24 Ocak 2023 Salı

Edip Bülbül - Sokağın Tavanı Kadar...

Günaydınlar...


2023 yılının ilk 24 gününü yemişiz bakıyorum da.

Zaman nasıl bu kadar çabuk geçiyor anlamıyorum gerçi çalışanlar meşgul olanlar yaa sen ne diyorsun dakikalar gün gibi diyebilirler ama ben artık yaşlandığımdan mıdır nedir zamanın daha çabuk geçtiğini düşünüyorum. Çalışırken dakikaları sayardık ve bir türlü geçmezdi bunu biliyorum ama şimdi evde olup da zamanın bu kadar çabuk geçmesi hiç adil değil bence.

Neyse efenim...

Hatırlar mısınız özellikle ben akran olanlar bilirler bir çoğumuz ilk bulaşık makinemizi işe girdikten sonra, hatta çoluk çocuk olduktan sonra almıştık.

İlk bulaşık makinesini alan Zuhal' di bizim iş yerimizde. Bütün hanımlar gıpta ile bakardık hatta şu soruları sorduğumuzu çok iyi hatırlıyorum:

"- İçindeki her şeyi mi yıkıyor, düdüklüyü de yıkıyor mu, tencereler temiz çıkıyor mu?"

Artık bulaşık yıkamaktan nasıl bir gına gelmişse...

:) :) :)...

Evimizi aldıktan sonra artık bulaşık makinesi istiyorum ben de dediğimi hatırlıyorum o aralar alım gücümüz yerli yerinde söylemesi ayıp olmasın. Hiç düşünmeden gidip hemen almıştık.


O zamanların son sistemi Bosch Six Star bulaşık makinemizi aldık, 
geldi servis kurdu işte klasik  çalışma mantığını anlattı gitti. Nasıl heyecanla yerleştirdim bulaşıkları ayh nasıl da mutluydum. Fakat o da ne içi o kadar büyük ki tek öğünde dolduramıyorum bir yandan içinden nasıl çıkacak her şey merak da ediyorum. Çocukların oyuncaklarını deviririsin, içinden bütün plastik yıkanabilen oyuncakları ayırırsın, özenle makineye yerleştirirsin bulduğum çözüm harika... :) :) :)

Ah nasıl güzel zamanlarımız geçti seninle güzel makinem yaşadığımız 26 yıl ne de güzel geçti. Misafir gelir hemen yerleştirirsin içine, bir yere mi gidicen hemen toparlar çıkarsın, bunca yıllar içinde sadece bir kere program paneli arızalandı ve değişti, taa ki geçtiğimiz Eylül ayına kadar suyunu atmadı, tamir gerekti bir sürü masrafla tamiri de yapıldı ama artık yorgun bedeni performans vermemeye başladı. Tükenmişti garibim...

Yıl sonunda gittim aldım bir Bosch daha o da 6 programlı. Ayın başında teslim edildi fakat o çok severek aldığım ilk makinem kalakaldı kapının ağzında. 

Bu insanoğlu/insan kızı ne kadar nankör sen almak için o kadar heyecanlanıp dört gözle eve gelmesini, kurulup çalışmasını bekle, onca zaman kullan sonra da varlığı gözüne batsın. İşe yaramayınca da git sokakta gördüğün ilk hurdacıya ver.

Önce koridorda yer açıldı diye sevindim, oh yenilendi artık uğraştırmayacak makine beni diye sevindim ama içimde bir burukluk olmadı da değil. Yıllar önce fırınımı, buz dolabımı, çamaşır makinemi değiştirirken de biraz burkulmuştu içim ama bulaşık makineme bi ayrı bağımlılığım varmış bunu anladım.

Kim bilir şimdi nerede, hangi hurdalıkta...

Hurdacıya verirken çalışır durumda olduğunu belirtmiştim belki de yine bir kadın tarafından sevgiyle karşılandı ne bileyim. Bunu sakın yaşlılığa bağlayıp eşyadan vaz geçemiyorsun şeklinde nitelendirmeyin. Ben eşyaya bir kişilik atfedip sanki onunla bir bağ oluşturuyorum kafamda bu ne kadar normaldir bilmiyorum bir gün süpürgeme hadi gel biraz da şu odayı süpürelim dediğimi de hatırlıyorum. :) :) :) :).............

Ne garip...

İnsanlar da böyle işte, artık karşındakinden bir menfaat elde edemeyeceksen onu da bırakıyorsun. Aman bu derin konulara girmeyeyim burnumun ucu sızlamaya başladı. 

Güle güle güzel makinem umarım daha güzel günlerin olur ya da daha güzel faydalı bir şeylere dönüşürsün...