8 Aralık 2020 Salı

Anthony Hopkins' in Güçlü Sözleri...



′′Seni sevmeye hazır olmayan insanları serbest bırak
Bu hayatında yapacağın en zor şey.
Seni sevmeye hazır olmayanlara sevgini vermeyi bırak.
Değişmek istemeyen insanlarla zor sohbetler yapmayı bırak.
Varlığına önem vermeyen insanlar için görünmeyi bırak.
İçgüdülerinin etrafındaki herkesin iyi dileklerini kazanmak olduğunu biliyorum, ancak aynı zamanda zamanını, enerjini ve akıl sağlığını çalacak dürtüdür...
Hayatında memnuniyet , ilgi bağlılık ortaya çıktığında, herkes senin kadar dürüst olmayacak...
Bu, kim olduğunu değiştirmen gerektiği anlamına gelmez.
Bu seni sevmeye hazır olmayan insanları sevmeyi bırakman anlamına geliyor.
Zamanını harcadığın kişiler tarafından ince bir şekilde dışlanır, ince bir şekilde aşağılanır, unutulur veya kolaylıkla görmezden gelinirsen onlara ilgini ve enerjini sunmaya devam ederek kendine iyilik yapmazsın
Gerçek şu ki sen herkes değilsin...
Ve herkes senin için değil.
Bu dünyayı bu kadar özel yapan şey, arkadaşlığına, sevgine, dostluğuna önem veren olan birkaç kişiyi bulduğun zaman ve gerçek aşkı ...bunun ne kadar değerli olduğunu bileceksin...
Çünkü olmayan şeyleri tecrübe ettin...
Ama bunu yapamayan birisinin seni sevmesini sağlamak için ne kadar çok zaman harcarsın?
Bu gezegende milyarlarca insan var ve çoğu seninle kendi seviyelerinde sevgi titreşimleri icindeler...
Ama...
Seni yastık, ikinci plan seçeneği, terapist ve duygusal iyileşme stratejisi olarak kullanan insanların mahremiyetinde ne kadar kısa kalırsan senin icin doğru olan bu ...
Denemeyi bırakırsan ilişki biter...
Belki mesaj göndermeyi bırakırsan telefonun günlerce ve haftalarca sessiz kalır...
Birini sevmeyi bırakırsan gerçek olmayan aşk eriyebilir...
Bu bir ilişkiyi mahvettiğin anlamına gelmez!
Bu ilişkiyi tutan tek şey sadece sendin ve sadece senin onu tutmak için tuttuğun enerjiydi.
Bu aşk değil.
Bu bağlılıktır.
İstemeyenlere bir şans vermek istemektir!
Hayatındaki en değerli ve en önemli şey enerjindir.
Bu sadece senin zamanın ve sınırlı...
Bu senin enerjin!
Zamanını senin için uygun olmayan insanlarla geçirdiğin zaman neden bu kadar sabırsız olduğunu anlamaya başlarsın.
Hayatın için, kendin için ve tanıdığın herkes için yapabileceğin en önemli şeyin enerjini her şeyden daha vahşi bir şekilde korumak olduğunu fark etmeye başlayacaksın.
Hayatını güvenli bir sığınak yap,
Sadece seninle uyumlu kişilere izin ver...
İnsanları kurtarmak senin sorumluluğun değil.
Onları kurtarılması gerektiğine ikna etmekten sorumlu değilsin.
Her an insanlar için var olmak ve onlara hayatını vermek senin işin değil..
Çünkü eğer kötü hissediyorsan,
görevde hissediyorsan,
mecbur hissediyorsan
onlara verdiğin iyiliği geri vermeyeceklerinden korkuyorsun...
Kaderin sevildiğini fark etmek
ve hak ettiğini düşündüğün sevgiyi kabul etmek.
Gerçek bir dostluğu hak ettiğine karar ver.... gerçek bir bağlılık,
sağlıklı ve başarılı insanlarla tam sevgi.
Sonra bekle...
Sadece bir süreliğine...
Ve her şeyin ne kadar değiştiğini izle..."


Anthony Anthony Hopkins

İyi Günler...

 

Bol kalpli, mutlu, bol hediyeli güzel günler dileklerimle...

7 Aralık 2020 Pazartesi

İyi Günler...

 

İyi haftalar olsun.
Bugün Pazartesi bereketli, huzurlu, mutlu günlerin bir an önce gelmesi dileğimle selam ve sevgilerimle...

