Damla damla biriktirip, özenle muhafaza edip, içine bir olumsuzluk düşmesin diye her türlü sakındığınız, saf ve temiz hayatınızın hiç büyük bir tepsiye yayılan su gibi olduğunu ve bu suyu tepsiden düzgünce, zayi etmeden küçük ağızlı bir şişeye doldurmaya çalıştığınızı düşündünüz mü? .... Şişeye su koymak gibi... Yerlere saçılan, kah buharlaşan, kah şişeye girmeye çalışan sular... Ne çok kayıplarımız var aslında... Ne çok kaybettiklerimiz bir türlü tutamadıklarımız... Ne çok saçılan damla, göremediğimiz, tutamadığımız, elimizden kayıp giden zerrecik...
Tuttum elini Sıcacıktı Yüreği elindeymiş gibi Götür beni Deli oğlan Sevdiğime yol versin Bu dağlar bu taşlar Rüzgarlı ovalar Dağılan yağmurlar Al yazmam serde Gönlüm başka elde Sevmek dostluktur dilde... Nakışladı kamyonunu Kırmızıdandı yavuklusu Götür beni İstanbullu Annem duyarsa duysun Bizi saklar dağlar Taştan bu ovalar Dağılan yağmurlar hey Al yazmam serde Gönlüm başka elde Sevmek dostluktur dilde Sevgi neydi Sevgi emekti Uçuşan yaprak Boş bir salıncak Senden başka Yok hiç kimsem Düşerim dara İçim yara Gelirim ardı sıra Dön bak bana Yoksan boştur Asya Gelirim ardı sıra Dön bak bana Yoksan boştur Asya... Yoksan yoktur Asya...
Biliyorsun
Hala birine aşık olabilirim
Sana hiç benzemeyen çocuklarım olur
Adının hiç anılmadığı bi hayat kurarım
Hayalimdeki yüzünü eskitir zaman . . .
Biliyorsun
Herkes bir yolunu bulup tamamlanır aslında
Herkes unutur
Babanın cuzdanindan caldigin paralar gibidir bazi şeyler
Belli oluncaya kadar devam edilir
Biliyorsun
Unutabilirim
Zaten ben kimleri unuttum
Onlardan biri olur, hayatimin en kullanılmayan yerine kaldırılır suretin
Tozlanırsın
Üzerin örtülür . . .
Biliyorsun
Seni sevdim
Bir gun kör olsaydinda severdim
Ellerin olmasaydi mesela
Ellerin olmasaydi sen bile kendini sevmezdin oysa
Biliyorsun
Kimsenin tek bi seçeneği yok bu hayatta
Hala seni bana unutturacak insanlar
Taniyabilirim
Baska bi ses kazinir kulaklarima
Biliyorsun
Herkesin kendini kurtaracak bi bahanesi
Var aslinda
Oysa,
Ölene kadar sevebilirdim seni
Eğer biraz yardım etseydin bana
yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor, hiç kımıldamadan
ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını, kokunu senin rüyalarını görüyorum, ölür gibi uyurken gün boyu elimde kahve fincanı
kapıyı açmıyorum telefonlara çıkmıyorum başını bekliyorum, geleceği olmayan hatıraların
Sevgilim, yetimim benim, nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata öldüğünden haberi yok fotoğraflarının...
Lâl olmuş dilim benim
Sen sor beni dağlara
Sır olmuş sözüm benim
Kulak ver rüzgârlara
Kendinden bul sen beni
Kendinden bil sen beni
İster yüz sür yağmura
İster anlat suya
Kar kapamış yolları
Yola sor, kara sorma
Kendinden bul sen beni
Kendinden bil sen beni
Lâl olmuş dilim benim
Sen sor beni dağlara
Bu dünyanın sarhoşuyum çocuklar gibi
Sev beni anneni sever gibi
Sır olmuş sözüm benim
Kulak ver rüzgârlara
İster yüz sür yağmura
İster anlat suya
Kendinden bul sen beni
Kendinden bil sen beni
Kar kapamış yolları
Yola sor, kara sorma
Dağlara sor beni
Rüzgârlara sor beni
Yollara sor beni
Kendinden bul beni
Yollara sor beni
Kendinden bil beni
Söz: Yıldırım Türker
Müzik: Arto Tunçboyacı
Düzenleme: Arto Tunçboyacı
Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.
kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. genellikle ne cevap alır? abuk sabuk konuşma! gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
Kadın Susarak Gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. o gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
Kış (tekrar) gelmişti. İçerilere, yaza benzeyen sıcak odalara, camlarından damlalar süzülen pencere arkalarına geri çağrılmıştık. Kıştı; büyük sessizliğiydi dünyanın. Neden, sebep, özlem, isyan tanımazdık. Ve tabii böylece alınganlık ve kırgınlık da. Ne ben onu aradım ne de o beni. Kış gelmişti işte, ve biz içeriye çağrılmıştık o kadar. Yaz beni kendi vadimden çıkarmış, onun beyaz gülüşüyle tanıştırmış, onunla doyurmuştu. Ne kıştan yakınacak ne yazı özleyecek sebebim vardı. Yazlık sinemanın tahta sandalyeleri büyük alanın bir köşesinde üst üste istif edilmiş, üstleri geniş bir naylonla örtülmüştü. Hayattı; hâlâ yekpâreydi. Kış gelmişti işte ve biz içeriye çağrılmıştık.
