26 Şubat 2016 Cuma

İyi Akşamlar...


Yazdan kalma bir güneşle geçirdiğimiz günden hepimize iyi akşamlar...
Selam ve sevgilerimle.
Mutlu akşamlarımız olsun.

:)

25 Şubat 2016 Perşembe

Uykuuuu...


Gelmiş bile iyi geceler hepimizeee...

Merhabalar Efeniiimmm...


"Son yaprak düşmeden umut bitmez..."
Herşeyin umduğumuz gibi olacağı mutlu günler.
Sevgi ve selametle...

***


İlk defa dinleyeceğim bir şarkı.
Umarım beğeniriz.
:)))))

20 Şubat 2016 Cumartesi

Umberto Eco...

 


Zaman zaman güzel sözlerini paylaştığımız Umberto Eco ölmüş.
Toprağı bol olsun.

Günaydınlar...


Güzel günler umudu ile hepimize selamlar sevgiler...
Bir Cumartesi daha başladı bu sabah biraz karanlık, biraz ağır, biraz bulanık nedense.
Bu ağırlığı biraz olsun müzikle hafifletmek lazım diye düşünüyorum.
Gitar...
Çalma hevesimin hiç olmadığı fakat bir o kadar da dinlemek için can attığım müzik aleti.
Çok güzel besteler var ve çok güzel müzikler sergileniyor gitarla.
Bu kadar bahsedip bir müzik paylaşmazsam olmaz.

***


İspanyol Solo Gitar...
Zevkle dinleyelim.
Şu bulutlu ve kasvetli havayı bir nebze ısıtır bari.
:/
Mutlu hafta sonları...

19 Şubat 2016 Cuma

Black Hawk Down (2001) Hunger (Soundtrack OST)

Günaydınlar...


Artık ne kadar gün aydınsa.
Yine Ankara, yine bomba patlamada ölen, şehit olan insanlara Allah rahmet eylesin.
Allah kötülerin ellerine, ayaklarına dolandırsın kendi başlarına gelsin inşallah.

***

Güzel günlerin olduğu, mutlu günler dilerim.
Sevgilerimle...

***


Selvi Boylum Al Yazmalım...
Piyano Cover...
Dinleyelim.

15 Şubat 2016 Pazartesi

İyi Akşamlar...

Yeni bir hastane gününden daha merhabalar.
Herşey o kadar yorucu ki bugünlerde.
Sabah sabah suların kesildiği yetmedi bir de akşam akşam elektrikler gitti iyi mi?
Neyse hepsi de geri dönüş yaptı çok şükür.
Eşeğimizi kaybedip bulmuş mu olduk ne...
:)))

13 Şubat 2016 Cumartesi

Erol Evgin...Aldım Başımı Gidiyorum...

Günaydın...


Dualarımız kabul, sabahlarımız hayır olsun.
Gerçek mutlulukların bizlerle olduğunu görelim.
Cumartesinin hareketliliği ve rahatlığıyla tekrar günaydınlar efenim...
:)

***


Bu sabah kahvaltıda uzuuuun zamandır tatmadığım Ankara simidi istedi canım.
Ama karşıdaki fırından almadan geldim...
:))))))

***


Meğerlerin, eğerlerin, keşkelerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz bu kaçınılmaz.
İnşallah minimum düzeyde olur bu kavramlar hayatımızda...
Candan Erçetin söylüyor...
"Meğer..."
Her dinleyişte bir kere daha, bir kere daha dinleyeyim dediğim şarkı...

10 Şubat 2016 Çarşamba

Kolay mı he?... Ahahahahaaaaaaaaa...


Günaydınlar...


Hepimize maviliklerle dolu güzel günler dilerim.
Mavinin en güzel tonlarının sıralandığı bu fotoğrafı paylaşmak geldi içimden.
İçimi serinletti, ferahlattı, mutlu etti bu mavilik...

***


Ve Müslüm Gürses' ten dinleyelim.
"Asi ve Mavi..."

