9 Temmuz 2018 Pazartesi

Alfred'in Hikayesi...

-Bir mutsuzluk, bir karanlık, bir kötülük döngüsü Alfred nasıl geçecek bu?
-Geçerse mutsuz olursunuz efendim sizi yaşatan şey bu...
-Ah Alfred ah hiç kesin cevap verme sen zaten tamam...

6 Temmuz 2018 Cuma

Anılar Yolundayım Yine...



Merhabalar, mutlu geceler...
Geçtiğimiz hafta sonu yaptığım yolculuk sırasında 
'- A_aa ben bu konuyu blogumda neden hiç paylaşmadım ki?'
diye düşündüğüm yazıma başlıyorum efenim.

***
Otobüs yolculukları bana hep geçmişi hatırlatır ...
Yollar aynı, dağlar tepeler aynı, başını cama dayadığında hissettiğin kafanı cama vura vura yaşadığın tıngırtılar aynı...
Tüm hepsi aynı olduğu için heralde
çocukluk çağlarımda sayısız yaptığım yolculukları illa ki hatırlarım.
:)
Aklıma gelenler neler neler...
:)
İhtiyaç molasına daha çok uzun zaman ve yol varken sıkışıp koca otobüsü durdurmak mı dersiniz, otobüsteki herkesin sanki sizin durdurmanızı beklemiş gibi dışarı çıkmasını mı dersiniz,
muavinlerin yattığı en arkadaki camın önündeki uyuma alanının rahatlığı mı,
hangisini anlatayım ki?...
Küçüklüğümde ki yolculuklarıma dair en çok kızıp, sinir olarak hatırladığım şey bana bilet alınmamasıydı dolayısıyla ya annemin, ya da babamın kucağında yolculuk yapacak olmak beni sinir ederdi.
Bana niye bilet almıyorsunuz diyerek tepindiğimde 
"-İşte kızım senin biletin burada bak!"
 diye kendi biletini gösteren rahmetli babama ağlaya ağlaya 
"-Sen nereye oturacaksın pekiii?" 
sorusunu sorduğum zamanları hiç unutmam.
Annem garibimi otobüs tutardı yolculuk yaptığı zamanlar resmen hasta olurdu kadıcaaz.
Otobüste sigara yasağının akla dahi gelmediği zamanlardı o zamanlar, çocuklara bilet alınmadığı bırakın şimdiki gibi kemerleri bağlamayı şoförün yanına konulan taburede yolculuk yapıldığı zamanlar. 
Sonradan zemine sabitlenen hostes koltuğu da denilen muavin koltuklarında yolculuk da çok hoştu doğrusu.
"-Sen kaç yaşındasın bakiim? le başlayıp tuttuğum futbol takımına kadar öğrenen meraklı, öyle çok şoförle ahbaplık kurmuştum ki sohbetler ede ede o günlerin şartlarında 8 saat süren yolculukları hep sıkılmadan bitirmişimdir.
En çok gece yolculuklarını severdim. 
Hem erkenden uyumazsın, hem de ışıklı, ışıltılı yol hep bi güzel görünüp hayal kurmama sebep olurdu.
Dinlenme tesisine geldiğimizde koşa koşa o anlatılması imkansız pislikte olan WC lere koşar yine aynı hızla fırlar dışarı çıkardım.
Annişkomun otobüs tuttuğu için asla tadına bile bakamadığı,
evden özene bezene hazırladığı mamalarımızı 
getirilen zehir gibi acı kaynamaktan kopkoyu olmuş çaylar eşliğinde afiyetle yerdik. 
Tabii o zamanlar her nasılsa "çaylar şirketten" di.
Şimdiki gibi otobüsün koridorunda servis masası dolaştırıp ne arzu edersiniz efendim diyen muavinler yoktu. 
İçi çiğ mazot kokan otobüslerde, içilen sigara dumanının ayakkabıdan çıkarılan ayak kokusuyla harmanlandığı bir havada zorlu bir yolculuk bizleri beklerdi ve motorun gürültüsünden, teypte çalan müzik cızırtılı hoparlörden güçlükle duyulurdu.
Buna rağmen yola dalıp gidince ne koku kalır ne duman hep güzel bir hayale dalınır yol da böylece yük olmaktan çıkardı...
Mercedes 302 otobüslerde yolculuk böyleydi işte.
Daha ne ayrıntılar yaşamışımdır kimbilir ama en aklımda kalan anılarım bunlardı.

