11 Ekim 2018 Perşembe

Günaydınlar...


Sevgi, selam ve muhabbetle...
Bir güzel güne daha başladık.
Bugün Perşembe hafta sonuna yaklaştığımız bir gün.
Beynimizin kıvrımlarında uçuşan olumsuzluklardan bir an önce uzaklaşıp 
kendimizi bulacağımız huzurlu dünyamızla yakınlaşalım.
Hepimize mutlu, sağlıklı günler.


Candan Erçetin...
Çek severek dinlerim.
"Kim Korkar..."
Diyor dinleyelim.

7 Ekim 2018 Pazar

Günaydınlar...


Bir Pazar sabahına daha uyandık. Sonbaharın özellikle Ekim Ayının 
serinliği hatta soğukluğu iyiden iyiye hissettirdiği günlerdeyiz.
Dökülen yaprakların renginden tutun da o insanı silkeleyip kendine getiren rüzgarını 
daha neyini anlatsam?
İçtiğiniz sıcacık çayın buharını, geçen soğuklardan kalan kalın kazağı 
sırtınıza geçiriverişin verdiği huzuru...
 Yani kısacası hayatın bir diğer güzelliğini yaşamayı, 
doğanın ben artık uykuya çekiliyorum güzelliğini bir kez daha idrak etmeyi
yeniden nasip ettiği için Rabbime şükürler olsun.



Emrah Karaduman & Aleyna Tilki...
"Dipsiz Kuyum..."
Diyor dinleyelim...

3 Ekim 2018 Çarşamba

İyi Geceler...


Her şeyin gönlümüzce olduğu mutlu zamanlarımız olsun efenim...


Bir daha açar mı karanfil korkusuz? Bir daha uçar mı güvercin şehirde? Yalancı güneşli bir ocak, Mübarek Cuma gününde... Gitti cancağızım gitti... Bitti son İstanbul... Kaldırımlar zabıt tuttu şahidiz hepimiz, Her yer tetikti! Sen de çekip gitme! Dayan be umudum! Dön gel, dön gel! Meydan okur hayat, Pabuç bırakmaz ölüme, Dön gel, dön gel! Bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya? Kağıdı da kan tutar, ağaç değil mi soyu? Ağla, doyasıya ağla! Aynı denizde çoğalır yüreğin özsuyu...

26 Eylül 2018 Çarşamba

Günaydın...


Sevgi, selam ve muhabbetle hayırlı günlerimiz olsun...

***


İlkay Akkaya...
"Gidemem..."
Diyor dinleyelim...

20 Eylül 2018 Perşembe

19 Eylül 2018 Çarşamba

Havalar Baldan Tatlı...


Ama tatil mevsimi bitti...
Oysa ben sadece 3 gün dinlenebilmiştim koca yaz boyunca...
:(
:/


"Derdi nedir bu sonbaharın..."
Diyor Halil Sezai...
Dinleyelim.

18 Eylül 2018 Salı

3 Eylül 2018 Pazartesi

Guadalupe Pineda - Historia De Un Amor

Tan Taşçı - Kalbime Gömüyorum (Akustik - Canlı Performans) #MOISahne

İyi Geceler...


Hepimize mutlu, sağlıklı güzel bir Eylül Ayı olsun.
Eylül ün 2 si şu an ama olsun ben bloguma yeni kavuştum...
Fotoğrafımız neden İzmir?
Çünkü geçtiğimiz hafta içi (Çarşamba' dan Cumartesi' ye kadar) İzmir'deydim...
Bu aralar böyle iki - üç - dört günlük gezilerim oluyor.
Yetti mi peki?
Yok pek değil ama bu bile büyük bir değişiklik oldu benim için.
Çok güzel gezebildim, kuzucuumun arkadaşı, Babannesi, Dedesi sağ olsunlar çok güzel fevkalade ağırladılar bizi...
Çok harikaydı her şey...
Tam metroyu, İzban' ı, durakları öğreniyordum ki gün bitti biz kuzucuumla döndük geldik kürkçü dükkanına...
:)
Yolculuk güzeldi otobüs gibi değildi. 
Havaalanına ulaşmayı, oradan oraya koşuşturmayı saymazsak 1 saatlik uçuşumuz konforluydu elbette ama bana otobüs yolculuğu daha keyifli, daha romantik geliyor nedense.
"Salak mısın?"dediğini duyar gibiyim sevgili blogum ama ben böyleyim işte rahat batar bana.
Otobüsün camına kafamı vura, vura düşünmek daha güzel geliyor bana napiiim?