8 Şubat 2016 Pazartesi

E Bu Yazı Ağlatır...

http://evdeyazar.blogspot.com.tr/2016/02/sar-cocugun-hayali.html

:............

Teşekkürler Evde Yazar...

Birhan Keskin...

"aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince
divaneliği söylüyordum
sana böyle akmaktan çok korktuğum içindi..."

Birhan Keskin...

Günaydınlar...


Piyanonun tuşları ne güzel tınılar çıkarır ortaya...
Gözlerimizi kapatıp hayal alemine tatlı bir yolculukla başlar müziğini dinlemeler.
Susarız sadece kendimizi duymak içindir... 
İçimizde avaz avaz bağıran ve kendimiz dahil kimsenin duymadığı, duyamadığı 
sesimizi hissetmek içindir bu suskunluğumuz. ...

***
"sustum. 
konuşmak hiçbir şeyi, 
hiçbir şeye ulaştırmıyordu. 
biliyordum..."

Birhan Keskin...

Birhan Keskin' in o bir çırpıda söylediği dokunaklı kelimeleri alıntılayabilmek çok güzel.
Bizleri bundan mahrum bırakmadığı için çok teşekkürler...
Susmayan iç sesimize güzel bir şarkı ekleyelim...

***



"Ah bu şarkıların gözü kör olsun..."
Derken de müzik bizim istediğimiz şeyleri söyler.
Piyano konuşuyormuş gibi sanki...

***
Günaydın hepimize mutlu haftalar dilerim...

6 Şubat 2016 Cumartesi

Osho...


Dışarıda...

Kar yağarken Buz Devri 1 izlemek Cumartesi neşesi gibi bir şey...

http://www.hdfilmizlebe.com/buz-devri-1-turkce-dublaj-film-izle.html/2

Günaydınlar...


Karlı bir Cumartesi sabahına uyandığımız şu günde 
kar beyaz bir çiçek paylaşmadan olmaz diye düşündüm.
Dışarısı o kadar güzel ki büyük büyük ekmek parçası gibi kar yağıyor. 
İnşallah dışarıda, soğukta kalan birileri yoktur.
Biz hep güzel yanını düşünüyoruz da olumsuz yönü pek gelmiyor aklımıza nedense.
İnşallah herşeyin gönlümüzce olduğu güzel günlerimiz olur.
Selam ve sevgilerimle.
:)

***


Sabah sabah bu sıcacık çorba nasıl da güzel gider.
:)
Afiyetle...

***


Sting söylüyor...
"Desert Rose..."
Ara ara yaptığımız gibi paylaşma klasiğimizi yine yapalım. 
Blogumda belki yüzüncü kez paylaştım ama olsun.
:) 

4 Şubat 2016 Perşembe

Kördüğüm...

Güzel dizi...

Sıla - Çok Aşığın Var Diyorlar

İyi Akşamlar...


Merhabalar, selamlar, sevgiler iyi akşamlar hepimizeeee...
Akşam akşam yaşadığım hesap krizinin arkasından şimdi 
temizlendi sanırım...
:)))
Hiç bir şekilde gelen maillere kanmamak lazım.

***


Işın Karaca...
"Geceyi Sana Yazdım..." diyor dinleyelim...

3 Şubat 2016 Çarşamba

2 Şubat 2016 Salı

Serap Tamay - Zati de Vurgunum Sana / ahraz...

Yeni Bir Güne Daha...


Uyandık günaydınlar hepimizeee...
Bugün biraz daha iyi olmanın verdiği huzurla selamlıyorum blogumu.
:)
Malum kursumuz tatilde dolayısıyla benim boncuk işlerim de.
:)
Nasıl da alışmışım çok özledim herkesi ama dinlenmek lazım.
Haftaya sağlıklıca başlayalım inşallah.

***


Thalassa...
Giannis Parios... Söylüyor dinleyelim...

1 Şubat 2016 Pazartesi

Cahit Zarifoğlu...

Oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey?
Başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Cahit Zarifoğlu...

Nazan Bekiroğlu...

