Evet...
17 Mayıs 2014 Cumartesi
Güneşli Bir Gün...
Ama yürekler üşüyor, iki eli bağrında çökmüş insanlar,
Babalarının mezarı başında çocuklar, evlatlarının, eşlerinin, kardeşlerinin mezar taşına dokunan kadınlar,
Bu acıyı nasıl atlatacak bu ülke?
Bu acıya nasıl dayanacak?
Sorgular gibi, araştırır gibi -mış gibi yapan birileri zaman geçecek, küllendirecek konuyu...
Bir de bakmışız vebali olan herkes yine aynı hamam aynı tas devam edecek...
Bu tarz üzüntülü günlerde ah bi bir yıl geçmiş olsa üzerinden şimdi şu an diyesi geliyor insanın.
Ah bi bir yıl geçse seneye bu zamanlar olsa...
Güneşli bir gün bugün,
Günümüz dünümüzden güzel geçer umarım...
Babalarının mezarı başında çocuklar, evlatlarının, eşlerinin, kardeşlerinin mezar taşına dokunan kadınlar,
Bu acıyı nasıl atlatacak bu ülke?
Bu acıya nasıl dayanacak?
Sorgular gibi, araştırır gibi -mış gibi yapan birileri zaman geçecek, küllendirecek konuyu...
Bir de bakmışız vebali olan herkes yine aynı hamam aynı tas devam edecek...
Bu tarz üzüntülü günlerde ah bi bir yıl geçmiş olsa üzerinden şimdi şu an diyesi geliyor insanın.
Ah bi bir yıl geçse seneye bu zamanlar olsa...
Güneşli bir gün bugün,
Günümüz dünümüzden güzel geçer umarım...
16 Mayıs 2014 Cuma
Bazen...
Her şey boş, her şey anlamsız hale bürünüyor.
"Hayat neden şekil yapıyor?
Hadi ordan çekil yapıyor"...
Diyesim geliyor...
"Hayat neden şekil yapıyor?
Hadi ordan çekil yapıyor"...
Diyesim geliyor...
Sevgili Mühendisler, Ustalar...
1 Mayıs duvarını yapacağınıza Yaşam odasını yapsaydınız ya?...
?????????????
!!!!!!!!!!!!!!
................
Yıldıray Oğur' un Yazısı...
...........................................
İKTİDAR DİKLENMEK YERİNE EĞİLİP HESAP VERENİNDİR
1866 yılını dünya tarihi için unutulmaz yapanlardan biri de Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanının bu yıl yayınlanmasıydı. Romanın bir yerinde geçen o ifadeyi hatırlayalım:
“İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.”
150 yıl sonra bugün de iktidar, diklenmek değil eğilmeye, hesap vermeye ve gönül almaya cesaret edenindir.
.......................
İKTİDAR DİKLENMEK YERİNE EĞİLİP HESAP VERENİNDİR
1866 yılını dünya tarihi için unutulmaz yapanlardan biri de Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanının bu yıl yayınlanmasıydı. Romanın bir yerinde geçen o ifadeyi hatırlayalım:
“İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.”
150 yıl sonra bugün de iktidar, diklenmek değil eğilmeye, hesap vermeye ve gönül almaya cesaret edenindir.
.......................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
“Korkmuyor musunuz” diye sormuştum Zonguldak’ta bir madenci ağbime.
“Korkup da napacan” demişti, “korkuyla yaşanmaz ki.”
Kocaman harflerle ‘önce güvenlik ’ yazıyordu önünde konuştuğumuz duvarın üstünde.
Önce düşük maliyet.
Önce yüksek kâr.
Önce maksimum kapasite.
Önce karanlık .
Önce sessizlik.
Önce duman.
Önce ölüm.
Şimdi kriz masalarında kifayetsiz bir telaş.
Hiçbir yaraya derman olmayan başsağlığı mesajlarımız, gözyaşlarımız.
“Çizmelerimi çıkarayım mı” diyor mahşerin ortasında çok yüksek kapasiteli bir kalp sahibi,
“Ambulans kirlenmesin.” Bir de temizlik maliyeti eklenmesin masraflarınıza benden ötürü.
***
Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini.
Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.
Soğuk rakamlar üzerinden bir hayat kurun karanlık ve ıslak maden dehlizlerinde.
Bu işin sorumlularını affetmeye hiçbir kulun gücü yetmez. Bunu ancak Yaradan yapabilir.
Allah sizi affetsin.
Çıkarın o pahalı çizmelerinizi.
Dünya daha fazla kirlenmesin...
....................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
http://www.radikal.com.tr/?gclid=CPyBgc_fr74CFYoSwwod428A8Q
“Korkup da napacan” demişti, “korkuyla yaşanmaz ki.”
Kocaman harflerle ‘önce güvenlik ’ yazıyordu önünde konuştuğumuz duvarın üstünde.
Önce düşük maliyet.