***

Asıl ben şeyi yazmak için geçtim blogumun başına.
En son 20 yıl önce gittiğim İzmir' in çok azcık bir bölümünü gezebilmiştim ama bu sefer çocukluğumun hatta onlu yaşlarımın geçtiği sokakları buldum ve o cehennem sıcağında güneşin altında karış karış arşınladım.
Unutmamışım ayaklarım doğrudan götürdü beni oralara...
Çocukluğuma şahit olan evin önünden geçtim.
Evle kendi kendime konuştum biraz da dertleştim...
Buraya açık açık yazacak değilim elbette ne dertleştiğimi. 
Hem yazarken ağlarım diye, hem de yerin (pardon bilgisayarın) kulağı var diye...
Ahhhh...
O evi bulduktan sonra içimden beynimden konuşmaya başladım.
"Duvarlarına bakan gözlerim aynı, buraya gelen ayaklarım, bedenim aynı sadece yaşlandım biraz...
Bak ben geldim...
Biliyor musun neler neler oldu geçti sende yaşayan insanlar neler neler yaptı, nerelere savruldu?
Hayatları nasıl değişti?...
Güzel manzaralı, güzel ev seninle ne çok güzel hatıralarımız oldu öyle diy mi?
Sen de değişmişsin aynı değilsin dışını kaplamışlar, balkonlarını boyamışlar...
Şimdi içeride kimler yaşıyor kimbilir...
Çünkü burada yaşayanlar da sattı gittiler seni."
O zamanları hatırladıkça canım yanıyor, içim biraz acıyor.
Çocukluğumun güzel evi seni gördüğüme sevindim.
Ege' nin İncisi İzmir' imizin eskimeyen eski evi inşallah mutlusundur.
Duvarlarında müzik notaları dolaşıp, mutlu kahkaha sesleri yankılanıyordur umarım...
Çünkü bazen insanlar ortamlarını değiştirince mutlu oluyorlar ya işte öyle onların mutsuzlukları seninle ilgili değil sana gelenler, yerleşenler mutludur belki.

***

Neyse ağlama Betül sus bakiyim.
:...........

***


Sezen Aksu' dan 
"İzmir' in Kızları..."
Şarkısını bulabildim İzmir diyince Sezen gelir ya aklımıza başka şarkısı yok İzmir' le ilgili...
Dinleyelim çok güzel...

Gözyaşları hepimizden uzak olsun...
İyi geceler efenim...

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Sezen Aksu - Gitme Kal Bu Şehirde

Ömür Göksel - Yaşadım mı Öldüm mü Anlayamadım (1976)

Günaydıııınnnn...


Nasılsınız efenim...
Ben de niz iyiyim, tüm güzellikler hepimize gelsin.
Kurban Bayramının bu ikinci gününden selamlar, sevgiler, esenlikler ve mutluluklar dilerim...
Canan Teyze' ye inat bolca yediğim çikolata, baklava ve bilumum zararlı şeyler olmasa iyiydi ama neyse...
Yiyince vicdan azabı çekip, yemeyince özlemekten yoruldum.
Onun için canım ne isterse onu yapmaya karar verdim yemek konusunda.
Mesela bu kahvaltı masası hiiiç fena değil. 
Yımırtasıyla, böreğiyle harika.

:P

***


Turgay Merih...
"Çalsam bir Gün Kapını..."
Diyor güzelce dinleyelim buram buram nostalji...

18 Ağustos 2018 Cumartesi

İyi Geceler...


Hepimize...
Sen ağlama...
Dayanamam ağlama göz bebeğim sana kıyamam...
.............

......................

................................

..............

***



Zakkum...
"Anason..."
Diyor dinleyelim...

14 Ağustos 2018 Salı

11 Ağustos 2018 Cumartesi

İyi Geceler...


Nasılız, iyi miyiz efenim?
Ben iyiyim şükürler olsun.
Bugün annişimin altına güzel bir araba çektik.
:))))
Tekerlekli sandalye aldık çevrede rahatça dolaştıralım, sorunsuz, yorulmadan gezdirelim diye...
İyileşsin istedikçe yaşın da etkisiyle biraz daha zorlaşıyor yaşamımız sanki.
Daha beterinden saklasın Allah'ım naapalım...

***

Serin, güzel, esintili bir gece bu gece.
Balkon sefasını bırakıp bilgisayarımın başına geçtim ki blogumda gezineyim biraz da...
Sonumuz hayrolsun bakalım daha nasıl günlerimiz olacak kim bilir...

***


Rahmetli Halil Karaduman seslendirmiş...

"Leyla Ela Gözlü Bir Çöl Ahusu..."
Demiş dinleyelim...

Mekanı cennet olsun.

2 Ağustos 2018 Perşembe

Günaydınlar...


Mutlu sabahlar.
Gün aydın, gün hepimiz için güzel olsun.

