Dolup taştı bendim dün gece benim, Sevda ırmağında aktım, çağladım, Vurdukça yayını gönül telime, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Çözüldüm gittim de boş sandal gibi, Kırılıp atıldım, kuru dal gibi, Deryalarda kalmış öksüz sal gibi, Bir keman ağladı, bir ben ağladım Günlerdir beklendin bak, yine yoksun, Ay vurdukça suya göründü aksin, Bâde meclisinde geçtikçe bahsin, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Leylâkta, sümbülde senin kokun var, Bir gülümsemenle gelir ilkbahar, Şarkını söyledim sabaha kadar, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Böyle gecelerde ağlar, sızlarım, Aşkımı kendimden bile gizlerim, Aklıma geldi de bahar, yazlarım, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Hicrânı yaşadı gönlüm an be an, Yıldızlar altında durmuştu zaman, Sabâ makamıyla ağarırken tan, Bir keman ağladı, bir ben ağladım.
Muhabbet ile.
mende sığar iki cahan, men bu cahana sığmazam,
gövher-i lamekan menem, kövnü mekane sığmazam.
arşla ferşü nun mende bulundu cümle çün
kes sesini ve ebsem ol, şerhi beyane sığmazam.
kövnü mekandır ayetim, zati dürür bidayetim,
sen bu nişanla bil meni, bil ki, nişane sığmazam.
kimse güman-ü zan ile olmadı hak ile biliş,
hakkı bilen bilir ki, men zann-u gümane sığmazam.
surete bak menini suret içinde tanı kim,
cism ile can menem, veli cism ile cane sığmazam.
hem sedefem, hem inciyem, haşru sırat esenciyem,
bunca kumaş-ü raht ile men bu dükane sığmazam.
genc-i nihan menem men uş, ayn-ı ayan menem men uş
gövher-i kan menem men uş, behrev-ü kane sığmazam.
gerçi muhite zemem, adım ademdir, ademem,
dar ile künfekan menem, men bu mekane sığmazam.
can ile hem cahan menem, dehrile hem zaman menem,
gör bu latifeyi ki, men dehr-ü zamane sığmazam.
encüm ile felek menem, vahy ile hem melek menem,
çek dilini ebsem ol, men bu lisane sığmazam.
zerre menem, güneş menem, çar ile penç-ü şeş menem,
sureti gör beyan ile, çünkü beyane sığmazam.
zat ileyem sifat ile, kadr ileyem berat ile,
gülşekerem nebat ile, beste dehane sığmazam.
nar menem, şecer menem, arşa çıkan hacer menem,
gör bu odun zebanesin, men bu zebane sığmazam.
şems menem, kamer menem, şehd menem, şeker menem,
ruh-i revan bağışlaram, ruh-i revane sığmazam.
tir menem, kaman menem, pir menem, cavan menem,
dövlet-i cavidan menem, ayinedane sığmazam.
gerçi bugün nesimiyem, haşimiyem, kureyşiyem,
bundan uludur ayetim, ayet-i şane sığmazam.
Ne biçimsin dünya sen yaaa...
Arkadaşımın kocası sizlere ömür.
Geride kalanlara Allah sağlık, sabır ve her şeye dayanma gücü versin.
Bugün gerçekten tuhaf ve bir o kadar da sevimsiz bir gün.
:/
Aman efendim, aman aman bu akşam da gelebilmişim bilgisayarımın başına.
Çok şükür.
İyi akşamlar diliyorum hepimize...
Sabah sabah yaşadığım atlatmaya çalıştığım -daha doğrusu gün boyu sızısını çektiğim- bir ev kazasından bahsedeceğim.
Malum bizim kedimiz var evimizde ve zaman zaman -derdi neyse çözemediğimiz, veterinerin de anlayamadığı- kusma nöbetleri geçiriyor.
Sabahın saat beş buçuğunda Gürgen' in kusma sesiyle uyandım. Baktım halının üstünde hemen parkeye çektim oraya kustu çıkardı. Biraz sakinleşti sandım sonrasında ama hayır sakinleşmemiş yine halının üstüne gelip kusmaya çalışıyordu ki bu sefer depar atıp aldım elime koşturmaya çalışırken halının kaymasıyla yere bütün höşmetimle düşmem bir oldu.
Aşağıdaki komşular nasıl rahatsız olmuşlardır kimbilir.
Yukarıda büyük bir kütle yere düştü demişlerdir kesin.
Dizlerim, kollarım, dirseklerim, bileklerim ve belim yerinden oynadı sanki.
Üstelik elimdeki kedi de benimle bir düştü yere ve kusarak uzaklaştı yanımdan.
😁😃😄
Düştüğüme mi yanayım, her tarafımın sızlamasına mı, çabalamama rağmen Gürgen' in kusmasını engelleyemediğime mi?
Bilemedim.
Akşama kadar sancı ve sızı çektim.
Her aklıma geldiğinde de katıla katıla gülmekten kendimi alamadım.