6 Aralık 2020 Pazar

Affedememek...


 

Gelmesine...

 


25 gün kalan yeni yıl heyecan yapıyor mu? 
Ben de dahil olmak üzere bir çoğumuza sanmam.
Ben çocukluğumun simli kartpostallarını hatırladım yine.
Karlı, ışıltılı, pullu, simli, masalsı karakterleri olan güzel zamanlarımı hatırlattı.
Küçücük çocukken kırtasiyelerdeki onlarca çeşit içinden seçip, özenle yazıp postaladığım kartlar.

Anlık haberleşmeler, müzikler, fotoğraflar ne kadar büyük kolaylıksa da bu zahmete değerdi yine olsaydı aynı adetler.

Şu pandemi döneminde hep andığımız eskileri yine hatırlayıp yine yazdım işte.



:)
Gülümseten manzaralarla hepimize merhaba,
iyiliklerinle gel yeni yıl.
Seni çok sevelim.
Neticede bu yılın bir takvimden ibaret olduğunu, suçunun olmadığını biliyorum ama işte belki biter gider şu sıkıntılı günler...

Sevgi, saygı ve selametle...

***


Göksel Baktagir...
"Kar Tanem..."
Dinlendiren güzel bir müzik...

Frida Kahlo...

 

5 Aralık 2020 Cumartesi

4 Aralık 2020 Cuma

Amélie Soundtrack ♥ Le beau monde d'Amélie en 1 heure ♥ Le monde fabuleu...

Yapılabiliyor mu?


 

Havalar...


O kadar güneşli ve sıcak gidiyor ki sanırım kar görmek imkansız olacak bu kış...
Bu iyi bir şey mi?
Su kıtlığı açısından kötü ama doğalgaz açısından iyi bir durum.
Bereketin, sağlığın ve güzelliklerin bir an önce gelmesi dileğimle...

***


Emre Altuğ...
"Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son..."
Diyor dinleyelim.

9 Kere Leyla fiminde izledim,dinledim de geldim...

3 Aralık 2020 Perşembe

Sezen Aksu - Ağlamak Güzeldir 1981 Full Albüm (Official Audio)



Sezen Aksu Aglamak Guzeldir

Ağlamak – Özdemir Asaf

Ağlamak – Özdemir Asaf

“Ağlama,
Ağlamak
Biraz öteye kaçmaktır
Ağlamak,
Hüzünle anlaşmak,
Ve kucaklaşmaktır.
Ağlamak
Sığınmaktır ne olsa,
Avuç açmaktır
Uzak da olsa, yakın da olsa
Biraz onu öteye itmektir
Kişinin en kolay mutsuzluğu
Ağlamaktır, geçiştirir umutsuzluğu.”

Yalnızsan Eğer – Ahmet Telli...


“Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
ve her sabah “merhaba hüzün”
“merhaba yalnızlık”
diyerek başlarsın hayata
Ama hayat bağışlamayacaktır seni
Unutma

Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiçbir zaman da tutulmayacaktır
Serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
Unutma”

Yalnızsan Eğer – Ahmet Telli

Efsane - Behçet Necatigil...


“Bekler o kız akşamları yaslı
bir yalnızlık içinde; mutluluk özler.
Yuva kurmuş gözlerinde kaygı:
dönmeyen sevgiliyi gözler.
Karanlık rüzgârdı, gecenin birinde
büyü yaptı, kız şimdi bir fener.
Mutludurlar fener alevlerinde
seviyorum seni! diye fısıldayan kişiler.”

Efsane – Behçet Necatigil

Neden?

Sosyal medyadan takı tanıtımlarımı yapamıyor ve başarı hikayesi yazamıyorum?

Gayret mi yok, heves mi yok?...

Hepsi de var da aslı yok...

Üzgünüm ölümüne üzgünüm...

..................................................

Ve başarısız olduğum için mutsuzum...


Her Ne Kadar...

 Üzgün gibi durmasam da ...........................................................................

Bülbülün Çilesi


Bülbülün çilesi yanmakmış güle...

Merhabalar...

                   

Mis kokulu mandalina tadında güzel bir gün dilerim.

Sıkıntılardan bahsede, bahsede kurtulamıyoruz sıkıntıdan bir türlü. 

Hayır ignore etmek değil her türlü tedbiri alıp, evimize kapanıp, 

kafamızı meşgul edecek uğraşlar bulmamız gerekiyor.