***


Oysa şimdiki yolculuklar çok özel hissettiriyor insana kendini.
Rahat salon denilen 2+1  koltuklarda özellikle yalnız yolculuk yapıyorsanız tek koltuklarda şık ve sorunsuz, her şey müşterinin rahatı için kurgulanmış güzel yolculuklar yapıyoruz. Klimalarla serin, mis gibi bir ortam, kulaklığın kulağında gözün tv de ister film izle ister müzik dinle her şey harika.
Daha yolculuk başlar başlamaz ikramlar yapılıp da kendimizle kaldığımızda başlayan o özel olma hissi "-Ay bu yolculuk hiç bitmesin!"dileğini de aklımıza getirmemize sebep oluyor doğrusu.

Camdan yola baktığımda hele de kafamı cama dayayıp geçmiş yolculuklarıma, anılarıma da yolculuğa çıktığımda beni mutlu eden bir hale dönüşüyor ve yine yol yük olmaktan çıkıyor.

Uçaklar kadar havalı olmasa da otobüslerin de bu yeni hali mükemmel.

***

"-Eskiden böyle miydi azizim?"
ile başlayan, 
"- Ama şimdi harika!!!"
 ile sonlanan bir yazımı daha burada noktalıyorum. 
Şu anda yolda olan tüm yolculara, uykusu hiç gelmeyen tüm şoförlere, muavinlere selam olsun...
Hayırlı yolculuklar efenim...

3 Temmuz 2018 Salı

İyi Geceler...


Bu görseli nette ilk gördüğümde çok etkilenmiştim.
Çekin o pis ellerinizi yavruların üzerinden lanet yaratıklar.
Kendinize hakim olamıyorsanız neden hayattasınız ki?
Sizlerle aynı dünyada yaşayıp da herkesin insan olarak adlandırılması çok dokunan bir şey.
...
Lanet olsun hepinize pislikler.
Oyuncak oynayacak yaşta kara toprağa girdi o masum canlar...
...

..............................

28 Haziran 2018 Perşembe

İyi Akşamlar...


Canlarım, güzellerim hadi bi gel artık nerelerdesin yaaaa?
:))))
Şaka bi yana bir kova altını kim istemez?
Ben isterim mesela...
:)))

***



İlk defa dinliyorum Yalın söylüyor...
"Sesinde Aşk Var..."
Güzelmiş...

***

Yukarıdaki kovaya da hitaben söyleyebiliriz. :)

26 Haziran 2018 Salı

Günaydınlar...

Gün gelir de bir kitap yazarsam eğer adını buldum!!!

"Daha fazla nasıl ÖKÜZ olabilirsin?..."

Olacak.

(Not: Bir mesaj ya da ima içermemektedir farklı anlamlara çekilmesin. İçimden geldi.)


25 Haziran 2018 Pazartesi

İyi Akşamlar...

Sabrımın sınırlarını zorladığım şu günlerde...
Her şey gönlümüzce olsun.

17 Haziran 2018 Pazar

Bugün...

Babalar Günü...
Babamı özledim...
:/

İyi ki...

Dükkan falan açmamışım beeeeeennnn...
Nedir bu böyle bir gün bakıyorum yüzlerce kişi gelmiş ziyaret etmiş blogumu yüzüm gülüyor seviniyorum. Bir ertesi gün bakıyorum 10 kişi gelmiş...
....
Bu kadar nasipsiz, kısmetsiz ve ziyaretçisiz birisi olduğumu bilmiyordum.
Zaten blog takipçi sayım da 28 den 27 ye düşmüş.
Bir de dükkan açmış olsaydım ooo-hooooooo... oooo...
Aç kalacakmışız demekki.
Nerdesiniz ahali?
Benim blogum üvey evlat mı?
Niye kimse gelip bi ziyaret etmiyor beeeağğğğ?...

12 Haziran 2018 Salı

İyi Geceler Hepimize...


İpler, kalpler, kağıtlar, kurdelalar...
Çok güzel, iç açıcı her şey. Ne güzel bir uyumla sıralanmış kalpler kurdeleler...
:)
İyi gecelerimiz olsun.

***


The Idan Raichel Project, Vieux Farka Touré

Muhteşemmmm dinleyelim...
Dünyadan Sesler 1 numarasınız...

11 Haziran 2018 Pazartesi

Gece Yazısı...