Hedef olup vursan da
Özenli sözlerin oklarıyla
Süslemedim harfleri
Adını oluşturanların dışında
Dökmedim yüreğimi
Kimsenin gözlerine
Ey aşk beni yağmala
Ateş et arka arkaya aşk
Beni tara
Bitsin hiç bir şey umrumda deil
Dağlarım yaralarımı çabuk geçsin
Öğrenirken hasretinle sevişmeyi
Göz yaşlarım akabilirler özgürce
İçimde öyle güzelsin ki
Onu kirletmeyeceğim seninle
Bağlasan durmaz göndersen gitmez
Laftan anlamaz sözümü dinlemez
Başına buyruk duyguları savruk
Beni bana kırdıran
Bu gönül canıma düşman
Yanıyor bedenim acıyor içim
Yoktan anlamıyor benliğim
Bitmiyor geceler
Geçmiyor günler
Adı aşk bu eziyetin
Dayan yüreğim dayan
Dayan yarına inan
Gün gelir acılar ezberlenir
İyileşir zamanla yaran
Anlar mı hiç seni
Yanarak mum gibi, eridiğini
Sen aşıksın o
Kör hevesin kalıcı misafiri
Sinir oluyorum her sene umutla okuyorum hiç bi aksiyon yok...
:/
"2019 yılında maddi konularda en şanslı burç olarak sizi görüyoruz sevgili Akrep ve yükseleni Akrep olanlar. Maddi konularda kazanımlarınızı arttıracağınız bir dönem. Elde edeceğiniz gelirlerde yükselmeler sizi çok ama çok mutlu edebilir. Girişimleriniz, ticari faaliyetleriniz, kazanımlarınız ve yatırımlarınız gibi konulara algınızı çevirmeniz gerekiyor. Çünkü buralardan gelecek olan maddi kazançlar önümüzdeki dönemi de şekillendirecek sevgili Akrep’ler. Diğer taraftan Satürn yakın çevre, akraba ve kardeşler alanlarınızda dolaşmaya devam ediyor. Geçen sene olduğu gibi bu sene de yakın çevrenizdeki insanlarla olan bağlantılarınızda ve sorumluluklarınızda birtakım mesafeler, sıkıntı ve sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Diğer taraftan satış, reklam, tanıtım, pazarlama ya da iletişime dayalı işlerinizde önemli sorumluluklarla yolunuzda ilerleyeceksiniz. Çok çalışarak, disiplinli olarak ya da organize olarak atacağınız adımlarda bu sene hayat sizi destekleyecek sevgili Akrep’ler. 13 Ocak, 16 Haziran ve 21 Eylül tarihlerinde önemli girişimlerden uzak durmalısınız sevgili Akrep’ler. Bu girişimler parayla bağlantılı olabilir. Eğer paranızı bir alana yatıracaksanız ya da yatırım yapacaksanız, bu tarihlerde yanılma ihtimaline karşı dikkatli olmakta fayda var. Aşırı iyimser ve çoşkulu adımlar size hata yaptırabilir. Bu sene diğer yandan eğitim taraflarında çok güzel açılımlarınız da olacak. Çünkü tutulmalar hem yakın çevre-uzak çevre alanlarınızı hem de eğitim alanlarınızı tetikleyecek sevgili Akrep’ler. İlgi duyduğunuz, öğrenmek istediğiniz konu ve olayların bu sene balıklama içine girebilir ve katılmak istediğiniz kurs, eğitim ya da seminer varsa bu konuların sorumluluklarını hayatınıza taşıyabilirsiniz. Yakın çevrenizin sorumlulukları ve olayları tutulmalarla beraber hayatınızda önem kazanacak. 21 Ocak’ta gerçekleşen tutulma kariyerinizde önemli bir mevzuyu karşınıza getirebilir. Kariyer hayatınızda hızlı ve beklenmedik kararlar alabilirsiniz sevgili Akrep’ler. Bu sene özellikle Ekim doğumlu bir Akrep’seniz Ekim’in sonu itibariyle Uranüs’ten alacağınız etkilerle özel hayatınıza ve ikili ilişkilerinize dikkat etmeniz gerekecek. Güzel bir 2019 yılı diliyorum."
Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü kendilerini bize tekrar tekrar hatırlatmalarıdır.Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir.Hep ama hep hatırlarız.ne biçim kaybetmektir bu.