"Düşünsek ve bilsek. Birazcık akletsek. İş işten geçmeden kendimize çekidüzen vermeyi öğrensek. Nasılmış rüzgârın kırdığı daldan tasalanmak; neymiş doğanın bereketini, Yaratan'ın merhametini beklemek, niceymiş göklere sığınmak, toprakla avunmak?"

Nazan Bekiroğlu...

Günaydınlar...


İşte aynen bu fotoğraf gibi, dikenli gibi, ışıklar saçmış gibi, elektrik yüklü gibiyim.
Bi tuhafım yani.
Sanırım bu grip yüzünden sinirlerim mahfolmuş durumda, 
iyileşip bir an önce sağlığıma kavuşmak istiyorum ama...
Biraz zaman gerekecek heralde.
Hepimize sağlıklı, mutlu, güzel haftalar dilerim.

***


Dün akşam izlediğim "O Ses" deki favorim
Emre Sertkaya...
"Saçlarını yol getir..."
Diyor.
Nasıl da içli içli söylemiş dinleyelim...

30 Ocak 2016 Cumartesi

Günaydın...


Yine bir Cumartesi sabahına daha ulaştık.
Yaklaşık 2 saatlik uykuyla ben de bu sabah erken bir şekilde gelebildim bloguma.
Mutlu, huzurlu, öksürüksüz, boğaz yanması olmayan nice sabahlara uyanalım inşallah.
Gece öksürüklerini biraz olsun önlemenin sırrını vermek istiyorum buradan.
Bir gazeteyi alırsınız -iki yaprak yeterli-
Üzerine bolca kolonya dökersiniz tek bir noktası bile kuru kalmamasına dikkat ederek tabii.
Ve sırtınıza bu dörde katlanmış halini yayarak yerleştirirsiniz.
İlk anda buz gibi değen kolonyalı gazeteden kaçmak istersiniz ama hemen akabinde alışır sırtınız.
Sonra her ne hikmetse öksürük tekrarlama arası uzar. 
Belli bir süre sonra "- Aaaa bana baya faydası oldu bunun öksürüğüm azaldı..." Dersiniz.
Ama sabah olunca ilk işiniz doktora gitmek olsun. Derim ben.
Bu tür çözümler iptidai olduğu için kesin bir iyileşme olmuyor maalesef.
:)))
Bir kaç gündür olduğu gibi yine gripten, öksürmekten söz ettim yaaa.
Kusura bakma blogum.
En kısa zamanda iyileşip bir an önce güzel konulardan bahsetmek dileğiyle.
E insan ne yaşıyorsa onu paylaşıyor gün be gün.
Bizde yalan yok...
:)))))))))))))))))

***


Tarkan...
"Unut Beni..."
Diyor güzel güzel dinleyelim.
Ben de öksürüğüme söylüyorum unut ve terket beni...
:)))

29 Ocak 2016 Cuma

Yine Geldi mi...

Gecenin bu saatleri sana?
Uyumaya korkuyorum yeminle öfff.
Bitse artık şu grip.

Sabahın Köründe Uyananlara Günaydın Olsun...


Aynı böyle bir gece geçiriyorum.
Elimde sıcak bir su, sırtımda yorgan.
Berbat bir öksürükle birlikte berbat bir gece... 
Sürekli içimden bir ses...
 "Sabah ilk işin doktora gitmek olsun" diyor.
Hastaya sor geceleri diye bir klişe yazmayacağım elbette ama öksürük denen meret de geceleri daha bir yoğun oluyor ki sormayın...
Abartmak istemiyorum 
sonuçta grip oldum alt tarafı.
Hastaneye gide gele bıkmış bir beden bu, kendine gitmemek için bahaneler üreten.
Neyse bakalım herkese sağlıklı günler dileğiyle bugün erken bir saatte...
GÜNAYDIN...

***


Kanun ve ney dinletisi...
Dinlendirme garantili.
:)




28 Ocak 2016 Perşembe

Özdemir Asaf... Lavinia Şiiri... Feridun Düzağaç Sesinden...