İyi geceler efenim.
Bu güzel esintili, yağmurlu, serin ve enfes geceye bir yazı bırakayım istedim.
Konusu ne olsa acaba diye düşünürken birden aklıma 
nefes almak için çıktığım balkonda komşum olan bankamatikleri yazmak geldi.
Bankamatikler caddemizin karşısında tam pencere ve balkonumun görüş alanında...
Malum şu aralar herkes özellikle emekliler bayram ikramiyesi alacaklar ya çok yoğun.
Gerçi ayın içinde yayılmış durumda olduğu için maaş günleri, her zaman çok kalabalık oluyor ama son günlerde ekstra bir hareket söz konusu.
Komik de oluyor izlemesi. Kimi köpeğini dolaştırırken uğruyor, kimi arabasıyla özellikle durup koştura koştura geçiyor bankamatiğin önüne.
Anneme kalırsa hep aynı kişiler geliyormuş.
-Şu çocuk geçen ay da gelmişti Betül!!!
Dediğinde gülmekten cevap veremiyorum. Hayır aynı kişi olduğunu nasıl anladın be kuzucum?...
:)
 :) 
:)
Kimi cüzdanını çok tehlikeli bir şekilde arka cebine koyuyor, kimi elinde para demetini saya saya yürüyor...
:)
Neticede eğlenceli bir şey bankamatiklerle komşu olmak.
İzleyebildiğim kadarıyla ben de bakıyorum bazen de kendi kendime şu yeni gelen kişi aceba hangi bankadan işlem yapacak diye merakla bakıyorum. :)
Eli boşluk bu olsa gerek.
Biraz kendime dair özeleştirimi de yapiyim. Bu aralar boncuk işinden bi hayli uzağım çizimlerimi yapıyorum ama ı-ıh onu da canım çok istemiyor motivasyonum sıfır olunca hiç bişiy yapasım yok.
Ancak sevindirici bir durum kitap okuyorum. Son on günde üç tane kitap bitirdim şimdi dördüncüdeyim.
:)))))))

Dokuz bankamatiğin yolun bu tarafında olup da sadece bir tanesinin karşıda oluşu biraz dağınık gösteriyor ama yer kalmadı be anacım bizim tarafta.
:)
Bir başına olmak canını sıkmıyordur umarım.
Dokuza karşı bir. :)
Bankamatiklerin dibindeki kokoreççi de olmazsa olmazımız. O türüm türüm kokoreç kokusuyla minik bir lokantaya benzetti çevresini.
Bankamatiklerimiz, kokoreççimiz hareketli bir bölgedeyiz vesselam.
Alt katımız da ki kebapçımızı da sonra anlatayım isterseniz artık.
Çünkü o da başlı başına bir konu olabilecek tarzda.
Gelen müşterilerin tabakları feci iç açıcı oluyor bazen etlerini olta atıp çekicem bigün o olacak.
Neyse ayrıntısıyla yazarım sonra.

***
İyi geceler tatlı ruuuyalar efenim...

10 Haziran 2018 Pazar

Bu Gece...


Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi...
Hepimize mübarek olsun dualarımız kabul olsun inşallah...

Merhabalar...


Her şeyin güzel olduğu mutlu günler dilerim...
Bu pazar da böyle geçti işte.
:......................



İzzet Günay - Hülya Koçyiğit - Salih Güney

Zalimler de Sever Filmindeler.
İzleyelim efenim. Ben belki izlemişimdir bilmiyorum.
Nostalji sevenlere gelsin.

Sufi Tasavvuf Müziği | Ney | Rahatlama | Sükünet | Uyku | Terapi

9 Haziran 2018 Cumartesi

Birhan Keskin...

‪Eksildim ben, azaldı içimdeki su‬
‪Yeşermiyor cümlem.‬
‪Oysa‬
‪Ben senin bir kimsenim, sensin esin.‬
‪Buna inandım uyudum,‬
‪Uyandım bununla durdum.‬
‪Narın içinde canım niye kanıyor?‬

Aytaç Doğan - Kanun Resitali 1 (Full Albüm Video)

İyi Geceler...

"Herkes aynı anda geceyi yaşar,
Ama herkesin karanlığı farklıdır..."

La Edri

İyi geceler hepimize...
:)

8 Haziran 2018 Cuma

Özdemir ASAF...