***


Cem Karaca...
"Sevda Kuşun Kanandında..."
Diyor dinleyelim...

***

Dağbaşında rastladım aksakallı birisine 
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri 
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi 
Sordum ona "Aşk ne ustam hayatın sırrı ne, 
Tepeden tırnağa aşığım ben 
Ve koskoca bir hayat var önümde?" 

Sevda kuşun kanadında 
Ürkütürsen tutamazsın 
Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın 
Hayat sırrının suyunu 
Çeşmelerden bulamazsın 
Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın...


Sözleri çok güzel...

28 Temmuz 2018 Cumartesi

Sezen Aksu - Ahbap Çavuşlar

Günaydın Güzel Bir Cumartesiye...


Sabahın köründen beri uyanık olan ben...
Lezzetli ve mis kokulu bir kahveyle başladım günüme.
Siniri keyfe çevirmekte üstüme yok efenim.
O güzel, o baldan tatlı uykumun içine gelen şırakk veya çattt arası ses neyse zaten zar zor yakaladığım uykumu bir anda açtı. 
Aklımda deli sorular acaba birisi halı mı dövüyor elinde değnekle dedim ama yok biraz da çatt diyen sesi algılıyorum saat tam 06:22 ...
Biraz daha zaman geçti bir kayısı çekirdeği kırılma sesiydi bu eminim.
Birisi elinde taş aşağıdaki beton zeminde kayısı çekirdeği kırıyor.
Pencerenin sinek telini de açarak uzatıp boynumu bir bakışım var di ki korktu garibim
hemen kesti eylemini gençten bir çocuk çökmüş yere çekirdek kırıyor.
Benden "cıks, cıks, cıks, cıks..." sesi yükselirken gitmiş şükürler olsun.
Cadde üzerinde, birinci katta oturuyorsanız azizim ne aksiyon bitiyor, ne de gürültü.
Dün komşum diyor ki biz geldiğimizde buralar gece konduydu sonradan yapıldı her şey 50 yıldır oturuyoruz artık gürültü bile duymuyorum...
Anacıııım demek ki ömrüm varsa bi 47 yıl daha oturursam belki ben de alışıciiim bu gürültüye ve hareketliliğe...
Ama şu aralar duyuyorum her türlü sesi açtım kulaklarımı kedi gibi dört yana döndürüyorum sanki.

***

Kahve güzel, yağmur çiseledi, serin bir esinti Betül daha ne...
Otur ve keyfini çıkar şu güzel müziğin...



Abdullah İnal...
"Nobody..."
Diyor ilk defa dinliyorum çok güzelmiş...
(Sözleri neyi anlatıyor bilmiyorum ama müzik güzel ben sevdim. :P)

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Alfred'in Hikayesi...

-Bir mutsuzluk, bir karanlık, bir kötülük döngüsü Alfred nasıl geçecek bu?
-Geçerse mutsuz olursunuz efendim sizi yaşatan şey bu...
-Ah Alfred ah hiç kesin cevap verme sen zaten tamam...

6 Temmuz 2018 Cuma

Anılar Yolundayım Yine...



Merhabalar, mutlu geceler...
Geçtiğimiz hafta sonu yaptığım yolculuk sırasında 
'- A_aa ben bu konuyu blogumda neden hiç paylaşmadım ki?'
diye düşündüğüm yazıma başlıyorum efenim.