Sana gitme demeyeceğim 
Üşüyorsun ceketimi al. 
Günün en güzel saatleri bunlar, 
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim. 
Gene de sen bilirsin. 
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim. 
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim, 
Ama gitme, Lavinya. 
Adını gizleyeceğim 
Sen de bilme, Lavinya.

Merhabalar...


Gribin çarptığı bir Betül olarak hepimize sağlıklı, mutlu günler dilerim.
Hani ben grip aşısı olmuştum?
Hani bu kış rahat geçecekti?
Hani sağlıklıydım?
:/
Neyse daha beteri olmaz inşallah.
Herşey gönlümüzce olsun.

***


Anna RF  Grubundan
"Weeping Eyes..."
Dinleyelim...

26 Ocak 2016 Salı

Haydiiii...


İyi geceler hepimizeee...

Ah Allahım Bu Evlenme Programları...

Sanki mitoz bölünmeye uğramış gibi hemen her kanalda varlar.
Offf anne yaaa tamam seviyorsun da bu da can diiiy mi?

Merhabalar...


Her şeyin gönlümüzce olduğu güzel günler dilerim hepimize...
Ayazın kendini en çok hissettirdiği bir günü daha yaşıyoruz.
Gönüllerimiz buz tutmasın
Sevgiler efenim hepimize...

***

 

Hû Kuşu...
Dinleyelim.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Günaydın...


Bembeyaz bir papatya kadar güzel, ferah ve temiz bir şey var mı hayatta?
Yapraklarını bir bir koparıp fal bakarsın, kurutursun kışın suyuyla şifa bulursun...
Yine de nedense "Çiçek" yerine koymayız bu nadide varlığı.
"Çiçek mi alayım, Papatya mı?" sorusundan bellidir bu.
:))

***

Günaydınlar mutlu bir haftaya daha başlayalım hep beraber.
Hepimize hayırlı günler...

***


Mor Karbasi...
"Rosa" Diyor...
Dinleyelim...
:)

23 Ocak 2016 Cumartesi

Nil Karaibrahimgil...


Günaydınlar...


Tam da zamanı şimdi.
Mis kokulu, güzel mi güzel, tatlı bir portakala kim hayır diyebilir ki?
Afiyetle.

***

Günaydınlar mutlu hafta sonları, sevgi dolu güzel günlerimiz olsun.
Herşey gönlümüzce olsun.
:)

***


Demet Akalın...
"Gururum..."
Diyor dinleyelim.
Çok güzel söylemiş...

21 Ocak 2016 Perşembe

Mustafa Koç...


Geçirdiği kalp krizi sonrası vefat eden Mustafa Koç
Üzdü...
Hiç tanışmadığı bir insanın ölümüne üzülür mü insan üzülür işte.
Allah rahmet eylesin.

Sait Faik' in Kitaplara Girmemiş Bir Hikayesi...

Sabah sabah hoş bir hikaye buldum...