İnansaydım.
Bir ömür beklerdim gelmeni.
Ve inan.
Saydım.
Bir ömür geçti beni sevmeyeli...
Özdemir Asaf

31 Mayıs 2018 Perşembe

incinme...


Nerede son bulacağı belli olmayan hayatımızın, en nâdide anları başladı.
Bir Ramazan vaktine daha ulaştırıldık hamdolsun...
Aklıma hep, şimdi çok uzaklarda olan annem geliyor.
Bir sahur hazırlığında uyku ve uyanıklık arası kaşık, tabak, bardak sesleri.
Babama “ bir de sen çağır ben kaldıramadım” diyen naif bir ses.
Uykulu uykulu kalkıp sofraya şöyle bir göz attığımda Nasıl oluyorsa her seferinde tamda istediğim, aklımdan geçen şeyler hazırlanıvermiş..
Hele ki o sahurda anacığımın elleriyle kestiği kavrulmuş tereyağlı erişte pilavı varsa…
Şimdi bambaşka hayatlar, çocukluğuma özlem, koskocaman ailem ablalarım ağabeyim…
Hepsi öyle uzaklardaki …

Ahh cânlar.. !
İnsan , fazlasıyla duygusal, fazlasıyla yüzeysel ve alelacele yaşanmayacak bir hayatın var olduğunun farkında mı ?
Farkında mıyız yaşamın, geleceğin,her anın kudsiyyetinin…?
Hele ki tam da şimdinin asla geri gelmeyeceğinin?

Biraz durgunum bu günlerde, ve hayli hissiz..
Elimden istemsizce kayıveren her saniyenin rehâveti çöktü üzerime…
Bir garip hale dûçâr oluyorum yine.
İncitmemek istiyorum , hiçbir zerreyi. Üzülmesin istiyorum hiçbir kimse benim yüzümden, yaptığım tüm hatalarımdan dönmek istiyorum…
Ve en çokta incinmemek istiyorum.

Hem bilir misiniz Tasavvuf tahsilinin,
“ İlk dersi incitmemek, son dersi incinmemek “ imiş…
Nasıl baş etmeli nasıl incinmemeli, nasıl nimete de imtihana da aynı gözle bakabilmeli ?
İncitmek ve incinmek; hangisi bir insan için daha ağır bir noksanlık?
Son ders olduğuna göre incinmemek öyle değil mi ..
İlk bakışta incinmenin bir kusur olduğunu bile idrak edemeyebiliyoruz. İncinmek bir hak imiş, hattâ insanlığın, hassâsiyetin bir icabı imiş gibi geliyor değil mi? Fakat tasavvufun son dersi incinmemek...
Yani öyle ya incinmek bir kusur. Hattâ incitmekten daha ağır bir kusur...

"Âşık der inci tenden
İncinme incitenden
Kemalde noksan imiş
İncinen incitenden... "

Yıllardır ezberimde olan Alvarlı Efe’nin bu dörtlükdeki sözler ile ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Nice incitmeler vardır ki, onun faili dildir, eldir... Patavatsız, düşüncesiz bir insan; düşünmeden karşısındakini incitecek bir söz söyleyebilir. Âdâb-ı muaşeret öğrenmemiş, sakar bir kişi, farkına varmadan bir kişiye zarar verebilir. Kalpten bir niyet ve karar olarak incitme arzu edilmese de meydana gelir incitmeler...
Fakat incinme öyle değildir. Bazen hatâen yapıldığı besbelli olan şeylere de incinir kalpler, kolayca affedemez. Yahut sû-i zan karışır işin içine...
“Düşüncesizlik olsa neyse fakat biliyorum kasıtlı laf çaptırdı bana!” gibi düşüncelerle incinir insan...
İncitmek, kötü niyet ile bile olsa neticede, sözlü veya fiilî bir zarar verişten ibarettir.
İncinmek ise, bir infialdir.
Hâdiselerin, fiillerin, yani kaderin mutlak yaratıcısı Allah olunca; incinmek, rızâsızlık olur, teslîmiyetsizlik olur, isyan olur, haset olur...


● Bir kişi, Ehl-i Beyt’ten Zeynelâbidin Hazretlerine dünya kadar hakaret sayar,... Hazret hiç incinmeden dinler dinler, sonunda der ki:
“Ne iyi oldu da bunları söyledin. Ben nefsime ne kadar kötü olduğunu söylüyorum, söylüyorum dinletemiyorum...”

