12 Kasım 2020 Perşembe
Oğuz Atay...
/ Oğuz Atay
11 Kasım 2020 Çarşamba
Bu Yıl...
Öyle bir yıl ki resmen fırtına gibi geçiyor.
Şunun şurasında 50 gün kaldı yılın bitmesine ama lanet hastalık bi bitmedi.
Yorgunluk, yılgınlık, mutsuzluk ve hüzün devam ediyor.
Noolur lütfen artık bit.
Bütün hastalara, geçirenlere geçmişler olsun...
9 Kasım 2020 Pazartesi
4 Kasım 2020 Çarşamba
Televizyon... CEMAL GÜRLEK...
Evlerinde televizyon alıcısı olan şanslı azınlık, 31 Ocak 1968 günü saat 19.30 da cihazlarını açtıklarında Mithat Paşa caddesinde bir bodrum kattan yapılan şu anonsla karşılaştılar.
“Burası 3.bant 5. Kanaldan deneme yayını yapan Ankara Televizyonu. Sayın seyirciler bugün 31 Ocak 1968 Çarşamba. Ankara’dan deneme yayınına başlıyoruz…” .
Nuran Devres tarafından yapılan bu anons Türkiye’de televizyonculuğun miladı olarak kabul edilir. Aslında Türkiye’de İlk televizyon yayını bu tarihten çok daha önce, 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yapılmışsa da gerek bu yayınların bölgesel olması gerekse de o dönemde İstanbul’da çok fazla TV alıcısı olmaması sebebiyle pek fazla izlenememiştir.
TRT’ nin yayına başlamasıyla hayatımıza daha yaygın olarak giren televizyon, sosyal yaşamda bir takım yenilikleri de beraberinde getirdi. Televizyon yayınlarının başladığı yıllarda pek az evde TV alıcısı bulunuyordu. İnsanlar, hayatlarına yeni giren televizyon hakkında çok fazla bir bilgiye sahibi değillerdi ama çok da merak ediyorlardı. Özellikle yaşı ilerlemiş olanlar televizyon ile ilgili türlü tevatürler üretiyorlardı. Doğu’da bir kasabaya ilk kez televizyonun gelişini konu alan bir komedi filminde geçen “Zeki Müren de bizi görecek mi?” repliğine çok gülsek de benzerleri hatta daha da enteresan olanları pek çok evde yaşandı ilk yıllarda. Televizyonu şeytan icadı gören pek çok yaşlı insan o küçücük insanların nasıl olup da o kutunun içine girebildiklerini bir türlü anlayamıyorlardı. Bazıları içinse durum daha da vahimdi. Elin adamının önünde yemek istemediği için televizyonun önünde yemek yemeyenden tutun da yine elin adamlarının önünde gecelikle oturulmaz ya da uyunmaz deyip saçını başını örtenlere kadar neler neler vardı. Bir tanıdığın dedesi bir gün eve elinde büyükçe bir mermer parçasıyla gelmiş. Mermeri ne yapacağını sorduklarında
“ ha bu horon tepen adamlar televizyonun altını kırmasın diye televizyonun altına koyacağım” demiş.
Kulağa fıkra gibi gelen bu örnekler sıkça yaşanmış bir dönem..
Yayınlarının başlamasıyla beraber televizyon alıcıları mağazaların vitrinlerindeki yerlerini almaya başladı. Akşam saatlerinde mağazaların önü, açık olan televizyonları izleyen insanlarla dolardı. Böylece insanlar televizyonun nasıl bir şey olduğu hakkında fikir edinirler meraklarını giderirlerdi. Çocukları ile televizyon satan mağazaların önünden geçen anne babaların işi çok zordu. Hele ki televizyonda o an çizgi film varsa kıyamet kopardı. Çocukları o vitrinin önünde alabilmek pek kolay olmazdı. Zaten hemen sonrasında “ babacım annecim ne olur biz de televizyon alalım” diye ağlayarak anne babalarının başının etini yerlerdi.
..................................
CEMAL GÜRLEK
http://www.felsefetasi.org/televizyon/
ADRESİNDEN DEVAM EDEBİLİRSİNİZ...
"Radyo" yazımdan sonra bir de televizyon yazısı yazayım diyordum.
Burada hazır yazılmışı varmış.
Çok güzel...
İyi okumalar.
Hz. Mevlana'dan...
Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak. (Hz. Mevlana)3 Kasım 2020 Salı
İyi Akşamlar...
2 Kasım 2020 Pazartesi
Bugün Benim Doğum Günüm...
Hep güzel dileklerle kutladı bütün arkadaşlarım, tanıdıklarım, kuzularım.
Gerçekten çok güzel ve kendimi özel hissedeceğim anlar yaşattılar.
Sürprizli bir akşamdı.
Gün güzel, pasta güzel, yemek güzel, kuzularım güzel...
Ama günler kötü...
Pandemi var zaten fakat bir de İzmir depremi olunca onlarca ölenin,
can kaybının olduğu, insanların evsiz ve barksız kaldığını
gördüğümüz bu günlerde güzel olan şeyleri yaşayamıyoruz
maalesef içimizden gelmiyor...
Çok üzgünüm...
Çok çok üzgünüm...
Arayan, soran, mesaj atan bizzat kutlayan herkese,
herkese çok teşekkür ederim...
Ve pastamın üzerinde yazdığı gibi...
İYİ Kİ...
21 Ekim 2020 Çarşamba
17 Ekim 2020 Cumartesi
Gece Gece...
Azerbaycan' ın Gence ve Mingeçevir yerleşim bölgeleri Ermenistan tarafından füze atışıyla vuruldu.
Ay Allahım nasıl bir can pazarı yaşanıyor böyle...
Noolursun yardım et Rabbim...
16 Ekim 2020 Cuma
Can Yücel' den...
"Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş. Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım."
Can Yücel15 Ekim 2020 Perşembe
Radyo...
Radyo...
Gerçekçiliğiyle düşünürken ben, yine de bir ara şüpheye düşüp a a acaba doğru mu söyledikleri diye bir kere bakmıştım içine. :D :D :D
İtiraf edin benden başka birileri de aramıştır içinde olduğu söylenen küçük insancıkları. :))))
Hep o minik koltuklar ve önlerinde mikrofon olan minik insanların o koltuklarda oturup konuştuklarını görmeyi hayal etmek hem komik hem de güzeldi doğrusu.
-Burrası Türrkiye Poliss RRadyosu! derdi.
Tabii o zamanlar TRT de yasaklı şarkılar çalınmazdı.
Arkası yarınlar, radyo tiyatroları, sanat müziği konserleri hiç bırakmadan takip ettiğimiz programlardı.
Bizim radyomuzun markası Sierraydı. :D
Radyo konusuna da nereden mi geldik?
:)
Teknolojik aletlerle ilgili başka yazılarım da olur inşallah.
Yazıma burada son verirken Zeki Müren' in radyodan dinlediğimiz vurgulamalı veda mesajıyla bitireyim:
Sevgıyle kalın efendim.



































