Günlerdir bloguma bir kişi bile gelip iyi kötü bir şeyler yazmış değil.
.....................
.................
.........................
Peki ne diyelim öyleyse öyledir...
Bilgisayarınız açıkken klavyenin tozunu almayın sakın.
:))))))
Klavyede hiç yanmayan bir ışık yandı ama nereden yandı bulamadım.
:)))))
Ahahahaaaaa basmadığım tek bir tuş bile kalmadı ama nafile söndüremedim.
:)))))))))
Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan`a göre,insanın mutlu olması için yaşadıklarını doğru algılaması çok önemli. Prof. Tarhan aynı konumdaki insanların farklı bakış açılarının, hayata yükledikleri anlamı değiştirebileceğinden söz ediyor.
'Duyguların Dili' adı ile pek çok konuya açıklık getiren Tarhan, zorlukların yenilmesinde anahtar duyguların iyimserlik ve ümit olduğunun bilinmesi ve hiç unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Pozitif duygular hastalıkları yeniyor
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyimserlik ve ümit duygusunun beyinde canlılık meydana getirdiğini aktarıyor. 'Önemli hastalıklarda pozitif duygular gelişirse beyin morfin benzeri doğal maddeler salgılar ve bu maddeler bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalık daha kolay yenilir' diyen Tarhan, olumlu bakış açısının beden sağlığına da faydasının olduğunu dikkat çekiyor.
Anti-aging yani yaşlanmayı geciktirme çalışmalarında, kişinin yaşam felsefesi önemli olduğunu ve iyimser insanların daha geç yaşlandığı, zihin ve beden sağlıklarının diğerlerinden daha iyi olduğunun bilindiğini söylüyor.
Ayrıca Tarhan soruları yanıtlarken, son yıllarda yapılan araştırmalardan örnekler vererek olumlu düşünen kimselerin daha az hastalandıklarının tespit edildiğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Tarhan`a göre sık sık grip olmakla kötümserlik arasında paralellik bulunuor. İyimserlerin bağışıklık sistemlerinin güçlü olması vücut dirençlerini yükseltmekte, bu da hastalıkları kolayca yenmelerine yardımcı olmaktadır.
İyimserlik geleceği etkiliyor
İyimserlik duygusunun, gelecekle ilgili beklentilerde önemli rol oynadığını aktaran Tarhan, bunun kişiye kendi kendini harekete geçirme özelliği kazandırdığından akademik başarıda bu duygunun payının büyük olduğu görüşünde.
Kötümser insanlar ise genellikle kaygılı, çalışma şevki, motivasyonu ve hareket kabiliyeti düşük kişilerdir diyen Tarhan, bu da insanın geleceği algılamasında, hayat başarısında belirleyicidir tezini savunuyor.
"Rabbim çok yorgunum. Bana bütün haberlerin yerini tutacak bir haber gönder. Üzerime bir iyilik ve güzellik kondur. Avunmalığım olsun, hiç ummadığım sevinç nasip et. Lâtifsin, lütfedensin."
Bir ateşim yanarım külüm yok dumanım yok Sen yoksan mekanım belli değil zamanım yok Fırtınalar içinde beni yalnız bırakma Benim senden başka sığınacak limanım yok
Sabahları artık mis kokan kahvemi içemeyeceğim ama bir ay sonra yine aynı hızla devam...
Çok güzel duruyor bu tomurcuklar.
Ben tomurcuk dedim de çiçek mi tohum mu artık bilemedim.
Adı her neyse ama harika bir görüntüsü var...
Yapraklısını da buldum ne güzel görünüyor.
:)))
Oğuzhan Koç' tan dinleyelim...
Ateş ile oynayınca kalmadı gücüm
Güneşi bir gün bile göremedi gözüm Kalmadı bir sözüm artık Gitsem diyorum Neşesini bol bulunca istedim her an Hevesini aldı gitti ben yine talan Bitmez mi bu yalan artık Bitsen diyorum Ah aşk olunca meşk olunca Ben yokum hiçbir tarafında Dert olunca gün batınca Ay bile kaçınca gökyüzünden (aman) Gitsem diyorum Bir mesele kalmadı içimde şimdi bak Yine beni döndü buldu ettiğim her ah Yok mu bir gün ferah artık Gülsem diyorum Çilemi değil mi anlamak zor artık çok Bilene de sorsan aşka başka çare yok Yolum uzun artık Gitsem diyorum Ah aşk olunca meşk olunca Ben yokum hiçbir tarafında Dert olunca gün batınca Ay bile kaçınca gökyüzünden aman Gitsem diyorum Sen var olunca bir yok olunca Ben de olmam olmadığın zaman Gün doğunca bir uyansam Bir de baksam yanı başımda olsan aman Sevsem diyorum
Çok severek izlediğim, bir havasını güzel Oğlucuuma benzettiğim güzel çocuk...