Sokaktan Geçen Kadın

Soluk, güzel yüzlü bir kadındı. Sarı denecek kadar açık, berrak gözlerinin kenarlarında dost, arkadaş, ahbap bir ifade vardı. Her hoşuma giden yüze gözlerimi açarak bakarım. Gözlerimdeki bozukluğu doktora göstermiş değilim. Kadını geçtikten sonra bile düşünmeme sebep bana acır gibi bakması oldu. “Ah bu gözlerim,” dedim… Gözlerime daha bir takım ağır lâflar edeceğimi sanıyordum. Birdenbire kafamda başka düğmeler çevrildi. Başka ışıklar yandı. Gerilere doğru sürüklendiğimi hissettim. Hızla çevriliyor(d)um. Gençliğimin bir kısmını geçirdiğim bir kasaba gözümde canlanıverdi:
Kasabanın belli başlı âilelerinden birinin oğlu iyi arkadaşımdı. Uzun seneler ecnebi mekteplerde okumuş, lisan, giyinmek, yaşamak, konuşmak öğrenmiş, şimdi kasabaya dönmüş, kömür pazarındaki dükkânına kapanmıştı. Önce – daha doğrusu benimle ahbaplığı ilerlettiği sıralar – içinde bir ihtilâl havası esmiş, âile denen ipi bir sıçrayışta aşmak arzusu içinde çırpınmış, yapamamıştı. İki sene hitamında yazıhanesinde şişmanlamış, uyuşmuş kalmıştı. Çuvallar da gelip gitmese hali nice olurdu bilmem… Aile; günen güne ağırlaşan, günden güne içine kapanıp kararan ve şişmanlayan genci harekete getirmek için ne edeceklerini bilemiyorlardı. Çuvallar İstanbul’a gidiyor, İstanbul’dan sandıklar geliyor, kasa para doluyordu. Amma genç adam para ile ne yapılabileceğini bile unutmuştu. Haftada bir gün içtiği dört kadeh rakının bile onu derin uykusundan uyandırmadığını sezen tüccar peder gece rüyasında mı gördü, yoksa hekimlere mi danıştı. Yoksa âile bir araya toplanarak birbirlerine fikir mi eklediler, burası meçhul, çünkü bu ailede bu fikri tek başına bulacak adam yoktu. O evde düşünülmez, yenilir, içilir, hesap yapılır ve uyunurdu. Bu fikir oğlanı evlendirmekti.
Bir yazıhane düşünün: Camları tozlu, defterlerini sinekler kirletmiş olsun. Kasa defterinin kenarındaki mürekkep tam dört seneliktir. Takvim yedi buçuk aydır kopmamıştır... Her şey; kasa üstündeki kalın siyah cildler, onun yanı başındaki pres, mektup kopyasının ince yapraklı kalın defteri yaz öğlesinin veya tepeleme doldurulmuş mangalın uykusuna teslim olmuştur. Sandalyelerin oturacak yerindeki soluk minderler, mihveri etrafında dönmeye dönmeye döner olduğu unutulmuş koltuk. Her şey, yahut hiçbir şey, hattâ evlenme fikri bile bizim minderleşmiş ve koltuklaşmış arkadaşı uykusundan uyandırmamıştı. Bir defa düşünmüş, fikir kendisine yabancı gelmemiş, çabucak bir yatak kokusu, bir kadın hayali, bir terlik, bir pijama, bir pudra ve lâvanta kokusu duymuş, içi öylesine ezilmişti ki ben evlenirsem ne ederim diye düşünüp kalmıştı. Düşünüp kalmıştı dediğime bakıp da düşünme denilen şeyin hareketi, yırtıcılığı hatırınıza gelmesin. Evlenirsem ne yaparım? demiş uyuya kalmıştı. Onu bu uykusundan o zamana kadar bir yazıhaneye girmemiş bir böcek uyandırdı. Bu bir eşek arısı idi. Küçük yazıhanenin içinde büyük bir tayyare gürültüsü duymuştu. Çıkacak delik arayan arı deliler gibi idi. Daha doğrusu deli tayyareciler gibi idi. Onu mahmur gözlerile takipten yorulan bizimki, arıdan iki milyon beş yüz yetmiş bin defa büyük olduğu halde elini bile oynatamayışını hayra yormadı. Hemen evlenirsem ne yaparım fikri tekrar kafasına çömeliverdi. Tam yirmi sekiz gün düşündü. Yirmi dokuzuncu gün işin içinden düşünmekle çıkamayacağını anlamıştı. Evlenince ne yapacağını tecrübeye koyuldu. Netice kötü çıktı. Evlenince terliklerini bile giyemeyeceğini anlamıştı. Şişman vücudundaki yağlı sular iki ayda eriyip gitmiştiler. Tam on yedi kilo kaybetmişti. Üzüntüsünü kasabanın her zengin evine baba dostu alark da sokulan bir doktora açtı...
Nihayet İstanbul’a kapağı attı. Tedavi şehri İstanbul’du. Barlara, meyhanelere, lokantalara, plâjlara, muayenehanesinde garip garip elektrik cihazları bulunan doktorlara gitti. Hayır, evlenince terliklerini giyemeyecekti. Bu kararı doktorlardan evvel kendisi vermişti. Fazla üzülmedi. Yalnız eskisi gibi yemek yiyememekle kendini gösteren bu üzüntü bir ay sonra müthiş iştiha ile sona erdi. Yeniden şişmanladı. Şişmanlayınca üzüntü rovelveri de dolmuştu. İçine herkes gibi olamamak utancı doldu. Kafasında bir ihtilâldir başladı. Bu ihtilâli şarap, rakı, kumar ve uykusuzlukla bastırmağa çalışmak ne demektir bilirsiniz. Yangına körükle gitmek, ateşe benzin sıkmak.
Dünyalar kadar para harcadı. Derdini önüne gelene döktü. Utanmadı, sıkılmadı. Doktorlarla kahpe kadınlar canına okudular oğlanın. Faydasız.
Bir akşam barların birinde Lâmia’ya rastlamıştı. Demin sokakta gördüğüm o Lâmia idi işte. Derdini ona da döktü. Ona bol para harcamak istedi. Lâmia, sükûnetten harekete, hareketten sükûnete, zayıflıktan şişmanlığa ve şişmanlıktan zayıflığa gidip gelirken üzüntülü ve mahzun bir yüz bağlamış olan bizim oğlanı seviverdi. Para bile harcatmadı. Arkadaşım bu dertten kurtulursa kendisiyle evleneceğini Lâmia’ya yemin billâhlarla vadetti. Lâmia bu vaitlere bir taraftan “Boş ver!” derken öte taraftan hafifçe inandı. Bir buçuk sene beraber yaşadılar. Arkadaşım kaçıncı ayın hitamında terliklerini giydi bilmiyorum. Fakat bir buçuk sene sonra herkes gibi bir erkek olmuştu. Harbin ilk senesinde 1940 senesinin şubat ayında Park Otel’de ... kasabası eşrafından ... beyin mahdumu ... beyle Doktor ... beyin kızının nikâhları kıyıldı. İşte biraz evvel görüp tanıyamadığım Lâmia da yüz üstü bırakıldı.
Şimdi Lâmia’ya sırtı sıra hergün rastlıyorum. Uzun boyunu arkadan seyre dalıyor, bazı aile saadetlerinin banisi olduğunu düşünüyor, şimdi bizim kasabanın milyonluk bir adamı olan eski arkadaşımın, büyük balkonlu evinin önüne bir bronz Lâmia heykeli neden dikmediğini kendi kendime soruyorum. 
Salon, No. 31, 1 Şubat 1949