***
Otobüs yolculukları bana hep geçmişi hatırlatır ...
Yollar aynı, dağlar tepeler aynı, başını cama dayadığında hissettiğin kafanı cama vura vura yaşadığın tıngırtılar aynı...
Tüm hepsi aynı olduğu için heralde
çocukluk çağlarımda sayısız yaptığım yolculukları illa ki hatırlarım.
:)
Aklıma gelenler neler neler...
:)
İhtiyaç molasına daha çok uzun zaman ve yol varken sıkışıp koca otobüsü durdurmak mı dersiniz, otobüsteki herkesin sanki sizin durdurmanızı beklemiş gibi dışarı çıkmasını mı dersiniz,
muavinlerin yattığı en arkadaki camın önündeki uyuma alanının rahatlığı mı,
hangisini anlatayım ki?...
Küçüklüğümde ki yolculuklarıma dair en çok kızıp, sinir olarak hatırladığım şey bana bilet alınmamasıydı dolayısıyla ya annemin, ya da babamın kucağında yolculuk yapacak olmak beni sinir ederdi.
Bana niye bilet almıyorsunuz diyerek tepindiğimde 
"-İşte kızım senin biletin burada bak!"
 diye kendi biletini gösteren rahmetli babama ağlaya ağlaya 
"-Sen nereye oturacaksın pekiii?" 
sorusunu sorduğum zamanları hiç unutmam.
Annem garibimi otobüs tutardı yolculuk yaptığı zamanlar resmen hasta olurdu kadıcaaz.
Otobüste sigara yasağının akla dahi gelmediği zamanlardı o zamanlar, çocuklara bilet alınmadığı bırakın şimdiki gibi kemerleri bağlamayı şoförün yanına konulan taburede yolculuk yapıldığı zamanlar. 
Sonradan zemine sabitlenen hostes koltuğu da denilen muavin koltuklarında yolculuk da çok hoştu doğrusu.
"-Sen kaç yaşındasın bakiim? le başlayıp tuttuğum futbol takımına kadar öğrenen meraklı, öyle çok şoförle ahbaplık kurmuştum ki sohbetler ede ede o günlerin şartlarında 8 saat süren yolculukları hep sıkılmadan bitirmişimdir.
En çok gece yolculuklarını severdim. 
Hem erkenden uyumazsın, hem de ışıklı, ışıltılı yol hep bi güzel görünüp hayal kurmama sebep olurdu.
Dinlenme tesisine geldiğimizde koşa koşa o anlatılması imkansız pislikte olan WC lere koşar yine aynı hızla fırlar dışarı çıkardım.
Annişkomun otobüs tuttuğu için asla tadına bile bakamadığı,
evden özene bezene hazırladığı mamalarımızı 
getirilen zehir gibi acı kaynamaktan kopkoyu olmuş çaylar eşliğinde afiyetle yerdik. 
Tabii o zamanlar her nasılsa "çaylar şirketten" di.
Şimdiki gibi otobüsün koridorunda servis masası dolaştırıp ne arzu edersiniz efendim diyen muavinler yoktu. 
İçi çiğ mazot kokan otobüslerde, içilen sigara dumanının ayakkabıdan çıkarılan ayak kokusuyla harmanlandığı bir havada zorlu bir yolculuk bizleri beklerdi ve motorun gürültüsünden, teypte çalan müzik cızırtılı hoparlörden güçlükle duyulurdu.
Buna rağmen yola dalıp gidince ne koku kalır ne duman hep güzel bir hayale dalınır yol da böylece yük olmaktan çıkardı...
Mercedes 302 otobüslerde yolculuk böyleydi işte.
Daha ne ayrıntılar yaşamışımdır kimbilir ama en aklımda kalan anılarım bunlardı.

***


Oysa şimdiki yolculuklar çok özel hissettiriyor insana kendini.
Rahat salon denilen 2+1  koltuklarda özellikle yalnız yolculuk yapıyorsanız tek koltuklarda şık ve sorunsuz, her şey müşterinin rahatı için kurgulanmış güzel yolculuklar yapıyoruz. Klimalarla serin, mis gibi bir ortam, kulaklığın kulağında gözün tv de ister film izle ister müzik dinle her şey harika.
Daha yolculuk başlar başlamaz ikramlar yapılıp da kendimizle kaldığımızda başlayan o özel olma hissi "-Ay bu yolculuk hiç bitmesin!"dileğini de aklımıza getirmemize sebep oluyor doğrusu.

Camdan yola baktığımda hele de kafamı cama dayayıp geçmiş yolculuklarıma, anılarıma da yolculuğa çıktığımda beni mutlu eden bir hale dönüşüyor ve yine yol yük olmaktan çıkıyor.

Uçaklar kadar havalı olmasa da otobüslerin de bu yeni hali mükemmel.

***

"-Eskiden böyle miydi azizim?"
ile başlayan, 
"- Ama şimdi harika!!!"
 ile sonlanan bir yazımı daha burada noktalıyorum. 
Şu anda yolda olan tüm yolculara, uykusu hiç gelmeyen tüm şoförlere, muavinlere selam olsun...
Hayırlı yolculuklar efenim...

3 Temmuz 2018 Salı

İyi Geceler...


Bu görseli nette ilk gördüğümde çok etkilenmiştim.
Çekin o pis ellerinizi yavruların üzerinden lanet yaratıklar.
Kendinize hakim olamıyorsanız neden hayattasınız ki?
Sizlerle aynı dünyada yaşayıp da herkesin insan olarak adlandırılması çok dokunan bir şey.
...
Lanet olsun hepinize pislikler.
Oyuncak oynayacak yaşta kara toprağa girdi o masum canlar...
...

..............................

28 Haziran 2018 Perşembe

İyi Akşamlar...


Canlarım, güzellerim hadi bi gel artık nerelerdesin yaaaa?
:))))
Şaka bi yana bir kova altını kim istemez?
Ben isterim mesela...
:)))

***



İlk defa dinliyorum Yalın söylüyor...
"Sesinde Aşk Var..."
Güzelmiş...