Yoksa  daha kötü olur mu soruları, ne olacağız dertleri ruhumuzu yiyip bitirecek.

***

Ben bugünden itibaren hobi olarak çalıştığım her şeyime yeniden başlayacağım. 

Yoksa boşboş oturmakla, vah vahla, tüh tühle geçecek gibi değil sıkıntımız...

***


Fettah Can...
"Mandalinalar..."
Diyor dinleyelim...

İyi Ol Dünya Artık Lütfen...

 

Lütfen...

1 Aralık 2020 Salı

İyi Akşamlar...

Akşam oldu hüzünlendim ben yine...

Yağmur yağdı, hava olabildiğine soğudu, kış geldi artık Aralık ayında daha da hissedeceğiz soğuğu...

Can sıkıntısı, üşüme hepsi bir arada...

Sevgi ve selametle...

Dönülmez Akşamın Ufkundayız - Timur Selçuk

Ve Kasım Bitti...

 

Naapalım...


Gelecek, gelecek derken sonunda kısıtlamalar artırılarak geldi işte. 

Oğlum kuzum evine dönecek. Allah yolunu açık etsin inşallah. Ve tüm herkese sağlık versin.

Zor günler yaşıyoruz bu hastalık belasından bir an önce insanlık olarak kurtulabiliriz inşallah.

Yapamadıklarımız, gidemediklerimiz, gezemediklerimiz kendimizi dinlemek adına onca yoğunluktan sükunete yönelmemiz çok hızlı bir dönüşüm oldu.

Günümüz yok, eğlencemiz yok...

Kışın karanlık ve soğuk günlerinde ipimiz, urganımız olmadan evde bağlanıp kalmamız bizlere örneği olmayan bir deneyim yaşatıyor.

Eğer ömrümüz varsa ileride torunlarımıza anlatacağımız eşsiz konularımız oluyor, birikiyor...

Aralık ayının başladığı şu yarım saat önce umarım, umarım her şey yoluna girer...

Sevgi ve selametle...

***


Kayahan...
"Atın Beni Denizlere..."
Diyor dinleyelim...

28 Kasım 2020 Cumartesi

Melih Cevdet Anday...

 

Kimi gözler, Bir acı taşır içinde. Dokunsan ağlayacak, Ağlasan, Susacak… Kimi gözler, Bir hasret taşır içinde. Sarılsan geçecek, Konuşsan gülecek… Kimi gözler, Bir dost arar Sahiplenecek bir yürekte, Konuştukça dinleyecek, Sustukça hissedecek..!


MelihCevdetAnday

Konhiçyus' den...

 Konhiçyus

@konhicyus

Bir güzellik yap kendine!
Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla!
Sahip olamadıkların üzülsün senin olmadıklarına…
Bir güzellik yap kendine!
Sev kendini, kimseleri sevmediğin kadar.
Mutlu ol varlığınla!

Kadın...

"Bir kadının kaderi; sevdiği adamın ihanetiyle, sevmediği adamın sadakatı arasında çizilir.." - Leo Tolstoy

26 Kasım 2020 Perşembe

Çok Güzel...


Ne güzelmiş...
:...(

Stefan Zweig...

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür.

Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız...

Stefan Zweig

25 Kasım 2020 Çarşamba

Hüznün Dibi...

 

Dün akşam aldığım üzücü bir haberle Teyzemin vefatını öğrendim.
Canım kuzum yaaaa...
Böbreklerim hasta diye hastaneye gidiyor, 
kovit teşhisi de konulup hastaneye yatırılıyor. 
1 hafta yattıktan sonra da vefat ediyor.

.........................

Ölümü kovitten mi bilmiyorum. 
Dünkü açıklanan 163 kişinin mi içinde,
 yoksa bugünkü açıklanan 168 kişinin mi içinde bilmiyorum belki de 
hiçbiri...

............................

Çok üzgünüm annemi bir kere daha kaybettim 8 ay arayla.
Aralarında 9 yaş fark olan iki kardeş aynı yıl içinde vefat ettiler...
Annem kalp kriziyle vefat etti ama teyzem canım kuzum kovitle...

Allah' ım huzur ver Yarabbim orada buluşmuşlardır inşallah.
Büyük teyzem de 8 yıl önce vefat etmişti üç kız kardeş oradalar şimdi 
İnşallah bir aradadırlar...

Dualarım hepsiyle...