Ankara' da Okullara Kar Tatili...

:)
:)))
Bugün kursa bi uğrayıp dönecektim nasip değilmiş.
Hayırlısı...

Günaydın...


Güzel blogumun güzel insanları...
Karlı, soğuk ama sıcacık bir bitki çayının eşlik ettiği cam sefamıza yeniden uyandık.
Herşeye, her zorluğa, her türlü olumsuzluğa hamd edip günümüzü yaşamaya başlayalım...
Gönlümüzce, istediğimiz gibi geçen bir gün olsun.
Selam ve sevgilerimle...

***


Deniz Seki' den dinleyelim...
"Dile Kolay..."
::)
Sıcak yaz günü sıcaklığıyla hem de...

***

Bir de bu şarkıyı buldum.

Bu da şarkının İran' lı sanatçı


Faramarz Aslani tarafından ilk defa 1977 yılında seslendirilişi.
"Age Ye Rooz..."

Hangisini sevdinizse onu dinleyin...
:)

20 Ocak 2016 Çarşamba

Neden?...


Günaydınlar...


Sevgi ve selamlarımla hepimize günaydınlar...
:)
Günümüz güzel geçsin.

***


Nida Ateş - Erkan Oğur ve Ahraz söylüyor...
"Akşam Olur..."
Dinliyoruz...

19 Ocak 2016 Salı

İyi Akşamlar...