Bizler belki de bizim nesil biraz suskunuz nedense. Kendimizi ancak yazıyla ifade edebiliyoruz belki karşımızdakiyle mücadele gücümüz olmadığından, belki kırmak istemediğimizden, belki daha fazla üzülmekten korkuyoruz bunun için de kaçamak bir çıkış yolu oldu bloglarımız. İçimizi tam anlamıyla dökmek için açtığımız bloglarımız da iyi ki var.
Bir insanın kendi kendine söyleyeceği en güzel teselli sözü
Üzülme!!!...
"Ağlama ne olur sen Acıyı gel bende gör Elveda derken sana İsyanım var olanlara Seninle olduğum gün Kopamam bir kez daha Bilirsin çok çılgınım Bir sana kıyamadım Üzülme üzülme Seni ağlarken görmek zordur gönlüme Üzülme üzülme Aşığım seviyorum bende Üzülme üzülme Unutmam ayrılık var diye Üzülme üzülme Aşığım seviyorum bende..."
Dinleyelim...
Ben bu serin havada güzel ve sıcak bir neskafe eşliğinde dinliyorum...
Sabahları bu sessizliğe ve dinginliğe iyi geliyor...
***
Ve geçenlerde paylaştığım ama bugün yine paylaşmak istediğim bir
Senai Demirci
yazısı şiir tadında...
Lâ tahzen...
Üzülme! Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hala bir umut tarlasısın.
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengarenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgarlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...
Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.
Üzülme!
Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.
Üzülme!
O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ."
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."
Evlilik hayatınızla ilgili etkiler bugün de baskın olabilir ve eşinizle aranızdaki güveni sağlamlaştırmak için bazı adımlar atabilirsiniz. Birbirinize açmaya çekindiğiniz şeyleri dile getirebilirsiniz. Önümüzdeki günlerde yakınlığınız daha da artabilir.
Seyretmeden de bir gece dolu dolu geçebiliyormuş...
İşlerin de planlaması yapılmışken
Hal böyleyken...
Boğazımda yutkunamadığım düğüm de neyin nesi?
Sürekli bir taş tıkanıklığı.
Ağlasam, yutsam geçer mi ki?
BİR KADININ YÜREĞİNE GİREBİLİRSEN Bir kadının yüreğine girebilirsen Sesini, nefesini, Yaşadığı ülkesini Gözlerinin bebeğini Emeğini, rüyasını, dünyasını fethedersin
Sağlığı da sen olursun, hastalığı da Oğlu da sen olursun, babası da Yaşama hevesi çabası da
Bir kadının yüreğine girebilirsen En büyük şairi İnanılmaz mucizesi ve sihri olursun Herşey yalan, sen zahiri Herşey vesairse, sen cevahiri, Herşeyden ötesi Yüreğinin içinde ahiri olursun
Bir kadının yüreğine girebilirsen Yaşaması da sen olursun, ölümü de Bir kadının yüreğine girebilirsen Ya helalliği olursun Ya veballiği Bir kadının yüreğine girebilirsen Ya adamı olursun Ya haramı
Bir kadının yüreğine girebilirsen Ya kaybolursun Ya da gerçek olan seni bulursun
Her şeyi ya yıkıyor, ya siliyorum.
Kuruyanları ütülüyor bir yandan yeni yeni çamaşırlar türetiyorum...
Nereye, hangi odaya gitsem orada kalakalıyorum.
İşin birine konsatre olduysam diğerine pek bakamıyorum.
Kısacası "kakılmışın" Betül haliyim.
:))))))))))))
Azalttım sanki temizliğin dibi görünür gibi oldu.
E dile kolay bir haftadır (üç gün mola versem de) işlerle iç içeyim.
Bu molalardan biri harikaydı.
Kursumuzun sergisini gezdim.
Çalışmalara bayıldım...
Fotoğraf da çektim yakında işlerim bitince paylaşırım.
:))))