Şu inceliğe bakarmısınız. Tam olarak varılması gereken nokta burası değil midir… ?

Sözü nihâyete erdirmek gerek vakit sahura doğru ilerlerliyor..
sevdiklerim çok uzaklarda, çocukluğum daha da uzaklarda…
Bizler en iyisi gelin biraz temâşa edelim dünyayı,
Hani diyor ya Yûnus “ 72 Millete aynı gözle bakmayan, halka müderris olsa da , Hakka âsidir”
Biraz merhâmet, biraz sevgi, ve sonsuz anlayışla insanlığı sarmalayı verelim bu mübarek Ramazan’da …
Buyrun gelin cânlar bu en sevdiğim ud bestesi ile bir ziyâfet çektirelim ruhumuza.
Biraz kulak verelim insanlığa, ve halâ var olduğuna inandığımız her ne varsa…


Vera' dan paylaştığım bir alıntı.
Güzel bir müziğe ne güzel yakışmış bu güzel sözler...

Aziza Brahim - Lagi (English, Türkçe Lyrics)

Marjan - Kavire Del (English, Türkçe Lyrics)

17 Mayıs 2018 Perşembe

TARKAN - Biz Çocukken

Zakkum - Hatıran Yeter

Ali Lidar...

"Hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım. Bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü.."
Ali Lidar

Mutlu Günler Efenim...


Kitapların arasına koyduğumuz çiçeklerimizi kurutup ölümsüzleştirmek isterdik.
Eskiden ne çok farklı alışkanlığımız varmış.
Şimdi düşünüyorum da çok değişik yaşıyoruz ve uğraşıyoruz hayatla...
Sevmek mesela kalpler artık teflonla kaplı...
Sevilen birisi yapışıp kalamıyor bir kalpte.
Sağlık olsun efenim ne yapalım hayat bize neyi gösterecek, 
yaşantımız neyi dayatacak görüp öğrenip alışacağız...

***


Nahide Babaşlı...
"Unuttun mu Beni?..."
Diyor dinleyelim...

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Khaled Hosseini

Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah.
O da hırsızlıktır.
Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir...
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun.
Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun.
Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.
Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.
Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur...
Khaled Hosseini

İclal Aydın - Unutursun (Full Albüm)

Günaydınlar...


Güzel bir 16 Mayıs sabahı başladı...
Ve Ramazan' ın ilk günü. 
Orucunu hakkıyla tutabilen herkese "Allah sevabına nail etsin..." diyorum. 
Evet oydu buydu derken bugün Mayıs' ın 16 sı ve yılın neredeyse yarısına ulaşmışız bile. 
Kuş misali uçup giden günler, 
geçen ömürler 
ve yaşlandığını hissedemeyen ama yaş aldığını gösteren aynalar...
Tuhaf ama gerçek yıllar geçtikçe insan içindeki heves ve coşkunun bitmediğini hissediyor.
Hayrolsun.

***

Mutlu günler, umudumuzun sönmediği bir ömür dileklerimle.

***


Nahide Babaşlı...
"Hep Sonradan..."
Diyor dinleyelim.
Yeni keşfettiğim bir ses bayıldım sesine çok güzel söylüyor...

11 Mayıs 2018 Cuma

Füruğ Ferruhzad / Kenan Işık' ın Sesi...