Otogardan şimdiye kadar uğurladıklarımın arasında, 
en uzağa giden yolcumu bu sabah gönderdim...
Ayrılığın verdiği acı, hüzün, gözyaşı berbat bir duygu.
Ama önemli olan kuzucuumun mutluluğu.
Sağlıklı ve kazasız yolculuklar annem...
:')

***


Ahraz...
"Yollar..." 
Diyor dinleyelim...

17 Ocak 2016 Pazar

Gökhan Özen - Ne Farkeder

Mutlu Pazarlar...


Senin kanatların var uçabileceğin,
Benimse yollarım var...
Dolambaçlı, dikenli...
Adım atacak bir güç geldiğinde geçerim, koşarım senin uçtuğun yerleri geride bırakırım...

***

Merhabalar efenim her zamanki gibi iyi ve mutlu dileklerle bir günümüzü daha yaşayalım...

***


Işın Karaca...
"Bir Garip Yolcuyum..."
Diyor dinleyelim...

16 Ocak 2016 Cumartesi

Viza - Janna

Ayça Şen ile Stand-up Üzerine

Turgut Uyar...


Günaydınlar...


Bir yaprak sessizliği, bir yaprak titrekliği...
Bugün böyle yağmur damlası düşmüş üstüne...
Dalından kopmuş bir yaprak çığlığı...
Bağır, ağla, kız, söylen dur etrafına.
Yağmur damlası nasıl kayıp gidiyorsa yaprağın üstünden,
O misal at gitsin mutsuzluğu, umutsuzluğu, suskunluğu üzerinden...

***

Günaydınlar yeni bir Cumartesi, yine bir Cumartesi.
Bu kadar çabuk geçmesi günlerin bi acayip değil mi?

***

Herşeyin gönlümüzce olduğu, güzel günler dilerim hepimizeeee...

***


Nilüfer söylüyor yeni şarkısı...
"Elimden Gelen Bu Kadardı..."
İlk defa dinliyorum.
Hadi hep beraber dinleyelim...

15 Ocak 2016 Cuma

Günaydınlar...


Yine geldik bir Cuma Sabahına...
Hayırlı, bereketli ve güzel günlerimiz olsun.
Haberlerin korkunçluğu ve iç karartıcılığına rağmen inadına gülümseyelim.
Hadi...

***


Sezen Aksu söylüyor...
"Gülümse..."
1991' in en güzel ve en tatlı hatıralarını içeren harika bir şarkı...

14 Ocak 2016 Perşembe

Uykuuu...


Geldi fena...
İyi geceler...
Hepimize...

Boncuk...

İşlerimleyim...
:)
Son hızla gidiyor hadi bakalım...

Günaydınnn...


Bir su damlası kadar temiz, bir su damlası kadar gölgesiz...
Aydınlık olmasını arzu ettiğimiz bir sabaha daha uyandık.
Günaydın hepimize esenlik ve sevgi dolu, huzur dolu günler dilerim.

***


Candan Erçetin söylüyor...
"Gölgesizler..."

13 Ocak 2016 Çarşamba

Nazım Hikmet...


Deniz Seki - Aşk (1999)

Kar...


Nasıl da yağıyor hızlı hızlı...

Kara Kara...


Bulutları olan bir sabaha uyandık.
Ama gülümsemek bütün bulutları bembeyaz gösterir.
Hadi gülümseyelim...
:)

Günaydın...


Kanatlarımız olsun isterdim,
Canımız sıkıldıkça uçup gidebilseydik bi yerlere.
Huzura, mutluluğa, güzelliğe...

***

Günaydınlar...
Sevgi, mutluluk dolu günler dilerim hepimize...

***


Yegane...
"Talehim..."
Diyor ne demek bilmiyorum ama sakin sakin söylemiş dinleyelim...

12 Ocak 2016 Salı

Murathan Mungan...

İnsan; hep "Bilmediğinden" değil ya,
Bazen de "Bildiğinden" susar...!
Edep bilir, susar.
Sabır bilir, susar.
Saygı bilir, susar.
Sevgi bilir, susar.
Bazen de anlayanı olmadığını bilir, susar..!
.
.
Murathan Mungan...