24 Kasım 2020 Salı

 http://www.felsefetasi.org/orman-cini/

Sunay Demircan' ın Yazısı...


Annesi sadece tek sözcüküş cümleler kuran bir çocuk, bağır bağır ağlamaya başladı uçakta.
Hemen ama, hemen önümde.

Oysa ben, uykusuz bir gecenin ardından kavanozda unutulmuş kelek turşusuna dönmüş beynimi, uçakta sızdıracaktım.

Olmadı…

Çocuk değil, şişeden kaçmış orman ciniydi mübarek.
Onlar böyle olurlar, orman cinleri yani.
Varoluş amaçları, kavanozda unutulmuş kelek turşularına yol göstermektir.

Bağırmak suretiyle nefes alır bunlar.
Taleplerini ağlayarak belirtirler.
Bağıııııırrrrr baaaa ğııııırrrrrrr rrrrrrr…!

Anne olacak tek sözcüküş cümle haznesi cini havaya kaldırıyor ha bire…
Kaldırıp bana çeviriyor ki ses kayıpsız ulaşsın fakire.

“Bir saatlik uçuş, biter hemen” dedim, ne ki bir saat?
Hemen geçer… Gider evde uyurum.
Ama uçak kalkmıyor.
Kalksa, saymaya başlayacağım, pistte bekliyoruz.

Ses azalmak yerine, yükselen bir performansa dönüştü.
Gözlerimi kapadım, susarlar belki diye bu cin parçası ile anası olacak sözcüküşü bir su kuyusuna salladım.
Umut işte…

Kuyuda ses yankı yaptı, bin beter oldu.
Daha pilot motorları bile çalıştırmadı.
Biter mi bu gece…?
Ses bukle bukle kıvrılıp uçağın içindeki tüm boşlukları doldurdu.
Her yer sesle dolunca, koltuklar, yolcular, koridor, çalışmayan motorlar… Tüm uçak sese dönüştü.
Bir adım sonra ses, kendi maksimumunu aşıp, uçak dışına da taştı.
Artık maddeyi, zamanı, mekanı… herşeyi aşmak suretiyle her şeye dönüşmüştü… Sadece o ve ben vardık.
Sadece o ve ben …

Önünde diz çöküp, onu kabul ettim özgür bıraktım ve teslim oldum.
Ben de yok oldum.

İşte o an ses kesildi.
O da yok oldu.
Gözümü kapadım, ne kavanoz vardı ne turşu, ne de ben …
Sızdım gittim.

Didem Madak...

İz

acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun
izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili
benden savrulan parçalar kurusa da,
izleri var hala yolun kenarında.

izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın
acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun,
ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin
hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin.

ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana
kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun
yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında
döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.

şimdi, acının ormanından geçiyorsun
her şey bir daha kanasa da
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben
geç meleğim, senin de şarkıların olsun
içindeki telleri titreten...


Didem Madak (1970 - 2011)

Gonca Özmen' den...

“Hiç konuşmayanın yanı ölümdür 

Canı sıkılanın yanı ölümdür 
Karnında bir çocuk taşımak ölümdür 
Kavganın öte yakası ölümdür 
Bağlar, bağcıklar, bağırışlar hep ölümdür 
Kendini bir kadında tanımak ölümdür 
Kendini bir adamda tanımak ölümdür 
Kalmaz ki bir top kumaşın biriktiği” 

Gonca Özmen...

Müzik...

"Müzik; iyi bir sığınaktır, insan yaşadıklarına katlanamadığı zamanlarda ona destek verir."

- Wulf Dorn

Erik Satie: Gnossienne No. 1, 2, 3

Rüya...

 

"Gözlerinin içine
Başka hayal girmesin...
Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin."

....................

Çok güzel şarkılarımız var. Çok anlamlı, çok duygulu...
Dinledikçe ağlamaktan bitap düşeceğimiz şarkılar.

............................

Dün gece hiç aklımda olmayan, hiç düşünmediğim birini gördüm rüyamda.
Akşama kadar yüreğimde bir boşluk, bir uyuşukluk hislerim anlatabileceğim gibi değil, 
gördüğüm rüyam hele hiç anlatılacak gibi değil.
Bana kalsın konusu.
Ben sadece rüya gördüm onu paylaşmak istedim...

..................


Çizgiler çoktan silindi gitti be güzelim...

.............................