O Günler - Füruğ Ferruhzad Seslendiren: Kenan Işık Türkçesi: Fahri ÖZDEMİR ---------- O GÜNLER O günler geçip gitti O güzel, o sağlıklı; yaşam dolu mutlu günler O berrak pırıl pırıl gökyüzü O kiraz yüklü dallar Sarmaşıkların yeşil sığınağında birbirine yaslanmış evler O haylaz uçurtma damları Ve akasya kokusundan başı dönmüş o sokaklar geçip gitti... Ah geçip gitti o günler Geçip gitti kirpiklerimin arasından Şarkılarımın hava kabarcıkları gibi uçuştuğu Gözlerimin üzerine kaydığı her şeyi taze su gibi içtiği o günler Geçip gitti... Kabına sığmayan neşeli bir tavşan vardı sanki Gözbebeklerimin ortasında. Yaşlı güneşle birlikte her sabah kalkıp giderdi Merakın ve arayışın o bilinmeyen kırlarına Ve geceleyin Karanlığına ormanların. O günler geçip gitti O karlı, o suskun günler... Yalnız benim olan o temiz kar Usulca yağardı ahşap merdivenlere Gevşek çamaşır ipine Ve bahçedeki ihtiyar çamın saçlarına Usulca ve yumuşacık bir yün gibi yağardı. Ve ben pencere camlarına dalıp gider Yarını düşünürdüm. Ah!.. Yarın... O kaygan ve beyaz uzam yarın; Büyükannenin giydiği çarşafın hışırtısında başlardı. Kapı aralığında beliren ve ansızın Işığın soğuk gerçeğiyle yüzleşen karmaşık gölgesinde Ve pencerelerin renkli camlarında uçuşan güvercinlerin O başı boş desenlerinde... Sıcak odanın rehavetiyle uyuklayan annemin bakışlarından uzak Çabucak ve hiç sakınmadan Öğretmenin o anlamsız iptal çizgilerini silerdim Eski okul defterlerindeki ödevlerin. Ve kar dindiğinde Çıkar hüzünle dolaşırdım bahçeyi; Ve ölü serçeleri gömerdim Kurumuş yasemin saksılarının dibine. Ah... Geçip gitti o günler O şaşkın, o cazibeli O uyku ve uyanıklık günleri... Her gölgenin bir gizemi vardı. Ve bir hazine saklardı bütün kapalı kutular Her bir köşesi sandık odasının Başka bir dünyaydı sanki o öğlen sessizliğinde. Ve karanlıkta korkusuz olan Bir kahramandı benim gözümde... O günler geçip gitti O bayram günleri O güneş ve çiçek özlemi... Ve kışın son sabahında Kente gelen ziyaretçilerin Utangaç ve suskun kalabalığında titreşen O hoş kokusu dağ nergislerinin; Ve yeşil lekelerin uzun caddesindeki seyyar satıcı sesleri. Avare kokular içinde yüzerdi kapalı çarşı; Keskin kahve ve balık kokusu. Çarşı, ayaklar altında ezildikçe yayılır, genişler Ve kuşatırdı yolun bütün anlarını; Ve çarşı uyuklardı oyuncak bebeklerin camdan gözleri dibinde. Çarşı anneydi... Hediye paketleri ve dolu torbalarla Renkli, akıcı derinliklere doğru hızla giden Ve geri dönen... Anne... Yağan yağmurdu çarşı Durmadan yağan, yağan, yağan... Geçip gitti o günler Bedenin sırlarını keşfetme günleri Ve güzelliğini vücudun mavi damarlarının... Geçip gitti o mahcup tanışma anları... Duvarın ardındaki bir el Çağırırdı tek bir çiçekle öteki eli; Bu heyecanlı, ürkek elin üzerindeki Karmakarışık mürekkep lekeleri Aşkını anlatırdı; Mahcup bir selamla... Kendini anlatırdı. Sokağın tozu toprağına yazılmış aşkımızı okurduk O sıcak günün ortasında... Ve havada uçuşan pisilerin yalın diliyle tanışık kalplerimizi O masum, sevecen parklara götürür Ağaçlara borç verirdik. Ve top Gidip dönerken ellerimizde... Gidip dönerdi öpücükler Gidip dönerdi. Aşktı... Avlunun alacakaranlığındaki o karmaşık duygu Ansızın bizi kuşatan Ve kalp atışlarının, Nefeslerin ve gizli gülümsemelerin yakıcı harmanına çekiveren. Geçip gitti o günler ah... Geçip gitti güneşte kavrulan bitkiler gibi; Akasya kokusuyla sarhoş olan o sokaklar Kaybolup gittiler. Dönüşü olmayan yolların o parıltılı kalabalığında, Ve yanaklarını sardunya çiçeği yapraklarıyla süsleyen o kız Yalnız bir kadın şimdi; Yalnız bir kadın. Yalnız... Yalnız...

Kendini Daha İyi Hisset...

10 Öneri
  • 1.
    Dijital Detoks Yap
  • 2.
    Sevgiyi Hisset
  • 3.
    Olumlamalar
  • 4.
    Değişiklik Yap
  • 5.
    Sen Bir Harikasın
  • 6.
    Minnet Duy
  • 7.
    Kontrolü Eline Al
  • 8.
    Yardım İste
  • 9.
    Şu Ana Odaklan
  • 10.
    İyilik Yap

EMEL SAYIN-ÜZÜLDÜĞÜN ŞEYE BAK-YILLAR OLDU AYRILMAMIZ


Yıllar öncesinin en güzel şarkılarından biri Emel Sayın' dan dinledik...