***

Yukarıdaki kovaya da hitaben söyleyebiliriz. :)

26 Haziran 2018 Salı

Günaydınlar...

Gün gelir de bir kitap yazarsam eğer adını buldum!!!

"Daha fazla nasıl ÖKÜZ olabilirsin?..."

Olacak.

(Not: Bir mesaj ya da ima içermemektedir farklı anlamlara çekilmesin. İçimden geldi.)


25 Haziran 2018 Pazartesi

İyi Akşamlar...

Sabrımın sınırlarını zorladığım şu günlerde...
Her şey gönlümüzce olsun.

17 Haziran 2018 Pazar

Bugün...

Babalar Günü...
Babamı özledim...
:/

İyi ki...

Dükkan falan açmamışım beeeeeennnn...
Nedir bu böyle bir gün bakıyorum yüzlerce kişi gelmiş ziyaret etmiş blogumu yüzüm gülüyor seviniyorum. Bir ertesi gün bakıyorum 10 kişi gelmiş...
....
Bu kadar nasipsiz, kısmetsiz ve ziyaretçisiz birisi olduğumu bilmiyordum.
Zaten blog takipçi sayım da 28 den 27 ye düşmüş.
Bir de dükkan açmış olsaydım ooo-hooooooo... oooo...
Aç kalacakmışız demekki.
Nerdesiniz ahali?
Benim blogum üvey evlat mı?
Niye kimse gelip bi ziyaret etmiyor beeeağğğğ?...

12 Haziran 2018 Salı

İyi Geceler Hepimize...


İpler, kalpler, kağıtlar, kurdelalar...
Çok güzel, iç açıcı her şey. Ne güzel bir uyumla sıralanmış kalpler kurdeleler...
:)
İyi gecelerimiz olsun.

***


The Idan Raichel Project, Vieux Farka Touré

Muhteşemmmm dinleyelim...
Dünyadan Sesler 1 numarasınız...

11 Haziran 2018 Pazartesi

Gece Yazısı...


İyi geceler efenim.
Bu güzel esintili, yağmurlu, serin ve enfes geceye bir yazı bırakayım istedim.
Konusu ne olsa acaba diye düşünürken birden aklıma 
nefes almak için çıktığım balkonda komşum olan bankamatikleri yazmak geldi.
Bankamatikler caddemizin karşısında tam pencere ve balkonumun görüş alanında...
Malum şu aralar herkes özellikle emekliler bayram ikramiyesi alacaklar ya çok yoğun.
Gerçi ayın içinde yayılmış durumda olduğu için maaş günleri, her zaman çok kalabalık oluyor ama son günlerde ekstra bir hareket söz konusu.
Komik de oluyor izlemesi. Kimi köpeğini dolaştırırken uğruyor, kimi arabasıyla özellikle durup koştura koştura geçiyor bankamatiğin önüne.
Anneme kalırsa hep aynı kişiler geliyormuş.
-Şu çocuk geçen ay da gelmişti Betül!!!
Dediğinde gülmekten cevap veremiyorum. Hayır aynı kişi olduğunu nasıl anladın be kuzucum?...
:)
 :) 
:)
Kimi cüzdanını çok tehlikeli bir şekilde arka cebine koyuyor, kimi elinde para demetini saya saya yürüyor...
:)
Neticede eğlenceli bir şey bankamatiklerle komşu olmak.
İzleyebildiğim kadarıyla ben de bakıyorum bazen de kendi kendime şu yeni gelen kişi aceba hangi bankadan işlem yapacak diye merakla bakıyorum. :)
Eli boşluk bu olsa gerek.
Biraz kendime dair özeleştirimi de yapiyim. Bu aralar boncuk işinden bi hayli uzağım çizimlerimi yapıyorum ama ı-ıh onu da canım çok istemiyor motivasyonum sıfır olunca hiç bişiy yapasım yok.
Ancak sevindirici bir durum kitap okuyorum. Son on günde üç tane kitap bitirdim şimdi dördüncüdeyim.
:)))))))

Dokuz bankamatiğin yolun bu tarafında olup da sadece bir tanesinin karşıda oluşu biraz dağınık gösteriyor ama yer kalmadı be anacım bizim tarafta.
:)
Bir başına olmak canını sıkmıyordur umarım.
Dokuza karşı bir. :)
Bankamatiklerin dibindeki kokoreççi de olmazsa olmazımız. O türüm türüm kokoreç kokusuyla minik bir lokantaya benzetti çevresini.
Bankamatiklerimiz, kokoreççimiz hareketli bir bölgedeyiz vesselam.
Alt katımız da ki kebapçımızı da sonra anlatayım isterseniz artık.
Çünkü o da başlı başına bir konu olabilecek tarzda.
Gelen müşterilerin tabakları feci iç açıcı oluyor bazen etlerini olta atıp çekicem bigün o olacak.
Neyse ayrıntısıyla yazarım sonra.