:/
:(

19 Kasım 2020 Perşembe

18 Kasım 2020 Çarşamba

İyi Geceler...

Olur biter

Geçer gider. Ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var. Olup bitmeyen, Geçip gitmeyen. Zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama… Çokta takılmıyorum artık bu uyku konusuna, Uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana…
Cahit Sıtkı Tarancı

15 Kasım 2020 Pazar

İyi Akşamlar...


Geliyor mu geliyor evet 2021 yola çıktı geliyor.
Ne getirsin?
Sağlık, iyilik, bolluk, bereket...
Aşı...
Lütfen şu kahrolası hastalık bitsin artık. 
Çok mu çok sıkıldık, bunaldık, yorulduk...

***


Badem...
"Geceyedir Küsmelerim..."
Dinleyelim.

12 Kasım 2020 Perşembe

Мon amour mon ami...

Oğuz Atay...

Yaşar gibi yapmaktan,
özlemez gibi yapmaktan,
iyiymiş gibi yapmaktan,
nefes alıp onu içimde tutmaktan,
o nefeste boğulmaktan sıkıldım...
Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz...

/ Oğuz Atay 

11 Kasım 2020 Çarşamba

Bu Yıl...

Öyle bir yıl ki resmen fırtına gibi geçiyor.

Şunun şurasında 50 gün kaldı yılın bitmesine ama lanet hastalık bi bitmedi. 

Yorgunluk, yılgınlık, mutsuzluk ve hüzün devam ediyor.

Noolur lütfen artık bit.

Bütün hastalara, geçirenlere geçmişler olsun...


4 Kasım 2020 Çarşamba

Televizyon... CEMAL GÜRLEK...

Evlerinde televizyon alıcısı olan şanslı azınlık, 31 Ocak 1968 günü saat 19.30 da cihazlarını açtıklarında Mithat Paşa caddesinde bir bodrum kattan yapılan şu anonsla karşılaştılar.

“Burası 3.bant 5. Kanaldan deneme yayını yapan Ankara Televizyonu. Sayın seyirciler bugün 31 Ocak 1968 Çarşamba. Ankara’dan deneme yayınına başlıyoruz…” .
Nuran Devres tarafından yapılan bu anons Türkiye’de televizyonculuğun miladı olarak kabul edilir. Aslında Türkiye’de İlk televizyon yayını bu tarihten çok daha önce, 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yapılmışsa da gerek bu yayınların bölgesel olması gerekse de o dönemde İstanbul’da çok fazla TV alıcısı olmaması sebebiyle pek fazla izlenememiştir.

TRT’ nin yayına başlamasıyla hayatımıza daha yaygın olarak giren televizyon, sosyal yaşamda bir takım yenilikleri de beraberinde getirdi. Televizyon yayınlarının başladığı yıllarda pek az evde TV alıcısı bulunuyordu. İnsanlar, hayatlarına yeni giren televizyon hakkında çok fazla bir bilgiye sahibi değillerdi ama çok da merak ediyorlardı. Özellikle yaşı ilerlemiş olanlar televizyon ile ilgili türlü tevatürler üretiyorlardı. Doğu’da bir kasabaya ilk kez televizyonun gelişini konu alan bir komedi filminde geçen “Zeki Müren de bizi görecek mi?” repliğine çok gülsek de benzerleri hatta daha da enteresan olanları pek çok evde yaşandı ilk yıllarda. Televizyonu şeytan icadı gören pek çok yaşlı insan o küçücük insanların nasıl olup da o kutunun içine girebildiklerini bir türlü anlayamıyorlardı. Bazıları içinse durum daha da vahimdi. Elin adamının önünde yemek istemediği için televizyonun önünde yemek yemeyenden tutun da yine elin adamlarının önünde gecelikle oturulmaz ya da uyunmaz deyip saçını başını örtenlere kadar neler neler vardı. Bir tanıdığın dedesi bir gün eve elinde büyükçe bir mermer parçasıyla gelmiş. Mermeri ne yapacağını sorduklarında
“ ha bu horon tepen adamlar televizyonun altını kırmasın diye televizyonun altına koyacağım” demiş.