10 Mayıs 2018 Perşembe

Polymer clay/Fimo and resin Tutorial- Fountain/Fonte


Polimer kil çalışması harika...

Günaydınlar...


Işıl ışıl sabahımızla birlikte mutlu günler dilerim efenim...
Her şey gönlümüzce olsun.

...

 

Tarkan...
"Çok Ağladım..."
Diyor dinleyelim, ben de ilk defa dinliyorum güzelmiş.
Ama biz ağlamayalım...
:.).....

4 Mayıs 2018 Cuma

Günaydınlar...


Sevgi ve selamlarımla mutlu günler efenim...
Sabah sabah hava çok güzel.

***



İzel...
"Solmuş Gül Kasabası" diyor dinleyelim.
Ben de ilk defa dinliyorum.
Güzelmiş.
:)
;)

25 Nisan 2018 Çarşamba

Evet Bence de...


Ahmet Murat Karaduman' dan

BİR AŞK`IN ARDINDAN...
Sessizliği öğrendim senden.
Bir şarkının sadece bir şarkı olmadığını, bir türkünün sadece bir türkü olmadığını öğrendim.

Renkleri öğrendim senden.
En çok da renkleri.Ve en çok siyah’ı.Gecenin siyahı.Hasretin siyahı ,ayrılığın siyahı.Gözlerinin siyahı, saçlarının siyahı…….En çok öğrendiğim, en çok bağlandığım renk…..
Vazgeçmeyi öğrendim…
Sessizce ve derinden...İsyan etmeden,tepki vermeden,hırçınlaşmadan
vazgeçmeyi öğrendim….
Sahip olmayı ve aslında hiçbirşeyin sahibi olmadığımızı…..Zamanda bir nokta, noktada bir zerre olduğumuzu…..
Anlamı ve anlamsızlığı öğrendim……..Hayata değer katan , hayatı hayat yapan tek bir gülümseyişi……Ve o tek bir gülümseyiç çıkıp gittiğinde hayatınızdan , geriye ne kalır ki? sorusunun cevabını öğrendim…
…..
Tek bir insanda , bütün insanlığı öğrenmiş gibi……
Tek bir bakışta bütün bakışları öğrenmiş gibi……….
Tek bir dokunuşta tüm insanlığa dokunmuş gibi…….
Yanılgıyı ve gerçekliği...
Her kavramın kendi içinde zıttını yaşattığı gerçeğini……
Tek bir kere öğretmeye çalışmadığın halde.Tek bir kere suskunluğunu bozmadığın halde….Tek bir kere çokbilmiş hallere girmediğin halde……….
AŞK ‘ ı öğrendim……….
Bedelini birazdan fazla ödeyerek………..
Öğrendim…..

12 Nisan 2018 Perşembe

Ezginin Günlüğü... İnsan Sever Bir Kere...


Ezginin Günlüğü...
"İnsan Sever Bir Kere..."
Diyor dinleyelim...

Günaydınlar...


Sevgi ve muhabbetle günümüz aydın olsun efenim...
Havaların baharından mıdır, bulutundan mıdır bilmem bu sabah biraz duygusal olayım istedim...


Onur Akın
"Çam Kolonyası..."
Diyor,  
dinleyelim...

8 Nisan 2018 Pazar

Birhan Keskin' den...

Neşeyle yaptıklarımdan geçtim‬
‪Kederle durulan yere geldim‬
‪İnce uzun bir öfkenin sessiz ipiyle‬
‪Günün saf ışığının altına çömeldim.‬
‪Yenildim ben, unutuldum ve üzgün değilim, inan.‬
‪Büyüktü çünkü onların dünya arzusu‬
‪Benim otların sesiyle kaplı kalbimden.‬

...derdim bana dermân imiş | Niyâzî Mısrî


Pazar gecemize güzellikle gelsin bu ilahi...

7 Nisan 2018 Cumartesi

TARKAN - Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız)


Güne Tarkan' la başladık Tarkan' la devam edeyim...
............

TARKAN - Veda Busesi

Günaydınlar...