***
İyi geceler tatlı ruuuyalar efenim...

10 Haziran 2018 Pazar

Bu Gece...


Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi...
Hepimize mübarek olsun dualarımız kabul olsun inşallah...

Merhabalar...


Her şeyin güzel olduğu mutlu günler dilerim...
Bu pazar da böyle geçti işte.
:......................



İzzet Günay - Hülya Koçyiğit - Salih Güney

Zalimler de Sever Filmindeler.
İzleyelim efenim. Ben belki izlemişimdir bilmiyorum.
Nostalji sevenlere gelsin.

Sufi Tasavvuf Müziği | Ney | Rahatlama | Sükünet | Uyku | Terapi

9 Haziran 2018 Cumartesi

Birhan Keskin...

‪Eksildim ben, azaldı içimdeki su‬
‪Yeşermiyor cümlem.‬
‪Oysa‬
‪Ben senin bir kimsenim, sensin esin.‬
‪Buna inandım uyudum,‬
‪Uyandım bununla durdum.‬
‪Narın içinde canım niye kanıyor?‬

Aytaç Doğan - Kanun Resitali 1 (Full Albüm Video)

İyi Geceler...

"Herkes aynı anda geceyi yaşar,
Ama herkesin karanlığı farklıdır..."

La Edri

İyi geceler hepimize...
:)

8 Haziran 2018 Cuma

Özdemir ASAF...

İnansaydım.
Bir ömür beklerdim gelmeni.
Ve inan.
Saydım.
Bir ömür geçti beni sevmeyeli...
Özdemir Asaf

31 Mayıs 2018 Perşembe

incinme...


Nerede son bulacağı belli olmayan hayatımızın, en nâdide anları başladı.
Bir Ramazan vaktine daha ulaştırıldık hamdolsun...
Aklıma hep, şimdi çok uzaklarda olan annem geliyor.
Bir sahur hazırlığında uyku ve uyanıklık arası kaşık, tabak, bardak sesleri.
Babama “ bir de sen çağır ben kaldıramadım” diyen naif bir ses.
Uykulu uykulu kalkıp sofraya şöyle bir göz attığımda Nasıl oluyorsa her seferinde tamda istediğim, aklımdan geçen şeyler hazırlanıvermiş..
Hele ki o sahurda anacığımın elleriyle kestiği kavrulmuş tereyağlı erişte pilavı varsa…
Şimdi bambaşka hayatlar, çocukluğuma özlem, koskocaman ailem ablalarım ağabeyim…
Hepsi öyle uzaklardaki …

Ahh cânlar.. !
İnsan , fazlasıyla duygusal, fazlasıyla yüzeysel ve alelacele yaşanmayacak bir hayatın var olduğunun farkında mı ?
Farkında mıyız yaşamın, geleceğin,her anın kudsiyyetinin…?
Hele ki tam da şimdinin asla geri gelmeyeceğinin?

Biraz durgunum bu günlerde, ve hayli hissiz..
Elimden istemsizce kayıveren her saniyenin rehâveti çöktü üzerime…
Bir garip hale dûçâr oluyorum yine.
İncitmemek istiyorum , hiçbir zerreyi. Üzülmesin istiyorum hiçbir kimse benim yüzümden, yaptığım tüm hatalarımdan dönmek istiyorum…
Ve en çokta incinmemek istiyorum.

Hem bilir misiniz Tasavvuf tahsilinin,
“ İlk dersi incitmemek, son dersi incinmemek “ imiş…
Nasıl baş etmeli nasıl incinmemeli, nasıl nimete de imtihana da aynı gözle bakabilmeli ?
İncitmek ve incinmek; hangisi bir insan için daha ağır bir noksanlık?
Son ders olduğuna göre incinmemek öyle değil mi ..
İlk bakışta incinmenin bir kusur olduğunu bile idrak edemeyebiliyoruz. İncinmek bir hak imiş, hattâ insanlığın, hassâsiyetin bir icabı imiş gibi geliyor değil mi? Fakat tasavvufun son dersi incinmemek...
Yani öyle ya incinmek bir kusur. Hattâ incitmekten daha ağır bir kusur...