Kulağa fıkra gibi gelen bu örnekler sıkça yaşanmış bir dönem..
Yayınlarının başlamasıyla beraber televizyon alıcıları mağazaların vitrinlerindeki yerlerini almaya başladı. Akşam saatlerinde mağazaların önü, açık olan televizyonları izleyen insanlarla dolardı. Böylece insanlar televizyonun nasıl bir şey olduğu hakkında fikir edinirler meraklarını giderirlerdi. Çocukları ile televizyon satan mağazaların önünden geçen anne babaların işi çok zordu. Hele ki televizyonda o an çizgi film varsa kıyamet kopardı. Çocukları o vitrinin önünde alabilmek pek kolay olmazdı. Zaten hemen sonrasında “ babacım annecim ne olur biz de televizyon alalım” diye ağlayarak anne babalarının başının etini yerlerdi.

..................................

CEMAL GÜRLEK

http://www.felsefetasi.org/televizyon/


ADRESİNDEN DEVAM EDEBİLİRSİNİZ...


"Radyo" yazımdan sonra bir de televizyon yazısı yazayım diyordum.

Burada hazır yazılmışı varmış.

Çok güzel...

İyi okumalar.

Hz. Mevlana'dan...

Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.

Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak. (Hz. Mevlana)

3 Kasım 2020 Salı

İyi Akşamlar...


Havanın soğuğuna razıyım.
Sıcaklara da razıyım. 
Kar da yağsa, yağmur da yağsa, kuru sıcak da olsa mevsimin getirdiği derim. 
Üşüyorsam kalınca giyinip ısınmaya çalışırım.
Sıcaklanıyorsam ince bir şeyler giyip, güneşten uzaklaşmaya çalışırım.
Ama İzmir depremi yaşandı evlerden, 
yıkıntılardan çıkan cenazeleri izlemek çok üzüyor.
Tedbir alarak kendi başına yapman gereken tek şey söylenenlere uymak.
Yani bina yıkılırken başını ellerinin arasına alıp cenin pozisyonuna gelmek, 
deprem çantası oluşturmak.
Başka ne yapabilirsin ki?
Tek başınasın.
Senin kalkıp kendi kendine evin zeminini sağlamlaştıracak gücün yok ki
ya da bu bina hangi çimentoyla, hangi demirlerle yapıldı bilecek halimiz yok ki.
İnsanlara güvenmek zorundayız hayatın, yaşamanın gereği bu.

Kandırılmak kaderimiz mi olmalı?
Müteahhitler neden dürüst değil,
neden karşısındakini enayi yerine koyuyorlar?
Bunun hesabını kim verecek?
Sinir olmamak elde değil.
Covid-19 son yılımızı yedin bitirdin herkesin yakınını aldın götürdün zaten 
daha ne istiyorsun ki hayatımızdan git artık...
Yeter artık.
Ve ekonomi lütfen, lütfen artık sen de bi çeki düzen ver kendine.

Ruhum sıkılıyor.
Bağıra bağıra ağlamak istiyorum.
Hiç hak etmiyoruz böyle sıkıntıları
çözümlenmesi için kim ne yapıyor hiç bilmiyorum.
Allahım yardım et demekten başka bir şey gelmiyor elimden...

2 Kasım 2020 Pazartesi

Bugün Benim Doğum Günüm...

Hep güzel dileklerle kutladı bütün arkadaşlarım, tanıdıklarım, kuzularım.

Gerçekten çok güzel ve kendimi özel hissedeceğim anlar yaşattılar.

Sürprizli bir akşamdı.

Gün güzel, pasta güzel, yemek güzel, kuzularım güzel...

Ama günler kötü...

Pandemi var zaten fakat bir de İzmir depremi olunca onlarca ölenin, 

can kaybının olduğu, insanların evsiz ve barksız kaldığını

gördüğümüz bu günlerde güzel olan şeyleri yaşayamıyoruz 

maalesef içimizden gelmiyor...

Çok üzgünüm...

Çok çok üzgünüm...

Arayan, soran, mesaj atan bizzat kutlayan herkese,

herkese çok teşekkür ederim...

Ve pastamın üzerinde yazdığı gibi...

İYİ Kİ...

17 Ekim 2020 Cumartesi

Gece Gece...

Azerbaycan' ın Gence ve Mingeçevir yerleşim bölgeleri Ermenistan tarafından füze atışıyla vuruldu.

Ay Allahım nasıl bir can pazarı yaşanıyor böyle...

Noolursun yardım et Rabbim...

15 Ekim 2020 Perşembe

Radyo...

Radyo...