Güzel bir hafta sonu bizimle olsun.
Selamlar, sevgiler.
Sabahıma enfes bir Sezen Aksu şarkısının Tarkan yorumuyla başladım.
Günüm hakikaten muhteşem geçecek.
Mutsuzluklar, umutsuzluklar, dertler, tasalar bırakın bir yerlerde kalsın.
Çok güzel kuş seslerinin ve güneşin sıcaklığının hissedildiği bir sabaha uyandık.

:)

Şarkı mı?
İşte burada...
...



Tarkan...
"Her Şey Fani..."
Diyor dinleyelim...

5 Nisan 2018 Perşembe

Geldi Geldiiii...


Nisan Ayı geldiii...
Ayın 5 i olmuş bile.
Selamlar, sevgiler, mutlu günler efenim...

25 Mart 2018 Pazar

Yaşasın...

Takipçi sayım artmış.
Hoş gelmişler.
:)

Zakkum - Ben Ne Yangınlar Gördüm

Eylem Aktaş - Dalgakıran


"Herkes kendine sürgün biraz..."

Moğollar - Yolum Seninle (Sevmek Zamanı)

Besame Mucho Professional Guitar

La Paloma Spanish Guitar

My Choice 727 - André Rieu: La Paloma

İyi Akşamlar Efenim...


Bu kitabı yeni aldım ve bir solukta okudum.
Cümleler çok sade, anlaşılır ve hah tam da ben bunu söyleyecektim de toparlayıp anlatacak kelime bulamamıştım türünden.
" ...........Peki sevdiğimiz insanlar bize neden yalan söyler?
........................
Sevdiğimiz insanlar bizi hiç bir zaman sevmediği için yalan söyler..."

Berkutay Soysal

Umarım başka kitapları da olur ve okuma imkanı bulurum.

13 Mart 2018 Salı

İyi Geceler Efenim...


Yağmurlu, serin bir akşam ne yazsam, ne yazsam derken güzel bir yazı buldum okuyalım efenim...

***
Güzel bir yazı buldum. müptelalık üzerine.

***

– Ne var bu “karışım”ın içinde anlamıyorum?
– Ne gibi?
– İksir gibi bir şey bu???
– Bir kere tadını aldın mı… Müptelası oluyorsun değil mi?
– Ne var bunun içinde?
– Ne mi var güzel kardeşim? Her şey var içinde… Yaşam var en başta… Mutluluk var… Güzellik var… Işık var; parlaklık var… Hafiflik var… Kuş gibi hissediyorsun kendini…
– Sadece bu güzel duygular mı?
– Tabii ki hayır… Umutsuzluk da var Umut olduğu gibi… Karamsarlık var… Mutsuzluk da bir başka yan etkisi… Çünkü ayakların hiç bir zaman hafifçe konmuyor yere… Yere vuran ayaklarınla kırıldığını sandığın kalbin halbuki çok önceden çatlamış oluyor; fark etmediysen…
– Bundan kötü bir his var mı o zaman bu Dünya’da?
– Bilakis! Ondan daha güzel bir his yok Dünya’da…
– Bunca yan etkisine rağmen mi?
– Kesinlikle! Bunca yan etkisine rağmen!
– Eşsizliği nerde peki?
– Eşsizliği; onun yaşanmasında… Yaşanması sırasındaki yanmada… Belki de yüzlerce, binlerce, milyonlarca kişi içinde onu yaşayacak kişiyi bulma ayrıcalığında… Unutma; herkes bilir olacakları ama kimse göze alamaz yaşanacakları, yanmayı…
– Nerde bulurum peki?
– Her an her yerde hatta yaşamının herhangi bir zamanında bulabilirsin onu…
– Ya doğru zamanda bulamazsam?
– Emin ol ki; bulduğun zaman en doğru zamandır…
– Ama şartlar??? imkanlar???
– Düşünmez o hiç bunları dostum! Onlar da bir tür yan etkisidir bu müptelalığın…
– Ama haksızlık bu!
– Neden haksızlık?
– Böyle eşsiz bir şey karşına çıktığında kaçırmak istemez ki kimse?
– Öyle mi düşünüyorsun?
– Öyle olmuyor mu?
– Keşke düşündüğün gibi olsaydı…
– O yüzden mi bu kadar mutsuzluklar var peki?
– Bundan olduğunu söylemek “o”na haksızlık olur…
– Suçlu kim peki?
– Suçlu mu? Konuyu anlamamışsın dostum. Suçlu yok ki burada…
– Ne var peki?
– Bir çift, birbirine ait yürek…

Tolga Gülen' in yazısı...