" Hüzün baş duygumuzdu.
Yaz günleri sahici denizler, sahici kıyılar olurdu. Ama bizim sığınağımız sonbahar..."Oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey,
Başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Cahit Zarifoğlu
" Hüzün baş duygumuzdu.
Yaz günleri sahici denizler, sahici kıyılar olurdu. Ama bizim sığınağımız sonbahar..."http://vanille63.centerblog.net/rub-souvenirs-enfance-avec-martine--2.html
Çok güzel kitaplardı, çizimlerdi...
Beğenirsiniz umarım...
Gece gece pencereden giren #yarasa ile hayattan tiksinmek. Offfff pencere dışına ışık yaktık uçtu uçtu uçtu gözden kayboldu ya dolaplardan birinin içine girdi ya da ışığa uçtu gitti. İkincisine inanmak istiyorum ben yaaaaa...
Söz bitince senin sesin de biter; oysa
Tuz kavanozunun dibinde az biraz tuz kalmış.
Az ama… almak için elimi daldırdım, el kaldı kavanozda.
İyi mi…?
Çek çek… çıkmıyor.
Bilgi dedi “elini sakatlayacaksın, şimdi uğraşma yemekten sonra bakarız çaresine”.
İşe bak, sofraya oturdum, sol el kavanoz.
Ama ben solağım, nasıl olacak bu iş?
“Yavaş yavaş yaparsın, millet neler yapıyor” dedi.
La havle… Millet neler yapıyormuş?
Sağ elle çatal tutmak da ne zormuş.
Kavanozu koydum tabağın soluna. Bir ara kulağım kaşındı, koca kavanozu kulağa götürmeye kalktım… şıngıl şıngıl… tuzlar şıngıldıyor.
Anladım ki, kavanoz kulak kaşımıyor.
Hemen öğreniyor insan.
Burun hiç olmaz…!
Tuz dediysem öyle bildiğin tuzlardan değil… Sivas İmranlı’dan, dağın tepesindeki bir minik tuzladan çıkan, acayip zengin ve lezzet kumkuması bir tuz.
İri iri kristaller halinde, bir parça dilaltı al, dört gün canlı yayın yapıyor tüm bünyeye.
Acayip, acayip bir şey….!
Gırgır şamata bitirdik yemeği.
“Bu elle bulaşık yıkayamam” dedim.
Sıkı mazeret… Bir köşeye ilişip çekiştirmeye başladım kolu, çek çek olmuyor, çek çek olmuyor … bilek kızardı, lakin mutlu bir geleceğe dair kavanozdan umut yok.
http://www.felsefetasi.org/kavanoz/
Sonucu merakla bekleyeceğimiz bir yazı olmuş...
Aşk İki Kişiliktir
Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaktadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir.
Avutmaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.Ataol Behramoğlu
Geçen yıl duyurmuştu. Bu sene satışa çıkardı.
Günlerdir satılık ev ilanlarına bakıp ulaşamayacağım hayallerin peşinden koşuyorum.
Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor.
Ne yaparsam yapayım boş işler.
İmkan yok
Olmuyor olamıyor bir ev de bana doğru gelmiyor.
Hayırlısını dilemekten başka yol yok sanırım.
Hayırlısı benim evim olmayacaksa demek...
Güzel güzel arabalar, yatlar katlar yapılır.
Yapılır da niye bi çok kişi geriden bakar yanına bile yaklaşamaz ki?
İnsanın insana attığı en büyük kazık galiba bu...
-Bugün bi huzursuzluğum var canım sıkkın galiba.
-A a niye ki?
-Bilmiyorum ki yine olmayacak şeyler düşündüm gece gece.
-Aç bi televizyon falan seyret.
-Açtım hııııııımmm...
(Aslında açmadım internetten Aşk-ı Memnu' nun 5665488 kez tekrarını izleyip Behlül'ün yaz dönüşü pörtlemiş kırmızı yüzünü, Bihter'in morarmış gözaltlarını, bunalımlı bunalımlı tavırlarını, Firdevs'in kırıta kırıta podyumdaymış gibi yürümesini izliyorum.)
Moral mi? daha beter...
İyice bağımlısı oldum şu dizinin.
İstemiyorum ama milyon kere daha izlerim sanırım.
Karşı apartmana yeni taşınan komşu kadın gecenin bu saati (23:13) bağıra çağıra telefonla konuşuyor.
Üstelik hoparlöre almış telefonu karşısındaki de bağırıyor.
Yaaaa sabır...
Yaaa ecir...
Hiç bir şey yokmuş gibi sadece gülümse.
Belki de bu bütün güzelliği, neşeyi, hevesi geri getirir...
Bugün; bugünün hatırı için gülümse...
Evet dediğin andaki yüzündeki aydınlığa gülümse...
"kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim."
Frida Kahlo' nun çok sevdiği Diego' dan ayrılma sebeplerini sıraladığı eşsiz mektup...
Yanlış seçimleri ve aldığı yanlış kararları mahfediyor...
:....(
Değişemeyecek, düzelemeyecek yollara girince çıkış da olmuyor.
Üzüldüm, üzgünüm çok...
Diş sıkmak elinde olmadan kendini kasmak.
Çok yorucu çok.
Son zamanlarda sürekli hissediyorum bu yüz ve çene ağrısını.
Stress kaynaklıymış.
Haber üstüne haber alıyorsun gel de stress olma gel de dişlerin hamur olmasın...
:...(
Üzülürüm yaaa.
Aldığım haber bende kalsın.
Üzüldüm sadece üzüldüm vicdanlıyımdır ben...
:( :....(
Ne sen sor, ne de ben söyleyeyim...
Hikayem mi?
İşte öyle. Her şey her zaman söylenemiyor, yazılamıyor Alfred...
"Bir ümidim yok. Bu sondu. Artık hiç bir şeyin değişmesine imkan yok, lüzum da yok."
Sabahattin Ali