Bana seslen, senin sesin geceyi kelebeklerle süslüyor. Bana bak, senin bakışın bana yuva oluyor. Ey aydınlık! sabahı gülümse bu upuzun gecenin ardından. Senin gülüşünün her mucizesi beni kendime bigane (yabancı,ilgisiz) yapıyor. Ey huzurun mavisi! Benim kurumuş çölüme yağmur ol. Seher vakti, bahçem ağaçlarım sana yuva yapacak. Ey peyderpey mutluluğum! Yemyeşil ovalarıma yağmur ol. Beni mest-u harab eyle, senin harabın beni viran ediyor. Sen kıvılcım ol bütün siirimi ateşe ver, yak. Ben, kadim bir aşkı efsaneye dönüştüren bir ses, bir nevayım. Perişan ol, o fırtınalı gecelerden de daha perişan. Meltem, benim viran şehrimden saçlarına tarak yapacak.
Gecenin bir yarısı, gök gürültüsü ve şiddetle yağan yağmur eşliğinde zaten zar zor uyuyabilmişim.
Taa ki yan apartmanın bahçesinden gelen canhıraş yavru köpek havlamasına kadar.
Sabahın 02:00 sinde yatıp saat 04:25' inde uyandım.
Ve o saatten beri mütemadiyen bağıran, havlayan bir yavru köpek sesi offff!!!...
Hiç bir Allah' ın kulu bu sesten rahatsız olmuyor gidip yan bahçenin yüksek duvarları arasına hapsolmuş köpeciği kurtarayım diye düşünmeyen (duyarlı!...) komşularım olduğu için nasıl şanslıyım bilemezsiniz.
Adam balkondan bakıyor, sesi de duyuyor ama bi girişimde bulunmuyor ben köpeklerle çok fazla yakın temas halinde olamadığımdan daha doğrusu korktuğumdan gidip çıkaramadım da garibi.
Korkuyorum evet ama bu değişik bir korku şöyle:
Bağlanmaktan korktuğum için gözlerine bakamadığım bir duygu bu bendeki köpek korkusu.
Her neyse şu satırları yazdığım sırada ses kesildi ya yorgun düştü uyudu, ya da bir kahraman komşu onu oradan çıkardı.
Evdeki umursamaz kedim de durmuş yüzüme bakıyor sabah sabah...
Acaba hangi kolunu çizsem veya hangi ayağına saldırsam diye düşünüyor sanırım.
A-aaaaa yine hapsolduğu bahçede koşturuyor oradan oraya ama bu sefer sesi kesmiş durumda.
Kahraman falan yok anlaşılan niye gece boyu bağırdın ki g.zekalı köpek?
Benim uykuma mıydı kastın?
:/...........
Neyse birazdan annem uyanır Be-tüüüülllll diye seslenir gidip yatsam uyuyabirlir miyim ki?
Bi denemek lazım.
Hepimize güzel bir Pazar günü olsun...
***
Efsane , Aşk | Mercan Fersad | Afsaneh | Marjan Farsad
YAĞMUR DUASI Kurumuş topraklar gibiyim Öyle unutulmuş, öyle yoksun Sen de yağmur duasına çık Sen de ne olursun Gökyüzü sere serpe açık sevgilere Dualar ağlamaklı, dualar mahzûn Benim fısıltım da içlerinde Duyuyor musun Rüyamdasın bütün gece Bin bir petek örüyorum kendimce Sonra sana uzatıyorum ellerimi Bırakıp gidiyorsun Sen de yağmur duasına çık Sen de ne olursun Beste: Avni Anıl Güfte: Tekin Gönenç Makam: Kürdîlihicazkâr Usûl: Düyek
Yılın sekizinci ayına gireli on dakika olmuş bile...
Hoşgeldin Ağustos...
Ve Ağustos' un hikayesi...
" Hikayemiz İmparatorluk Roma’sında geçiyor.Julius Sezar, takvimde düzenleme yapması için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenes’e emir veriyor. O zamanlarda 1 yılın 365 gün 6 saat sürdüğü biliniyor. Sosigenes de düzenliyor :
HER YIL 365 GÜN ÇEKECEK. HER YILDAN 6 SAAT ARTACAK. ARTAN SAATLER 4 YILDA BİR TAKVİME EKLENECEK VE O YIL :365 + 24 SAAT = 366 GÜN OLACAK. 366 gün 12 eşit parçaya bölünmediği için 6 ay 30 gün, 6 ay 31 gün çekecek.
Peki 365 gün çeken yıllarda aylara göre dağılım nasıl olacak? Yüce Sezar emir veriyor:365 GÜN ÇEKEN YILLARDA EN SON AYDAN 1 GÜN DÜŞÜLSÜN. O zamanlar yılın son ayı Şubat, yılbaşı ise Mart ayıdır.(September=7, October=8, November=9, December=10. Kelimelerin gerçek anlamları böyledir. Şimdiki ay isimleri de buradan geliyor.)
Böylece Şubat ayı, 4 yılda bir 30 gün, diğer yıllarda 29 gün olmuş.Yüce Sezar, bununla da yetinmeyip doğduğu aya kendi ismini vermis: JULIUS, yani JULY. Sonradan imparator olan Augustus, Sezar’dan aşağı kalmamış ve sonraki aya kendi ismini vermis: AUGUSTUS, yani AUGUST. Ancak Julius Sezar’in ayı 31 günken Augustus’un ayı 30 gün olur mu ? O da emir vermiş:YILIN SON AYINDAN 1 GÜN DAHA ALIN, BENIM AYIMI DA 31 GÜN YAPIN.
Zavalli Şubat’tan 1 gün daha alınmış ve Ağustos’a eklenmiş.O gün bu gündür Şubat ayı, 4 yılda bir 29 gün, diğer yıllarda 28 gün,Sezar’ın ayı Temmuz ve Augustus’un ayı Ağustos’da peşpeşe 31 gün çeker olmuş. "
Havaların sıcak olduğu şu günlerde içimiz serinlesin istedim.
Karlar ve kuşlar...
Serinliğin, özgürlüğün simgesi olan kuşlarla dansı...
***
Daha küçücük çocukken hayran olduğum Edip Akbayram' dan güzel bir şarkı...
Süzülün uçuşun beni de beni de alın götürün
Bir okyanus ortasına ya da bir senri yanına
Kanat kanat yelken olup götürün beni kuslar
Bir dalganın içine ya da kör bir kuyuya
Sevda çok uzaklarda yıldızların da ötesinde
Bilmem nasıl yakalarım kuşlar kuşlar
Ya umutlar biterse
Gidemem gidemem gidemem o kadar uzaklara gidemem
Tek çarem sonsuzluğa atın beni kuşlar
Yetişin nefesim bitiyor yetişin bana kuslar
Ya özgürlük adına ya da sevda hatırına
Bir dalı kırık ağacım söküp beni koparın
Bir deli orman içine bırakın beni kuşlar
Dolup taştı bendim dün gece benim, Sevda ırmağında aktım, çağladım, Vurdukça yayını gönül telime, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Çözüldüm gittim de boş sandal gibi, Kırılıp atıldım, kuru dal gibi, Deryalarda kalmış öksüz sal gibi, Bir keman ağladı, bir ben ağladım Günlerdir beklendin bak, yine yoksun, Ay vurdukça suya göründü aksin, Bâde meclisinde geçtikçe bahsin, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Leylâkta, sümbülde senin kokun var, Bir gülümsemenle gelir ilkbahar, Şarkını söyledim sabaha kadar, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Böyle gecelerde ağlar, sızlarım, Aşkımı kendimden bile gizlerim, Aklıma geldi de bahar, yazlarım, Bir keman ağladı, bir ben ağladım. Hicrânı yaşadı gönlüm an be an, Yıldızlar altında durmuştu zaman, Sabâ makamıyla ağarırken tan, Bir keman ağladı, bir ben ağladım.
Muhabbet ile.
mende sığar iki cahan, men bu cahana sığmazam,
gövher-i lamekan menem, kövnü mekane sığmazam.
arşla ferşü nun mende bulundu cümle çün
kes sesini ve ebsem ol, şerhi beyane sığmazam.
kövnü mekandır ayetim, zati dürür bidayetim,
sen bu nişanla bil meni, bil ki, nişane sığmazam.
kimse güman-ü zan ile olmadı hak ile biliş,
hakkı bilen bilir ki, men zann-u gümane sığmazam.
surete bak menini suret içinde tanı kim,
cism ile can menem, veli cism ile cane sığmazam.
hem sedefem, hem inciyem, haşru sırat esenciyem,
bunca kumaş-ü raht ile men bu dükane sığmazam.
genc-i nihan menem men uş, ayn-ı ayan menem men uş
gövher-i kan menem men uş, behrev-ü kane sığmazam.
gerçi muhite zemem, adım ademdir, ademem,
dar ile künfekan menem, men bu mekane sığmazam.
can ile hem cahan menem, dehrile hem zaman menem,
gör bu latifeyi ki, men dehr-ü zamane sığmazam.
encüm ile felek menem, vahy ile hem melek menem,
çek dilini ebsem ol, men bu lisane sığmazam.
zerre menem, güneş menem, çar ile penç-ü şeş menem,
sureti gör beyan ile, çünkü beyane sığmazam.
zat ileyem sifat ile, kadr ileyem berat ile,
gülşekerem nebat ile, beste dehane sığmazam.
nar menem, şecer menem, arşa çıkan hacer menem,
gör bu odun zebanesin, men bu zebane sığmazam.
şems menem, kamer menem, şehd menem, şeker menem,
ruh-i revan bağışlaram, ruh-i revane sığmazam.
tir menem, kaman menem, pir menem, cavan menem,
dövlet-i cavidan menem, ayinedane sığmazam.
gerçi bugün nesimiyem, haşimiyem, kureyşiyem,
bundan uludur ayetim, ayet-i şane sığmazam.
Ne biçimsin dünya sen yaaa...
Arkadaşımın kocası sizlere ömür.
Geride kalanlara Allah sağlık, sabır ve her şeye dayanma gücü versin.
Bugün gerçekten tuhaf ve bir o kadar da sevimsiz bir gün.
:/
Aman efendim, aman aman bu akşam da gelebilmişim bilgisayarımın başına.
Çok şükür.
İyi akşamlar diliyorum hepimize...
Sabah sabah yaşadığım atlatmaya çalıştığım -daha doğrusu gün boyu sızısını çektiğim- bir ev kazasından bahsedeceğim.
Malum bizim kedimiz var evimizde ve zaman zaman -derdi neyse çözemediğimiz, veterinerin de anlayamadığı- kusma nöbetleri geçiriyor.
Sabahın saat beş buçuğunda Gürgen' in kusma sesiyle uyandım. Baktım halının üstünde hemen parkeye çektim oraya kustu çıkardı. Biraz sakinleşti sandım sonrasında ama hayır sakinleşmemiş yine halının üstüne gelip kusmaya çalışıyordu ki bu sefer depar atıp aldım elime koşturmaya çalışırken halının kaymasıyla yere bütün höşmetimle düşmem bir oldu.
Aşağıdaki komşular nasıl rahatsız olmuşlardır kimbilir.
Yukarıda büyük bir kütle yere düştü demişlerdir kesin.
Dizlerim, kollarım, dirseklerim, bileklerim ve belim yerinden oynadı sanki.
Üstelik elimdeki kedi de benimle bir düştü yere ve kusarak uzaklaştı yanımdan.
😁😃😄
Düştüğüme mi yanayım, her tarafımın sızlamasına mı, çabalamama rağmen Gürgen' in kusmasını engelleyemediğime mi?
Bilemedim.
Akşama kadar sancı ve sızı çektim.
Her aklıma geldiğinde de katıla katıla gülmekten kendimi alamadım.
İnsanın canı yanarken kahkaha atması buymuş demek ki...
Ama sinirlerim bozuldu galiba aklıma geldikçe gülüyorum.
Neyse bi geçmiş olsun dileklerinizi alırım artık...
😁😃😄