"Âşık der inci tenden
İncinme incitenden
Kemalde noksan imiş
İncinen incitenden... "

Yıllardır ezberimde olan Alvarlı Efe’nin bu dörtlükdeki sözler ile ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Nice incitmeler vardır ki, onun faili dildir, eldir... Patavatsız, düşüncesiz bir insan; düşünmeden karşısındakini incitecek bir söz söyleyebilir. Âdâb-ı muaşeret öğrenmemiş, sakar bir kişi, farkına varmadan bir kişiye zarar verebilir. Kalpten bir niyet ve karar olarak incitme arzu edilmese de meydana gelir incitmeler...
Fakat incinme öyle değildir. Bazen hatâen yapıldığı besbelli olan şeylere de incinir kalpler, kolayca affedemez. Yahut sû-i zan karışır işin içine...
“Düşüncesizlik olsa neyse fakat biliyorum kasıtlı laf çaptırdı bana!” gibi düşüncelerle incinir insan...
İncitmek, kötü niyet ile bile olsa neticede, sözlü veya fiilî bir zarar verişten ibarettir.
İncinmek ise, bir infialdir.
Hâdiselerin, fiillerin, yani kaderin mutlak yaratıcısı Allah olunca; incinmek, rızâsızlık olur, teslîmiyetsizlik olur, isyan olur, haset olur...


● Bir kişi, Ehl-i Beyt’ten Zeynelâbidin Hazretlerine dünya kadar hakaret sayar,... Hazret hiç incinmeden dinler dinler, sonunda der ki:
“Ne iyi oldu da bunları söyledin. Ben nefsime ne kadar kötü olduğunu söylüyorum, söylüyorum dinletemiyorum...”

Şu inceliğe bakarmısınız. Tam olarak varılması gereken nokta burası değil midir… ?

Sözü nihâyete erdirmek gerek vakit sahura doğru ilerlerliyor..
sevdiklerim çok uzaklarda, çocukluğum daha da uzaklarda…
Bizler en iyisi gelin biraz temâşa edelim dünyayı,
Hani diyor ya Yûnus “ 72 Millete aynı gözle bakmayan, halka müderris olsa da , Hakka âsidir”
Biraz merhâmet, biraz sevgi, ve sonsuz anlayışla insanlığı sarmalayı verelim bu mübarek Ramazan’da …
Buyrun gelin cânlar bu en sevdiğim ud bestesi ile bir ziyâfet çektirelim ruhumuza.
Biraz kulak verelim insanlığa, ve halâ var olduğuna inandığımız her ne varsa…


Vera' dan paylaştığım bir alıntı.
Güzel bir müziğe ne güzel yakışmış bu güzel sözler...

Aziza Brahim - Lagi (English, Türkçe Lyrics)

Marjan - Kavire Del (English, Türkçe Lyrics)

17 Mayıs 2018 Perşembe

TARKAN - Biz Çocukken

Zakkum - Hatıran Yeter

Ali Lidar...

"Hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım. Bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü.."
Ali Lidar

Mutlu Günler Efenim...


Kitapların arasına koyduğumuz çiçeklerimizi kurutup ölümsüzleştirmek isterdik.
Eskiden ne çok farklı alışkanlığımız varmış.
Şimdi düşünüyorum da çok değişik yaşıyoruz ve uğraşıyoruz hayatla...
Sevmek mesela kalpler artık teflonla kaplı...
Sevilen birisi yapışıp kalamıyor bir kalpte.
Sağlık olsun efenim ne yapalım hayat bize neyi gösterecek, 
yaşantımız neyi dayatacak görüp öğrenip alışacağız...

***


Nahide Babaşlı...
"Unuttun mu Beni?..."
Diyor dinleyelim...

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Khaled Hosseini

Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah.
O da hırsızlıktır.
Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir...
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun.
Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun.
Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.
Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.
Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur...
Khaled Hosseini

İclal Aydın - Unutursun (Full Albüm)

Günaydınlar...


Güzel bir 16 Mayıs sabahı başladı...
Ve Ramazan' ın ilk günü. 
Orucunu hakkıyla tutabilen herkese "Allah sevabına nail etsin..." diyorum. 
Evet oydu buydu derken bugün Mayıs' ın 16 sı ve yılın neredeyse yarısına ulaşmışız bile. 
Kuş misali uçup giden günler, 
geçen ömürler 
ve yaşlandığını hissedemeyen ama yaş aldığını gösteren aynalar...
Tuhaf ama gerçek yıllar geçtikçe insan içindeki heves ve coşkunun bitmediğini hissediyor.
Hayrolsun.

***

Mutlu günler, umudumuzun sönmediği bir ömür dileklerimle.

***


Nahide Babaşlı...
"Hep Sonradan..."
Diyor dinleyelim.
Yeni keşfettiğim bir ses bayıldım sesine çok güzel söylüyor...

11 Mayıs 2018 Cuma

Füruğ Ferruhzad / Kenan Işık' ın Sesi...



O Günler - Füruğ Ferruhzad Seslendiren: Kenan Işık Türkçesi: Fahri ÖZDEMİR ---------- O GÜNLER O günler geçip gitti O güzel, o sağlıklı; yaşam dolu mutlu günler O berrak pırıl pırıl gökyüzü O kiraz yüklü dallar Sarmaşıkların yeşil sığınağında birbirine yaslanmış evler O haylaz uçurtma damları Ve akasya kokusundan başı dönmüş o sokaklar geçip gitti... Ah geçip gitti o günler Geçip gitti kirpiklerimin arasından Şarkılarımın hava kabarcıkları gibi uçuştuğu Gözlerimin üzerine kaydığı her şeyi taze su gibi içtiği o günler Geçip gitti... Kabına sığmayan neşeli bir tavşan vardı sanki Gözbebeklerimin ortasında. Yaşlı güneşle birlikte her sabah kalkıp giderdi Merakın ve arayışın o bilinmeyen kırlarına Ve geceleyin Karanlığına ormanların. O günler geçip gitti O karlı, o suskun günler... Yalnız benim olan o temiz kar Usulca yağardı ahşap merdivenlere Gevşek çamaşır ipine Ve bahçedeki ihtiyar çamın saçlarına Usulca ve yumuşacık bir yün gibi yağardı. Ve ben pencere camlarına dalıp gider Yarını düşünürdüm. Ah!.. Yarın... O kaygan ve beyaz uzam yarın; Büyükannenin giydiği çarşafın hışırtısında başlardı. Kapı aralığında beliren ve ansızın Işığın soğuk gerçeğiyle yüzleşen karmaşık gölgesinde Ve pencerelerin renkli camlarında uçuşan güvercinlerin O başı boş desenlerinde... Sıcak odanın rehavetiyle uyuklayan annemin bakışlarından uzak Çabucak ve hiç sakınmadan Öğretmenin o anlamsız iptal çizgilerini silerdim Eski okul defterlerindeki ödevlerin. Ve kar dindiğinde Çıkar hüzünle dolaşırdım bahçeyi; Ve ölü serçeleri gömerdim Kurumuş yasemin saksılarının dibine. Ah... Geçip gitti o günler O şaşkın, o cazibeli O uyku ve uyanıklık günleri... Her gölgenin bir gizemi vardı. Ve bir hazine saklardı bütün kapalı kutular Her bir köşesi sandık odasının Başka bir dünyaydı sanki o öğlen sessizliğinde. Ve karanlıkta korkusuz olan Bir kahramandı benim gözümde... O günler geçip gitti O bayram günleri O güneş ve çiçek özlemi... Ve kışın son sabahında Kente gelen ziyaretçilerin Utangaç ve suskun kalabalığında titreşen O hoş kokusu dağ nergislerinin; Ve yeşil lekelerin uzun caddesindeki seyyar satıcı sesleri. Avare kokular içinde yüzerdi kapalı çarşı; Keskin kahve ve balık kokusu. Çarşı, ayaklar altında ezildikçe yayılır, genişler Ve kuşatırdı yolun bütün anlarını; Ve çarşı uyuklardı oyuncak bebeklerin camdan gözleri dibinde. Çarşı anneydi... Hediye paketleri ve dolu torbalarla Renkli, akıcı derinliklere doğru hızla giden Ve geri dönen... Anne... Yağan yağmurdu çarşı Durmadan yağan, yağan, yağan... Geçip gitti o günler Bedenin sırlarını keşfetme günleri Ve güzelliğini vücudun mavi damarlarının... Geçip gitti o mahcup tanışma anları... Duvarın ardındaki bir el Çağırırdı tek bir çiçekle öteki eli; Bu heyecanlı, ürkek elin üzerindeki Karmakarışık mürekkep lekeleri Aşkını anlatırdı; Mahcup bir selamla... Kendini anlatırdı. Sokağın tozu toprağına yazılmış aşkımızı okurduk O sıcak günün ortasında... Ve havada uçuşan pisilerin yalın diliyle tanışık kalplerimizi O masum, sevecen parklara götürür Ağaçlara borç verirdik. Ve top Gidip dönerken ellerimizde... Gidip dönerdi öpücükler Gidip dönerdi. Aşktı... Avlunun alacakaranlığındaki o karmaşık duygu Ansızın bizi kuşatan Ve kalp atışlarının, Nefeslerin ve gizli gülümsemelerin yakıcı harmanına çekiveren. Geçip gitti o günler ah... Geçip gitti güneşte kavrulan bitkiler gibi; Akasya kokusuyla sarhoş olan o sokaklar Kaybolup gittiler. Dönüşü olmayan yolların o parıltılı kalabalığında, Ve yanaklarını sardunya çiçeği yapraklarıyla süsleyen o kız Yalnız bir kadın şimdi; Yalnız bir kadın. Yalnız... Yalnız...