başlamak gerek iyileşmeye,iyileştirmeye... Ayrı,uzak,yakın,candan,kavgalı, hırçın,tutkulu ve eksik kalmış tüm anne ve evlatların günü kutlu olsun.. Iyi geceler❤️..."
İclal Aydın...
Twitter' dan alıntıladım...
Çok duygulu bir anı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













:








