Bu saatleri hiç yaşamak istemezdim.
"Anne beni bırakıp nereye gidiyorsun?..."
Sorusu eşliğinde yanaklarına, sıcacık yanaklarına dokunuyordum.
Sanki tansiyonu ya da şekeri düşmüş de bir anda kendine gelip gözünü açacakmış gibiydi...
Ama açmadı, açamadı...
..........
Onca şey yaşayan; 83 yaşındaki son zamanlarda: "kuzum" dediğim, "bebeğim" dediğim can, kuş olup uçup gitmişti.
...........
:.............(
Gelen sağlık ekibi de sağ olsunlar çok uğraştılar ama olmadı.
.........................
Bir anda nasıl da çabuk 15 gün olmuş geçmiş bitmiş.
................
Annem hakkını helal et...
Kabrin nur olsun.
Yattığın yer incitmesin kuzum benim...
Bekliyorum, bakıyorum pencereden, balkondan, terastan...
Hayat durdu gibi.
Sokağa çıkma yasağı var.
Annemin eksikliğinde canım yana yana şu lanet günler geçip gitsin diye bekliyorum.
Ağlayamıyorum. Ne yazık ki boğazım düğüm, düğüm ağlayamıyorum.
İçime içime boğuluyorum.
Ölüm acısını, kayıp acısını bu şekilde yaşamak varmış kaderde.
Bahar geliyor; çiçekler açtı, ağaçlar dallarını yeşertti, leylekler geldi.
.......
Annem gitti...
:.(
:.(
Bu hastalık işini.
Az önce düşündüm ki bi gariplik vardı ama neydi?
Ruhumu sıkan, bunaltan, ne olacak sorularını sorduğum ama neydi?
Neydi, neydi...
Deprem miydi, yok yok...
Savaşın eşiğine mi geldik? O da değil...
Şehitlerimiz...
Hayır.
Sonunda buldum.
Bu hastalık laneti yüzünden bunalmıştım.
Azıcık unutur gibi olup yeniden hatırlıyorum.
Unutamıyorum bir türlü içimi acıtıyor.
Sayın Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu' nun da yazdığı gibi.
Açıklananlar sadece sayı değil onlar insan, birilerinin anası, babası, kardeşi, çocuğu...
Bi bit ya lanet hastalık bi bit.
Hani Çin' den gelen her şey çok çabuk bozuluyordu?
Bu lanet hastalık neden bozulup, bitip ortadan kalkmıyor ki?
Mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da
Herkes arkamdan bağırmış kimseyi duymamışım
Savaş filmlerinde olur ya yaralı yaralı devam etmişim
Sonuna kadar aşk ya yanımdasın sanmışım
Mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıp da
Tel örgülerde durmamış bir delikten geçmişim
Her şey bana dur demiş kulağım darbe almış duymamışım
Sonuna kadar aşk ya sadece inanmışım
Koşmuşum düşmüşüm kalkmışım
Sevişmek sevmekten gelir inanmışım
Elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki
Bize bir şey olmaz sanmışım
Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da
Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
Aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim
Sonunda bedenim sağlam bulunmuş yüreğim paramparça
Kızılderililer hepimizin dünyaya görünmez göbek kordonu ile bağlı olduğumuza inanır.Asya Şamanizminde de Dünyanın kutsal dişil gücü, annelik ve şamanizm arasında güçlü ve inkar edilemez bir bağlantı olduğu dile getirilir.Dünya da yaşam gücünü gökyüzünden göbek bağı, göbek kordonu aracılığıyla almaktadır. Zira gökyüzünün ortasında Kuzey Yıldızı olduğuna inanan Türk halkına göre Hayat ağacı da dünyanın ortasından köklenir ve onu Kuzey Yıldızına bağlar, Dünya ile diğer alemler arasında bir geçidi sembolize eder.
Türk geleneğine göre,
Hayat Ağacı dünyayı ortasından öte-âleme ve Demir-Kazık Yıldızı’na (Kutup Yıldızı) bağlayan, dalları vasıtasıyla şamanlara/kamlara yeryüzünden yüksek âlemlere yolculuk yapma olanağı sağlayan bir ağaçtır.
Buna Demir Ağaç/Dünya Ağacı da denir.
Anne rahmindeki bir bebek için göbek kordonu nasıl yaşamsal bir öneme sahip ise yeryüzü için de bu irtibat kanalı aynı derecede öneme sahip bulunmaktadır.
Şamanlara göre bu bağlantı fetüsün göbek kordonu kadar önemlidir.
Göbek, yaşam süreci gibidir: çocuk, kordon aracılığıyla doğar, yemek yer ve büyür.
Ayrıca, tüm doğaüstü etkiler kordondan gelir. Bir kanal gibidir.
Göbek kordonu, annenin sakral çakrası ile çocuğunun solar pleksus çakrası arasındaki bağlantı olarak düşünülebilir.
Sakral çakra duygusal merkezi temsil ettiği için anneler genellikle çocuklarıyla güçlü bir duygusal bağlantı kurarlar.
Bu bağlantı genellikle solar pleksus çakrası tarafından yönetilen bir çocuğun öz kimliğini ve kişisel gücünü şekillendirir.
Bu mantıkla, annelerimizin ya da bu konuda herhangi bir aile üyesinin, çakralarımızın etrafına nasıl enerjisel / duygusal bir kordon sardığını düşünmek kolaydır.
Bir ruh kordonu bağlantısı,
iki veya daha fazla varlığın astral ve eterik bedenleri arasında duygusal veya eterik enerji değişimini sağlayan bir bağlantıdır,
Ne umut edebiliyorum, ne de hayal.
Şarkı bile dinleyemiyorum belirsizlik başka bir şeymiş.
O kadar severek yaptığım, çok beğenerek tasarımını oluşturduğum takılar bile durdu sanki.
Bir şeylere zorunlu olmak zaten beni çok bunaltırdı.
Al işte tüm dünya bir şeylere zorunlu ben dahil.
Evin huzuru, sadeliği, yaşamımdaki dinginlik gitti.
İğne gibi batıyor her şey bana.
Korona falan değil bu sinir harbi sanırım hakkımdan gelecek...