İnsanın canı yanarken kahkaha atması buymuş demek ki...
Ama sinirlerim bozuldu galiba aklıma geldikçe gülüyorum.
Neyse bi geçmiş olsun dileklerinizi alırım artık...
😁😃😄
Mevcut nüfusumuz ve istatistiksel olarak bu nüfus artışımızla yakın gelecekteki nüfusumuza bakarsak; kısa bir süre sonra dünyadaki kaynaklar bize yetmeyecektir. Bu nedenle nüfus artışını kontrol altına almamız, hatta uzayda koloniler kurarak kaynaklarımızı genişletmemiz gerekir.
1805’de ise İngiltere’ nin ilk ekonomi politik profesörü olan Thomas Robert Malthus’un, popülasyon ve kaynak konusunda çok önemli ama bir o kadar da çok tartışılan bir teorisi vardır.
Diye başlayan ne yazılar, ne sahibine gönderilmeyen mektuplar yazmışızdır kim bilir?...
Ben şahsen uzun yıllar çok okuyan birisi olarak pek çok yazı yazdım.
Okumaktan beynimiz doluyor ve yazmakla yeni okumalara yer açma ihtiyacımız oluyordu.
Bir çoğumuz bu yazma ve duyguları aktarma işine
"Hatıra Defteri" adı altında süslü, köşeleri soluk resimli,
bizleri hayal alemine daldıran çoğunlukla çizgisiz defterlerle başlamışızdır.
"Bana yüreğin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşekkürler..."
Diye başlayan yazılarımıza "Sepet, sepet yumurta"
tekerlemesiyle biten artık klişeleşmiş cümleleri defalarca yazmak çok da zor olmazdı.
Sadece çizgisiz olduğu için aşağıdan sağ yukarıya doğru eğri bir ok gibi görünen aslında düzgün ama yukarı aşağı gezmekten yorulan cümlelerimiz vardı bizim.
:)
***
Artık bloglarımız var pek çoğumuz bu beynini aktarma işine bilgisayarda devam ediyor.
Tek farkla hatıra defterlerini sadece sahibi, ya da günlüklerimizi kendimiz okurduk şimdi rastgelen herkes sosyal medyadan okuyabiliyor.
Galiba mahremiyetimizi bu serbest alanlarla kaybettik.
Olsun ben şikayetçi değilim.
Sosyal medyanın bir çok faydalı alanından yararlanan birisi olarak bu kadarı da olsun varsın.
İş ki derine inen duygularımız yine içimizin köşelerinde kalsın ve söz ağızdan çıktığında bizi esir alacağına, çıkmasın içimizde kalsın biz onu esir alalım.
;)
***
Güzel günler dileklerimle haftanın Perşembe gününe
Yine Blog Fırtınası etkinlikleri kapsamında bir deneme: Gün 13. Hep hayalini kurduğunuz evde yaşıyor olsanız nasıl bir şey olurdu onu yazın. Hayal kurmayalı çok oldu. Hep günümüz gerçekleriyle birarada olmak hayal dünyasından uzaklaştırmıştı beni ama bu yazı güzel olacak... Ben de kurdum hayalimi ve yazıyorum başlıyoruz evvet...
Çok yoruldum ama değdi şu göz boncuğunu da duvara takayım tamamdır. Yerleştim artık herkes gelebilir. Şöyle derin bir nefes alıp, ohhh çekip sağıma soluma bakıyorum gözüme takılan bir dağınıklık yok. İkramlarım da hazır... Boya kokusu taze mobilya kokusuna karışmış derin nefes alınca hemen hissediliyor. Ahh kapı çaldı kısa kısa bir melodi ding dong... Hemen açıyorum kapıyı: Buyrun buyrun hoşgeldiniz ... Büyük ve temalı bir sitede benim evim. (Ne kadar da lüks düşkünüsün demeyin sakın bu sitelerdeki düzenlilik ve uyumluluk hali hoşuma gidiyor.) Güvenlikli oluşu da güzel kendimi rahat hissediyorum böyle. Giriş - bahçe katında oturuyorum üst katlara çıkmanıza gerek yok. Dubleks değil yanlış anlaşılmasın üst katlar apartman dairesi. Balkonumdan bahçeye çıkılıyor burayı özellikle istedim pencereme uzattığım hanımeli sürgünleri baharda yatak odasına mis gibi kokular verecek. Gelen geçen komşularımı görüp kahve içmeye kolayca davet ediyorum. Balkonumda ki masanın üstünde çıtır çıtır desenli şık bir örtüm var. çok katlı kurabiye servis tabağım her daim taze kurabiye ve poğaça dolu. Üzeri korumalı tül sineklik örtülü. Elektrikli semaverden çayın hazır olduğunu görüyorum. Şöyle kafamı kaldırıp baktığımda denizin ışıltıları görünüyor. Öyle dereler, sular, süs havuzu, fıskiye sesini sevmem sürekli gürültü bana yorgunluk verir. Kışın bahçemin etrafını kayar camla kapatıp, ısınmasını sağlayacağım bir sistem var. Gerekirse perdeleri de kapatıyorum. Ve güzel bir ışıklandırma yaptırdım. İstediğimde şıkır şıkır, pırıl pırıl istediğimde loş hafiften melankoli. Müzik katkısını da unutmadım. Güçlü ve net ses çıkaran bir hoparlör sistemi ama öyle gümbür gümbür değil ortama küçük aralıklarla yaydım hoparlörleri kısık sesi bile rahatça duyuyorum ama çevreye de rahatsızlık vermiyorum. Mutfaktan bir servis kapısı var rahatça balkona ulaşabiliyorum. Mutfağım çok ferah tam pencerenin önüne köşe takımı yerleştirdim önünde masası olanlardan ama rahat bir köşe burası kitap okumak için de ideal. Ve mutfağımda her türlü konfor var. Yemeklerimi hazırlayıp soframı kurmak; istersem balkonda, istersem içeride hiç sorun değil. Balkondan tam zıt tarafta daire giriş kapısı var. Geniş bir hole giriyoruz vestiyer, ayakkabılık burada dolapların içinde kalsın gözükmesin dışarıdan. Holden içeri girdiğimizde büyük bir salon sade döşedim şık mobilyalarla. Bir köşesine çalışma ortamı hazırladım kendime salondan bağımsız bir bölüm burası. Bir diğer köşesinde ise sinema sistemim var. İstediğim filmleri izleyebiliyorum. Salonum benim yaşama alanım evin en iyi yerinde kendim oturmalıyım. Arkaya doğru beş tane oda var. Hepsi de geniş ve ferah içlerinde banyo ve tuvaleti mevcut. Ben öyle oturma odası ayrı olsun, misafir odası ayrı olsun hiç sevmem. Onun için bu beş odayı da yatak odası olarak döşedim. Çocuklarım için birer tanesi geldiklerinde kalmaları için, bir tanesi anacıım için bir diğeri de misafirlerim için en son kalanını da tabii ki yatak odası olarak döşedim. Bir tarafında giyinme bölümü var. Yerler uzun tüylü bir halı kaplı. Süslü bir yatak örtüsü ve duvarda asılı duran bir cibinlik mevcut üzerinde. Şık detaylar ve taşlarla süslü. Güneş alıyor bütün odalarım sırayla. Yazın klima sistemim rahatça serinletiyor ohh evimdeyim hissini seviyorum. Sitenin yandan yapılan garaj girişi oldukça kullanışlı her daireye 3 arabalık yer bırakmışlar.Asansörle dairelerimize ulaşabiliyoruz. Ayrıca ortak bir yüzme havuzu var çocuklar, gençler anneler babalar rahatça yüzüp dinlenip günün yorgunluğunu atıyorlar. Akşamları istersem kafe kısmına geçip komşularımla sohbet edebiliyorum. Yandaki alış-veriş merkezi ışıltılı vitrinleriyle adeta kendine çekiyor. Bir tanıdık görüyorum yolda havadan sudan, çocuklardan geçmişten söz edip yeniden çarşıların büyüsüne kapılıyorum. Yürümeyi severim ben özellikle sabah yürüyüşlerini. İnsanlar köpeklerini gezdiriyorlar kediler bir taraftan bir tarafa koşturuyorlar. Arabasında sağı solu inceleyip güneşe bile bakamayan, kaşınan burnunu ovuşturan bebekleri seviyorum. Yakındaki yürüyüş yolu kalabalık her sabah güler yüzle selamlaşıp yapacağım sağlıklı kahvaltıyı düşünüyorum yapmak istediğim işlerimi sıraya koyuyorum yürürken. ....... Ve evet gerçek dünya... Buradayım fazla uçmadım geri geldim...
Önce evi temizlettim, taze çiçekler aldım. Uzun uzun, yavaş yavaş yürüdüm. Sporu bırakıp bacağıma iyi davranmaya başladım. Söz dinledim ve doktora gittim. Temiz, hafif, bahara yakışan şeyler tüketmeye, erkenden yatağa girmeye gayret eder oldum. Evden metroya müzik dinleyerek, metrodan işe kitap okuyarak gitme rutinime döndüm. Siklamenleri suladım, Melahat'le kapının önünde oturup, biraz okşamalı biraz tırmıklı akşam muhabbetlerimi aksatmadım. Yeni pastalar için heyecanlı tarifler buldum, yarıda kalmış resimli planlarımı yeniden yürürlüğe soktum. Her gün dönüp ne yaptım diye illa ki bir iki satır yazar oldum. Ve şimdi, bu cumartesi karşısında yapacak hiçbir şeyim yok. İyisi mi müzik açalım: ..Vapurlar yanaşıyor, içinden sen inmesen de..." http://amethystsea.blogspot.com/2019/04/gunler-karsyor-insan-alsyor.html