Aslında ben öyle zannetmemiştim söylemişlerdi.
Anlatılanları duyduktan sonra da hep bi merak duygusuyla arka kapağını çıkarıp en ince ayrıntısına kadar incelemiştim. Tellerden ve birbirine bağlı büyük boy pillerden başka bir şey yoktu içinde. Yalandı işte beni kandırmak için söylemişlerdi… 
Neden mi bahsediyorum tabii ki radyolu günlerimizden. 

-İçinde küçük küçük insanlar varmış onlar konuşuyormuş biz duyuyormuşuz.
-Hııı!!!!
-Yok canım olur mu öyle şey, ne yer ne içer o insanlar hem o kadar küçük şeyin içine nasıl girer? Nasıl yaşarlar deli mi bunu söyleyenler? 
Gerçekçiliğiyle düşünürken ben, yine de bir ara şüpheye düşüp  a a acaba doğru mu söyledikleri diye bir kere bakmıştım içine. :D :D :D 

İtiraf edin benden başka birileri de aramıştır içinde olduğu söylenen küçük insancıkları. :))))

Hani bulsam naapacaktım o da ayrı bir konu. 
Hep o minik koltuklar ve önlerinde mikrofon olan minik insanların o koltuklarda oturup konuştuklarını görmeyi hayal etmek hem komik hem de güzeldi doğrusu. 

Bir müzik aşığı iseniz ve dinlemek istediğiniz şarkılara ulaşmak için tek kaynağınız radyoysa böyle üzerine düşer neresinde ne var karıştırırsınız.
Radyomuzun üstünde yazan ülke başkentleri ve başlıca büyük şehirleri hep görmek isterdim mesela. 
Soldaki düğme açma kapamada ve ses ayarlamada kullanılırdı. Düğmenin çevresini kaplayan bir büyük düğme daha ışığını yakardı.  Sağdakiyle ise bas ve tiz ayarını yapar dıştaki halkasıyla da radyo kanallarını arardık. Orta bölgede şehirlerin ismi yazılıydı. Moskova vardı, Girne vardı en sağa doğru Liverpool, Newyork, İstaMbul  hatırladıklarım. O isimleri okudukça bile gitmek, görmek, gezmek isteğimi yenemezdim bir türlü. 
Civu civur cıv frekans ayarlama sesiydi. Ortadaki büyük beyaz dişleri bastıkça üstüne çat çat ses çıkarırdı kanalları ayarlamak için kullanırdık. Hemen hemen her evde olurdu. Çoğu evde ise yüksekçe bir yere konur ayarlarına ve düğmelerine yalnızca babalar dokunabilirdi.
Bizde biraz farklıydı bu durum babam pek ilgilenmezdi hep bana seslenirdi 
-Betül radyoyo aç, şu kanalı ara diye.
Pilini bile ben değiştirirdim o derece yani. 
Havanın güneşli ve güzel zamanlarını bilirdi nedense...
O zamanlar Polis radyosunu çok severek dinlerdim. 
Tok bir kadın sesi "r" harflerinin üstüne basa basa 
-Burrası Türrkiye Poliss RRadyosu! derdi. 
Kayıp ilanlarını dinlerdik önce sonra da yasaksız istediğimiz türdeki şarkılar sıralanırdı...
Tabii o zamanlar TRT de yasaklı şarkılar çalınmazdı.

Bir de Kıbrıs’ ın Bayrak Radyosunu severdim. Şansım yerindeyse uzun süre dinlerdim. Yoksa o ses bir gider bir gelir bir hışırdar bir netleşir sinir ederdi.
Arkası yarınlar,  radyo tiyatroları, sanat müziği konserleri hiç bırakmadan takip ettiğimiz programlardı. 
Bizim radyomuzun markası Sierraydı. :D

Ahhhh şimdi teknoloji ne kadar da değişti.
Radyo konusuna da nereden mi geldik? 

Son zamanlarda radyo keyfi denince http://www.aycaevhali.com/  @radyo_karavan ' dan başkası gelmiyor aklıma...

:)
Teknolojik aletlerle ilgili başka yazılarım da olur inşallah.
Yazıma burada son verirken Zeki Müren' in radyodan dinlediğimiz vurgulamalı veda mesajıyla bitireyim:

Sevgıyle kalın efendim.

Sezen Aksu - Akşam Güneşi - 2012 Orijinal Şarkı "Orhan Gencebay İle Bir ...


Daha önce paylaşmışımdır olsun yine paylaşayım ben.
Çok güzel bir şarkı...