Önce yüksek kâr.
Önce maksimum kapasite.
Önce karanlık .
Önce sessizlik.
Önce duman.
Önce ölüm.
Şimdi kriz masalarında kifayetsiz bir telaş.
Hiçbir yaraya derman olmayan başsağlığı mesajlarımız, gözyaşlarımız.
“Çizmelerimi çıkarayım mı” diyor mahşerin ortasında çok yüksek kapasiteli bir kalp sahibi,
“Ambulans kirlenmesin.” Bir de temizlik maliyeti eklenmesin masraflarınıza benden ötürü.
***
Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini.
Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.
Soğuk rakamlar üzerinden bir hayat kurun karanlık ve ıslak maden dehlizlerinde.
Bu işin sorumlularını affetmeye hiçbir kulun gücü yetmez. Bunu ancak Yaradan yapabilir.
Allah sizi affetsin.
Çıkarın o pahalı çizmelerinizi.
Dünya daha fazla kirlenmesin...
....................
Yılmaz ERDOĞAN... RADİKAL GAZETESİ İçin Yazmış...
http://www.radikal.com.tr/?gclid=CPyBgc_fr74CFYoSwwod428A8Q
Ne Kadar İncesiniz...
Bırakın insanlara psikolojik destek verelim demeyi bizim insanımız kendini tedavi eder siz yeter ki insan yerine koyun, sorularını cevaplayın, kusuru olanlar hakkında cezai işlemi başlatın
Günaydın...
Çok zor. O insanların acısını görüp de teselli
edecek kelimeleri dahi bulamamak.
Üstelik hem hükümet hem holding sahibi
insanların birbirinin kusurunu örtmeye çalıştıkları gerçeği daha da
zorlaştırıyor olayı.
Daha sayı belirsiz, ölen, kurtulan ya da içeride olan kaç kişi belirsiz, kimlikler belirsiz, gözaltına alınacak
birileri olacak mı o bile belirsiz.
700-800 kişiden bahsediliyor hiç bir resmi denen açıklamaya inanmıyorum.
Baksanıza 15 değil de 19 yaşındaymış diye
neredeyse sevinecekler.
Her türlü acıya, üzüntüye, isyana, yalancılığa, göz yummaya, ört bas etmeye rağmen...
Günümüz aydın olsun...
15 Mayıs 2014 Perşembe
Ohh Derin Bir Nefes Alın...
"Adı:Cemal iyi ki Kemal değil ohhh.Yaşı:19 tamam tamam yaşı da 15 değil"
Ne yapalım sevinelim mi? 15 inde değil de 19 unda öldü diye???...
:/
:/
Utanç Verici Görüntü...
Bu fotoğrafa bakıp da kahrolmayan var mıdır acaba?
Vardır mesela o tekmeyi savuran takım elbiseli Başbakanlık müsteşarı
Yusuf Yerkel
ya da
Yusuf Erkel...
Gün Aydın Olsun Umarım...
İnsanların feryatlarını izleye izleye geçecek bir gün daha...
Allah' ım yardım et.
Allah' ım yardım et.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Camilerden...
Yükselen sela ve dua sesleri bugün sadece yapabildiğimiz bu oldu.
Sadece oturduğumuz yerden üzüldük.
Üzüntümüzü dile getirdik.
Kahırla, isyanla, göz yaşıyla...
Buna yetti gücümüz bir kere daha üzüntüyle yoğuruldu yüreğimiz...
Sadece oturduğumuz yerden üzüldük.
Üzüntümüzü dile getirdik.
Kahırla, isyanla, göz yaşıyla...
Buna yetti gücümüz bir kere daha üzüntüyle yoğuruldu yüreğimiz...
Güne Soma Haberiyle Başladık...

Soma yanıyor, Türkiye' nin içi yanıyor...
Ölenlere Allah' tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Kurtarılmayı bekleyenlere de sabır ve kolaylık diliyorum.
Umarım bir an önce kurtulurlar.
13 Mayıs 2014 Salı
Yalnızlık...
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Hava soğuk,yağmurlu ve karanlık
Sakin sessiz ve bomboş ortalık
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Sokak lambaları birer birer yanarken
İnsanlar yavaşça sokakları terk ederken
Bu akşam hüzün yine benimleyken
Buğulu penceremde bir yalnızlık bir de ben
Dolunay çıkınca ortaya kalmadı karanlık
Deniz olabildiğince durgun ve bulanık
Hikayeme henüz bulamazken bir başlık
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
Herkesin hikayesi gibi zannederken
Farklı yaşadığımı henüz bilmezken
Yalnızlığımın farkında değilken
Buğulu penceremde bir yalnızlık bir de ben
Kafam düğümlü ipler gibi karmakarışık
Neden acaba bu anlaşılmazlık
Buğulu penceremde ben yokum artık
Hikayemin adı yalnızlık…
Abdurrahim Karakoç...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






